Duyum siyaseti

ed9a38dd0eDünyada duyum üzerine en yetkin siyaseti Kürtler yapıyor. Kürt siyaseti bir duyum siyasetidir dense, yanlış bir şey söylenmiş olmaz. Dünyanın herhangi bir siyasal ve ekonomik topluluğunda yeriniz yoksa duyumunuz, dolayısıyla kulaklarınız aşırı gelişmiştir.

Bu sosyal hayatta da böyledir. Geçenlerde tanıdık bir kadınla karşılaştım.

“Duydun mu?” diye sordu.

“Neyi?”

“Mehmet arkadaşın durumu çok ağır. Böbreğini, dalağını ve ciğerini almışlar!”

“Ölecek desene,” diye üzüntümü belirttim.

“Bir hafta,” dedi kadın.

Dalağı, ciğeri ve böbreği alınan birinin hala nasıl yaşıyor olduğunu düşünmeden Mehmet isimli yurtsever arkadaşın yattığı hastaneye koştum. Yol boyunca ölüme dair Mehmet ile neler konuşabileceğimi düşündüm. Ölecek biriyle sohbet etmek kolay mı? Çekinerek odasına girdim, baktım Mehmet ayakta, pencere boyunca geziniyor.

“Ölmeden önceki son gücü,” diye düşündüm.

Son kez olacağı için arkadaşa sıkıca sarıldım. Suratım asık, moralim bozuk:

“Bir derdin var,” diye üsteledi Mehmet.

“Bir derdim yok, sen nasılsın?”

“Benimkisi önemsiz. Böbrek bezi üstünde bir leke vardı, onu aldılar. Yarın taburcuyum.”

Hastaneden çıkıp Mehmet’in dalak, ciğer ve böbreğini bir çırpıda alan kadının kafasını ısırmak istedim. Ama hangi birinin kafasını ısıracaksın, hepimizin yaşamı ve siyaseti duyum üzerine sürüp gidiyor.

HAKPAR Genel Başkanı Bayram Bozyel, Güney Kürdistan’da duyduklarıyla Kuzey Kürdistan’daki gündemin altını üstüne getirdi. Bayram Bozyel’in söyledikleri şunlar:

“PKK ile MİT yetkililerinin görüştüğü bilgisini aldım. Görüştüğüm Kürt partileri yetkilileri, bu aralar MİT temsilcilerinin doğrudan PKK ile görüştüklerini söyledi. MİT ile PKK üst düzey yetkilileri arasında, Kürt sorununun çözümü için karşılıklı atılacak adımlar üzerine görüşmeler sürdürülüyor. Üst düzey PKK yöneticilerinin Norveç’e gitmeleri için pasaportlar hazırlanıyor.”

Güney Kürdistan Yöneticilerinin duyduklarını yeni bir duyum siyaseti olarak Kuzey Kürdistan’a aktaran Bayram Bozyel, Kürt kamuoyunu dalağı, ciğeri ve böbrekleri alınmış bir duruma düşürdü.

Bir partinin genel başkanı sağdan soldan duyduklarını rasgele ortalığa salamaz. Bir şey biliyorsa veya duymuşsa bunun ne kadar gerçek olduğunu araştırır, karşı çıkması gerekiyorsa karşı çıkar, uygulanan plana karşı başka bir planı varsa onu açıklar.

Kırk milyon oldukları halde bin kişilik topluluklar kadar bile bir özgürlüğe sahip olmayan Kürtler yüz yıldır birbirlerini çürüttüler. Üstelik çürütme faaliyetlerini sağa sola siyaset olarak yutturdular. Hiçbir şey yapmayıp, bir şeyler yapanlara karşı durmayı Kürt siyaseti olarak adlandırdılar.

Dağlarda birkaç bin silahlı gerilla var ya, Kürtler bunları nereye postalayacağını bilemiyor. Bir telaştır almış başını gidiyor. Kimi Norveç’e gönderiyor, kimi İsveç’e… Hızını alamayıp Kuzey Kutbunu işaret edenler var…

Okyanus ortasındaki Tamil adalarına heves edenler az değil.

Ne iyi olur değil mi? Gerillaların çoğu nasıl olsa yüzme bilmiyor. Deniz mi görmüşler yüzme bilsinler! En kestirme çözüm de bu galiba! Otuz yıldır ağaç kabuğu ve kaya dişleyen Kürt direnişçilerini bir Tamil bataklığına gömünce Kürtlerin başı göğe erecek ve Kürt sorunu şıpıdanak çözülecek…

Kürt sorunu bu muydu sahi?

Türk ırk devletinin ebedi saltanatı altında birkaç bin memur ve işbirlikçi Kürdün rahat edeceği çözüm projelerini hayata geçirmek ve birkaç eski Kürtçü TRT Şeş’te boy gösterecek diye, binlerce Kürdün cesedini çiğneyip geçmek mi gerekecek?

Bilmek istemeyenlere hatırlatalım, Kürdistan davası yeni başlıyor…

Norveç, İsveç, Mahmur ve Kuzey Kutbu uyduranlara veya niyetlenenlere hayırlı olsun…

Türk devletinin, yasaklar ve cinayetlerle insanlıktan çıkarıp çıldırttığı “Barbar Kürtler” dönemi geliyor…

Bunu da bir duyum sözü olarak değil; işkencelerde, yasaklarda, cinayet takiplerinde ve sürgünlerle barbarlaşmış bir Kürt yazar olarak ben söylüyorum…

Bir toplumun elinden bütün yaşam olanaklarını ve insani davranışları alırsanız geriye yalnızca barbarlık kalır.

Uygarlık denen imparatorlukları barbar akınlarının toz duman ettiğini herhalde biliyorsunuzdur…

Roma ve Bizansı da onlar yıkmıştı…

Hasan Bildirici
bildiricihasan@hotmail.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s