Irkçılar övünecek bir mirasa sahip olmalı… Kürd’ün intiharı

Irkçılar övünecek bir mirasa sahip olmalı… Kürd’ün intiharı

Kürt dinle! Dinle de not et. Türk TV’lerine kanma! Onların tehditlerine, övünmelerine ve seni aşağılamalarına papuç bırakma! Aynen mukabelede bulun. Baş düşman tarafından yazılan ve uygulanmakta olan senaryoları anla, bil!

Bu bir psikolojik harekattır!

Bu, beyinleri teslim alma savaşımıdır!

Bu seni korkutma atılımıdır!

Kanma onlara.. Duruşunu dikleştir! Bil ki… Bil ki hiç bir halt yiyemezler, yiyemeyecekler..

Türk Devleti psikolojik savaş boyunca geniş ölçüde ırkçılığı, dini bir boya ile örterek kullanıyor. Irkçıdırlar, ama saf bir ırkları yoktur. Varolan saf Türk ırkına mensup kişileri ise hiç beğenmezler. Bunlara “köylü”, “sürü peşinde koşan aşağılık Türkmen” gözü ile bakarlar. Bu devletin Türkçülük şampiyonları olarak boy verenler ise devşirmeler, Ermeni, Kürt, Çerkez, Laz, Gürcü ve Arap dönmelerdir.

Övünecekleri silah, talan ve katliamdan başka bir şey yoktur. Tarihleri hep kan kokar. Devşirmeleri istila ettikleri hristiyan köylerinden koparıp alan ve bunları sonradan ailelerine düşman kılıp onların üstüne salan vicdansızlardan başka ne beklenir? Yine de üstünlük taslarlar. Kişiye tapıcılık bunlarda neredeyse genetik bir kod haline gelmiştir. Düşünün tuvaletlere bile Atatürk büst ve heykellerinin konduğu bir coğrafya nemenem bir şeydir? Normal, insancıl Türkler’i tenzih ederim, ama “Türküm” diyen her yüz kişiden 95-97’si bu zihniyete sahiptir.

Türk;

Soruyorum sana: Tarihte kan, gözyaşı ve talandan başka neyin ile övünebilirsin? Hangi uygarlığın mirasçısısın? O uzun tarihi süreçte yakıp yıkmaktan başka ne öğrendin? Dişe dokunur ve sana ait olan bir mitoloji mi var? İç iktidar çatışmanızda yenilgiye uğrayıp sökülmekte olan milliyetçi örgütünün adı neden Ergenekon? Ergenekon Moğolistan’da bir akarsu değil mi? O halde sana tarihin gördüğü en yıkıcı talancısı Cengiz’in torunları dediğimde neden kızıyorsun? Neden kendi “ırkın”ın arasından çıkardığın tarihi bir edibin, sanatkarın, müziğin yok veya olanla yetinmiyorsun da başkalarından çalıyorsun?. İbni Sina nasıl “Türk” olabiliyor? Mevlana Celaleddin-i Rumi’yi tapulaman hangi aşağılık duygusunun sonucudur? Mimar Sinan’ın Türk olduğuna dair bir delil yaratabildin mi? Kafatasını bile ölçmeye kalkmadın mı? Başkalarının otlağında fazilet arayan Fuzuli ve benzerleri nasıl oluyorda Kürt veya Fars olmuyorlar da Türk olabiliyorlar? Abdulhamit adlı padişahının ve hatta fatihliği ile övündüğün talancı Mehmet Sultan’ının yüzde kaçlık kısmı Türk kalmıştır? Ordunuzun tepelerini tutanlardan kaçı Türk’tür? Kemal mı? Hain İsmet mi? Hatta en kanlı kaatillerden biri olan Büyükanıt mı Türk’tü? Göçmen İlker mi? Hain Gürsel mi? Türkçülüğün Esasları’nı yazan Amedli Hain Ziya Gökalp’ı hala el üstünde tutman bir çaresizlik değil mi?

Yazılı tarihte adının ilk geçtiği yapıt MS 760-80 yıllarından kalma olan Orhun yazıtları değil mi (oysa Kürt adı MÖ 3500’lü yıllarda Sumer yazıtlarında geçer)? Nerede uzak geçmişin? Hunlar’a sahip çıkan sende hiç mi utanma duygusu yok?

