ANLADIGIM O DIL,KIMLIGIM

Anlamadığım o dil, kimliğimdi

Tijda XAKİS

Pencereye yüzüme tükürürcesine yağmur damlaları çarpıyor ve kardeşim ile ben lojman kapısında nöbet tutan iki askere bakıyorduk. 
 
Pencereye yüzüme tükürürcesine yağmur damlaları çarpıyor ve kardeşim ile ben lojman kapısında nöbet tutan iki askere bakıyorduk.JCANO9411CA1Z2X4SCAECLJ31CAM2H5J2CAFNG9RFCAVDIZ4MCA3UYKINCA9B483PCA80CF00CAOHG4I1CANDPB3ACAQAZDSLCAMDB2AXCAI2P7MKCAHG0LBACALVBYH5CAM53F5ECAH38GN0 
 
Kardeşim “Sibel” (adı Mahir Çayan ve Hüseyin Cevahirin rehin aldığı kızın isminden esinlenerek konulmuştu), “Abla askerler aç mıdır acaba, ekmek arası bir şey götürsek mi?” dedi. Babamlardan gizilice bir şeyler hazırlayıp “asker ağabeylere” götürdük. “Asker ağabeyler” diyorduk onlara. Çünkü bizi koruyorlardı ya(kime karşı). Sonra eve geldik ve tekrar pencerenin önünden dışarı bakmaya başladık. Arkamızdan bir subay gelip, nöbet tutan “asker ağabeylere” verdiğimiz ekmekleri ellerinden alıp, yere attı ve birini tokatlamaya başladı. Ekmek arası hazırlayıp, onlara veren bizdik ve onlar bu yüzden dayak yemeye başlamışlardı. Askerin suratına her inen şamar benim çığlığım ile bütünleşmişti. Babam ile annem yanımıza gelip, pencereden bakmaya başladılar. O sırada, babam ile annemin kendi aralarında “anlamadığım bir dil ” ile konuşmaları dikkatimi çekti ve çığlığım suskunluğa büründü. Babama baktım, şaşkınca. Babam “anlamadığım dili” konuşmayı bırakıp, Türkçe konuşmaya başladı, annemle. ” Tokatlamayı bırakması için, ancak askerin kepinin yere düşmesi lazım.” dedi. Tokatlayan subayın en önemli özelliği, tokat atmaya başladığında, askerin kepinin yere düşmesini beklemesiymiş meğer. Bir parça ekmek için onur kırıcı, surata patlayan her şamar içimi parçalıyor ve ağlıyordum. Korkumdan açıklayamamıştım başta ama “Baba ekmekleri ben verdim, benim yüzümden..” diyebildim hıçkırarak ancak. Babam elini omuzuma atarak, başımı göğsüne yasladı ve tekrar “anlamadığım o dil” ile konuşmaya başladı benimle. O dili anlamamıştım, anlamıyordum, ama yüreğimi sakinleştirmişti. 
 

Evet, ben bir asker kızıyım. Dersimliyim.3217062691_afe89a08b0
 
Amcası, Dersim Katliamında, köyü basan askerler tarafından öldürülen bir askerin kızıyım ben. 
 
Köy meydanına topladıkları köylülere sırayla “Türkçe konuşun,”, demiş asker. Babamın amcası, köyde en iyi Türkçe konuşanlardan birisi olmasına rağmen, halkına yakışır duruşu ile Kürtçe konuşmuş ve kurşunlanmış.
 
Bu yüzden midir, Dersim lilerin iyi Türkçe konuşma çabası?
 
1938 Dersim Katliamından sonra, Kürdistan’ın bir çok bölgesinde olduğu gibi Dersim’de de inkarcı ve yok sayan zihniyet, sürgünlerden ve ölümlerden geri kalan halkı dili ile, kültürü ile yok etmeye ant içmişti. İşte benim babam ile anneme de valıklarını Türk varlığına emanet etmeleri dayatılmıştı. 
 
 

“Anlamadığım o dil” evimizde konuşulduğu günden sonra, kafamdaki çelişkiler, soru işaretlerimi çoğaltmış ve babamı soru bonbardımanına tutmaya başlamıştım. Bu gerçek benden, geçmişte yaşanılan acılardan korkulduğu için saklanmıştı belki. İşte “Anlamadığım o dil” ile başladı, kimlik mücadelem. Çünkü dilim, kimliğimdi.
 
 Bunları sizlerle paylaşıyorum. Çünkü Türk Devletinin bize karşı samimiyeti dün ne ise bugün de aynıdır. 
 
Sahtekarcadır.
 
Aradan çok yıllar geçmesine rağmen, halen kimliğim anayasal olarak kabul edilmiyor ve Kürt halkı kendi dili ile eğitim hakkından yoksun bırakılıyor.
 
Kürt Halkına dilini unutturmak için her türlü imha, inkar ve asimilasyon politikası uyguladınız. 
 
Başarılı oldunuz mu?
 
Başaramadınız, başaramazsınız da.
 
Burada 40 milyonluk bir halk ve onun dilinden söz ediyoruz. Kendinize gelin artık. Kürt Halkının kendi dilinde konuşması, eğitim hakkı istemesi, basın yayın ağını oluşturmak istemesi en temel hakkıdır.
 
Bu halkın dilini, kültürünü, kimliğini inkar etmek, “tek” çilik zihniyetinizde ısrar etmek ne kazandıracak sizlere?
 
Kaybediyorsunuz, görmüyor musunuz? 
 
Anadilimizde eğitim hakkımız için kimseden minnet beklemiyoruz. Bu bizim en doğal ve meşru hakkımızdır. Öyle üniversitelerde Kürdoloji bölümleri falan açmakla “sözde demokratik açılım” için bir şeyler yaptığınızı mı sanıyorsunuz? TRT 6 hamleniz gibi.
 
Unutmayın ki, dilimizi baskı altına almanız, Kürt halkının kimliğine, kişiliğine yönelik yaptığınız bir saldırıdır. Bu bir soykırımdır.
 
Bizler dilimize, kimliğimize, kültürümüze sahip çıkmak için yarattığınız tüm ağır koşullara rağmen, var olduk ve olmaya da devam edeceğiz. Her birimiz birer Mamoste Medya’yız.

Sözde başlattığınız “Demokratik Açılım” için, gerekli cesarete ve insani değerlere sahip olmadığınız belli olmuştur. Umarım ki, Sayın Öcalan’ın, teslim etmediğiniz yol haritasını incelemek, sizlere biraz cesaret verir de, “demokrasi için risk almaktan çekinmeyiz lafınızın arkasında durursunuz. 
 
Dil insanları birbirine yaklaştırır, toplumu bölmez.
 
 
Korkmayın
 
Tijda XAKİS

jiyane34@hotmail.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s