Dış Kürtlere Özgürlük

Nazım ALPMAN
Dış Kürtlere Özgürlük
02 Eylül 2009 Çarşamba

Hükümetin “Kürt Açılımı” başlığıyla gündeme getirip, “demokratik açılım” şeklinde paketleyip önceki gün kamuoyuna takdim ettiği “şey”in içeriği belli oldu:

-Kürtler yine avucunuzu yalayabilirsiniz!

AKP’nin hamurunda olan “belkemiksizlik” burada da kendini gösterdi.

Ortaya attıkları konuların arkasında durma cesaretinden yoksunlar.

Çünkü AKP, hala bir siyasi partiden çok, bir projenin uygulayıcı aparatı hüviyetinde çalışıyor.

Çok sık olarak bunu yapıyorlar: Hatalarından (!) dönüyorlar.

Kürtler arasında bir umut rüzgârı estirdikten bir ay sonra gelip MHP’nin, CHP’nin yanında “esas duruşa” geçtiler.

İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın açıkladığı “açılım paketinde” en baş sıraya yerleştirilen madde şöyleydi:

“Komşu ülkelerdeki (İran-Irak-Suriye) Kürtlerin durumlarıyla ilgilenilecek!”

O ülkelerde de Kürtlerin sıkıntıları var. Örneğin Suriye Kürtlere “vatandaşlık” bile vermiyor. İran’da daha faklı sorunlar yaşıyorlar. Irak’ta ise Kürtler tarihlerinin en güzel döneminde bulunuyorlar. Türkiye’nin hemen altında uzanan coğrafyada adı “Kürdistan” bir devletleri oldu. Irak’ın Cumhurbaşkanı Celal Talabani, bir zamanlar Türkiye’nin kendisine verdiği kırmızı pasaportla gezen dünyaca ünlü bir Kürt liderdir.

AKP Irak’taki Kürtler için ne yapabilir?

Hiçbir şey!..

İran ve Suriye Kürtleriyle “ilgilenmeye” başlarsa, bu doğrudan iki komşu devletin “iç işlerine karışma” nedeniyle sorun yaratmanın dışında bir işe yaramaz.

Sormazlar mı?

Sen kendi Kürtlerine ne verdin de bizimkilerle ilgilenmeye çabalıyorsun?

AKP bu haliyle en fazla eleştirildiği yere gelip durdu. Muhalefet şöyle diyordu:

-Bu Kürt açılımı, uluslararası bir projedir. Yabancıların istekleri doğrultusunda gelişecektir!

Komşu ülkelerdeki Kürtlerle ilgilenme meselesi, tam da bu eleştirinin üstüne gelip oturuyor.

Kendi Kürtleri içinse hemen hemen hiçbir şey yapmayacaklarını bir kez daha açıklamaktan öteye geçmeyen AKP, umudun üzerinde uzun süre sörf yapamayacağını anlayamıyor. Tıpkı önceki iktidarlar gibi “oyalama politikaları” ile zaman kazanıp kendilerini seçimlere atmak istiyor.

Peki ya Güneydoğu’daki kanayan yara ne olacak?

Devlet pazarlık yapmaz, PKK’yı muhatap almayız, Abdullah Öcalan’ı tanımayız, DTP önce terörist desin sonra gelsin, Kürtçe eğitim olmaz…

Bunların hiç biri yeni değil ki… Otuz yıldır söyleniyor. Sonuç ortada!

Farklı bir şey yapmak için yola çıktığını söyleyen (“bedeli ne olursa olsun geri dönmeyeceğiz”-Erdoğan) AKP, daha ilk rüzgârda yelkenleri indiriverdi.

Milliyetçi, savaşçı, intikamcı muhalefete teslim oldu. Bu yüzden de en yüksek direğine komik bir bayrak astı:

-Dış Kürtlere Özgürlük!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s