Evet, bunlarınki komşu eliyle yaratılan bir ırkçılıktır.

Kürdistan’a tam hakim olmaları 1800’lü yıllarda gerçekleşen Türkler, bu hakimiyeti 1000 yıl geriye kadar çekerler. Şunu da peşinen kaydedeyim; bir saatlik Türk veya yabancı hakimiyetini bile utanç verici bulmayan bir Kürd’e Kürt demem. Ama maalesef durum bu..

Eli her zaman kanlı olan bu devlet yapısının MİT, JİTEM, Polis istihbarat, Kontralar ve Özel Harp Dairesi’nin veya yeni adı ile Kontr-gerilla’nın katılım ve raporlarının sağladığı güç ve bilgi eşliğinde, son zamanlarda uyguladığı derin bir plan oluşturulmuştur. Bu plan gereği Kürdistan’daki direniş odaklarını biribirlerinin aleyhine teşvik ediyor, DTP ile Kürt halk kitlelerini karşı karşıya getirmeye çalışıyor. O da tutmazsa DTP’yi kapatıp yöneticilerini zindanlara tıkmayı ciddi bir şekilde düşünüyorlar. Çok ahlaksızca uygulanan ve Obama kokan bu plan sayesinde halk yoğun bir desinformasyon bombardımanına tutulmakta, havuç-kırbaç politikası alabildiğine uygulanmaktadır.

Son zamanlarda siyasi arenada “provokasyon”, “ihanet”, “teslimiyet” lafları almış başını gidiyor. MHP, nara üstüne nara patlatarak ortalığı kan gölüne çevireceğini ima ediyor. AKP Lideri’ni “yüce divan”a vermekle tehdit ediyor. CHP Lideri “neo Ata”, Kürtler’e gösteri yapma ve sevincini gösterme fırsatını verdiğini iddia ettiği Erdoğan’ı yerden yere vuruyor. Erdoğan ve ekibi ise, “vurun abalıya” misali DTP’ye yükleniyor. Söz konusu Kürt partisine saldırarak koskoca bir halka hakaretler yağdırıyor.

Neden?

Nedenini hepiniz biliyorsunuz.. Dağlardan ve Mahmur’dan gelen kafilelerin halk tarafından bağra basılması değil mi? Ulusal bilincin tüm tedbirlere rağmen dipdiri kalması değil mi?

Şimdi hukuka dönelim:

Farz edin ki Türk Devleti Kürtler nezdinde de meşru sayılmaktadır. O zaman evrensel hukuka ve hatta bu devletin hukukuna bakalım: “Suçluluğu mahkemeler tarafından sabitleştirilmemiş herkes masumdur” ilkesi 34 Kürt için de geçerli olmalıdır. Tamam, karşılama ekibi ve halk saatlerce Habur’un kapısından içeri geçişi ve gerillaların serbest bırakılmalarını beklemişti. Kabul.. Fakat herhangi bir taşkınlık söz konusu oldu mu? Hayır. Demek ki her şey hukuka, gösteri yapma hakkına uygun olarak cereyan etmişti. Serbest bırakılma anından itibaren bağra basma olayı, artık tam anlamı ile meşru zeminine oturmuştu. Halk, sözüm ona “terörist”i değil, kendi evlatlarını, barışa katkıda bulunmak için her şeyi göze alarak düze inen 34 kişiyi bağrına basma hakkını kullanmıştı. Terörist Devlete inat, büyük bir olgunluk içinde. Ne yapalım, Erdoğan’ın “karşılama çadırlarda olmalıydı” yolundaki sözleri bu hukuksal yorum karşısında havada kalıyor. Hem Hakkari’den, Van’a, Silopi’den İstanbul’a kadar uzanan bir yarış pistine çıkan bir milyonu aşkın insanı içine alacak çadır bulunabilir mi?

