Türk bakışı

 

Nazım ALPMAN

Türk bakışı

23 Eylül 2009 Çarşamba

En baştan belirteyim ki, bu sadece Türkleri değil, Ortadoğu’da yaşayan bütün halkları kapsama alanı içinde alan “özel” bir bakış açısıdır. Ama biz Türkiye’de yaşayan bir Türk olduğumuz için kendi payımıza düşenle ilgilenmek durumundayız.

Milliyet gazetesinden Devrim Sevimay, “Merhaba Rumeli” adlı yazı dizisinde Makedonya’da ve Kosova’daki Türkleri anlatıyor. Devrim’in röportajındaki coğrafyayı 1992’de ben de dolaşmıştım. O zamanlar gazetelerin haber ve röportaj gazeteciliğine ayırdıkları bütçeler şimdikinden daha cömert olduğundan benim “Rumeli’92” röportajım 35 günlük bir seyahati, Yunanistan, Bulgaristan ve Yugoslavya’da onlarca yerleşimi kapsıyordu. Yayını da 22 bölüm/gün sürmüştü.

Türkiye’nin dışında yaşayan Türk azınlıkların gözü hep Türkiye’dedir. Ülkeden gelmiş birini bulduklarında kendi sorunlarını anlatmadan önce mutlaka sorarlar:

-Türkiye nasıl?

Bulgaristan’ın Kuzeyinde kalan Deliorman Bölgesindeki Bulgaristan Türkleri (katiyen Bulgar Türkleri değil. Bu tanımı hiç sevmezler. Zaten yanlış da) bana sormuşlardı:

-Bu Kürtler ne istiyorlar?

-Çocuklarına kendi dillerinden isim vermek istiyorlar, bir de köylerinin isimlerinin değiştirilmesine karşı çıkıyorlar.

Deliormanlı Türkler şaşırıp kalmışlardı:

-Ama bu normal… Biz de burada aynı şeyi istiyoruz. Türkiye de bizi destekliyor. Niye Kürtlere böyle yapıyor?

Devrim Sevimay, benden 17 yıl sonra benzer sorunları bu sefer Makedonya ve Kosova’daki Türklerle yaşıyor. Üsküp’te 1884’te kurulup 1944’te ikinci kez açılışı yapılan Tefeyyüz (Yükselme) Türkçe eğitim veren Balkanların en eski okulunun müdürü ile konuşuyor. Müdür Gönül Bayraktar, Türkçe eğitime devam edebilmek için sorun yaşadıklarını, ders kitapları bulamadıklarını, bazı Türk ailelerin çocuklarını Makedon okullarına gönderdiklerini anlatıyor. Müdür Bey Türkçe eğitimin devam edebilmesinin gerekli olduğunu vurguluyor.

Ne kadar güzel değil mi? Ana dilde eğitim hakkını savunuyor!

Devrim, “bizde de aynı durum var şimdi” diyerek Kürtçe eğitimi meselesini sorunca Bayraktar hoca “biz ona karşıyız” diye başlıyor:

-Diyarbakır bölgesi istenir, yarın Karadeniz sonra bu işin ucu nereye varacak?

Devrim Sevimay geçiyor, Prizren’e… Oradaki sorun ise üç dilden tek dile dönüş olması. Eski Yugoslavya döneminde sokak tabelaları bile üç dilde (Sırpça-Arnavutça-Türkçe) yazılırdı. Kosova bağımsız oldu, resmi dil Arnavutça’ya indi… Şimdi Türkler, Türkçe eğitim ve resmi yazışma için kıvranıyorlar.

Kosova Demokratik Türk Partisi Başkanı Orhan Lopar, uzun uzun Prizren’de Türkçenin devamı konusunu ve yaralarını anlattıktan sonra geliyor Türkiye’ye… Lopar kardeşimiz de Türkiye’de Kürtçe eğitim hakkına karşı olduğunu söylüyor:

-Anadilde eğitim hakkı bizim anayasamızda vardı!

Balkanlardaki soydaşlarımız damarlarındaki Türk kanlarından hiçbir şey yitirmediklerini gösteriyorlar.

-Biz anadilde eğitim yaparsak iyidir. Türkçe yaşar, gelişir!

-Türkiye’de Kürtler anadillerinde eğitim yaparlarsa?

-Bu çok yanlış bir şey olur!

İşte bu kadar açık…

Sadece kendine yontan bu bakış açısının siyasi literatürde artık bir adı var:

-Türk bakışı!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s