Ama ne Türk Devleti meşrudur, ne de o devleti yöneten ve yönetmeye soyunanlar meruiyeti içlerine sindirebilmişlerdir. 1223’ten beri Kürd’ü aldatan, kırımdan geçiren, Seyyid Riza’nın dediği gibi “Hukumeto zureker” meşru bir devlet olarak kabul edilebilir mi? Vicdanı kara insanların vicdanlarını tabiattaki hiç bir madde temizleyemez. Onlar ancak daha büyük bir güç tarafından derslerini aldıkları zaman süt dökmüş kediye döner ve rakibe yaltaklanırlar.. Avrupa ve ABD bu gösterileri görmezden geldi. Uygar olduklarını söyler, çıkarlarını korumak için yaptıkları müdahaleleri gizlemek için uygarlık ihraç etmiş gibi davranırlar.İşte bu uygarlık ihracatçılarının şampiyonu Obama, boşuna halkın iradesini hiçe sayarak “Kürt satışına devam”, “hem de kelepir fiatına” demedi. Asıl amaç 1990 öncesine dönmekti. Bunun için de Kürt feda edilecekti.

Bunların demokrasi anlayışı budur.. Tüm hayatları tüccar zihniyeti çerçevesinde kararlar almakla geçti, geçecek. İran Seçimleri sonrasında yapılan ve bir balon gibi sönen gösterileri göklere çıkaran Batı dünyası, çok daha kararlı, bilinçli, ne yaptığını bilen, haklı ve İran’dakinin iki misli olduğu kesin olan kitleleri görmezden gelmeyip de ne yapacaklardı?

Ama “maalesef” diyerek kaydedelim ki Kürt bir yanıyla dirilişe doğrulmuşken, diğer yanı ile kendi başını yemekle meşgul. “Açılım”ı yanlış yorumlayan, hiç bir adım atmayıp laf üreten AKP iktidarı için övgüler dizen Güneyli kardeşlerimiz aslında kendi kuyularını kendileri kazıyorlar.. Hem de bilgiçlik taslayarak! And olsun ki, Türk’ün Güney için biçtiği istikbal, ölü Kürt istikbalidir. Güney’de palazlanan rant kapitali bazılarını servetlerinin üstüne titrer duruma getirmiş olabilir, ama bunun çıkar yol olmadığı tez elden görülecektir. Güney 2005’ten beri bütün haklılığınave çabasına rağmen hiç bir şey alamadığı, hep oyalandığı bilincine Mahmud Osman düzeyinde de olsa ermiştir. Ama bu yetersiz, etkisiz ve kişisel çıkışlar batışı engelleyemez. Toplu eylem olmadan hakkaniyetli bir çözüm yaratılamaz. Türk Devleti Irak ile görünürde 40’ı aşkın belge imzalarken, kapalı kapılar ardında Sadabad Paktı’nın yeniden hayat bulmasını sağlamış bulunuyorı. Bakar görmezler bu paktın amacını iyi bellesinler.. Suriye ile tam bir kardeşlik havası yaratılması boşuna değil. İran ile doğal gaz ortaklığı yaratmaları sadece ticari mi?

Ben bu konuyu şimdilik kısa kesiyorum. Ama buradan direnişçilere seslenmek istiyorum: Yeni Yaşarlar yaratmayın. Kemaller’in Türk Devleti’ni aratırcasına ötüşü sizin kararlılığınızı bozmasın. Bazı sanatçıların şöhret tutkusu ile hareket etmeleri sizi moral açıdan etkilemesin. Bugün Erdoğan’ın bir göz kırpması ile bavullarını hazırlayan teslimiyetçiler sizi hiç etkilemeyecektir. Bunu biliyorum. Şiarınız; “Kürtsüz bir dünya, batmış bir dünya” olsun. 60’bin şehidimizin ruhunu şad etmenin, şehid ailelerimizi mutlu etmenin yolu onurlu bir ölüm de olsa, ona güler yüzle koşacağınızı biliyorum. Çünkü siz ve halkımız “hayatı uğrunda ölecek kadar” seviyorsunuz.

Dünyanın her tarafında bolca bulunan

Vicdansızlara,

Kaatillere,

İnsan hayatını bir damla petrole, bir metreküp gaza feda edenlere,

Uygarlık yıkıcısı ikiyüzlü haysiyetsizlere,

İç ve dış düşmanlara

Karşı koymaktan geri durmayacağınızı biliyor, hak yolundaki mücadelenizde gazanız şimdiden mübarek olsun diyor, hepinizi o dünyalara değer gözlerinizden öpüyorum..

2009-10-31

Aşavan Sirac Kekuyon

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s