Küçük Qadi Muhammed’e

Küçük Qadi Muhammed’e

Fırat Aras

Tarih: 13 Kasım 2009 Cuma

Ölümünden önce yazdığın mektubunu okuyunca ağlamaklı oldum.

Ruhumun bir köşesinde, düğümlenmeler yaşadım.

Kürdistan sorunu temelinde yaşadığım acılarım ve çatışmalarım azdı…

Birden boğazıma yapıştılar.

Boğulur gibiydim.

Kıvranıyordum.

Ağlayıp bir nebze olsun rahatlamak istiyordum… Ancak gözyaşlarımın akmama inadı tutmuştu.

Gözyaşlarımı içime akıtmak zorunda kaldım.

Zaten bir şey kötü gitti mi, her şey el birliği ederek sana karşı cepheleşir.

Göz yaşların bile kancıklık etmeye başlar.

Ölüme kadar varan sahnen, çok acı ve elem verici olup, yaralarımıza tuz bastı.

Kendini Kürt olarak his edip bu soruna el uzatmış olan herkesin yarasına tuz bastı…

Bu sorunla ilişkili olanların geçmişinde öyle vahşi sahneler var ki…

Her yeni sahne, var olan yaralanmalarını daha da derinleştirmekte…

Bedenlerini imha edebildiklerini ettiler, edemediklerini de bir şekilde yaralı bıraktılar.

Ruhen, bedenen.

İdam kararını babanın eline vererek yollamışlar.

Fars kancıklığını bilirim, şaşırmadım.

Qadi Muhammedin vasiyetinden bilmiştim.

Fars’ın “dini ve imanı yoktur” diyordu sizlere karşı…

Evet İhsan, sadece Farsın değil, Türkün ve Arabında “dini, imanı,vicdanı yoktur” bize karşı…

İmansızlıklarına muzdaripliğimizin de tek sebebi, Türk’e, Fars’a ve Araba ülkemizin, gönlümüzün kapılarını açmamız oldu.

Kardeşleşmemiz, en zor anlarında sahiplememiz sebep oldu.

Bizler, onlara ülkemizin ve gönlümüzün kapılarını açtık, onlar kapılarını açtığımız her şey’e göz dikti…

Ülkemizi işgal ettiler, bizi uşak gördüler, gönlümüze ise kurşun sıktılar.

Bir baktık ki çıplak köleler gibi ortada kalmış, kırbaçlanıyoruz.

Keşke başkalarına duyduğumuz sıcaklığı bir birimize karşı his edip, bu üç kağıtçıların kurbanı yapmasaydık kendimizi…

Şimdi de, bizden aldıklarının küçük bir kısmını geri almak adına mücadele ediyoruz.

Bunu bile vermiyorlar.

Düşün…Biri babamı öldürmüş, annemi de nikahına aldıktan sonra ortadan kaldırmış, anne ve babanın hukukundan vazgeçtim, bari gerdanlığını ver diyorum, bunu bile kabul etmiyor.

Gerdanlığını isterken, kızmaması için söylemlerimi bile ayarlamak zorunda kalıyorum.

Çok elem verici bir durum ve çok zoruma gidiyor İhsan’ım.

Oysa sen, çekinmeden ve cesurca, doğru olanı dile getirdin, Farsın kirli yüzüne çarptın.

İdam sehpasına giderken, “Siz benden korktuğunuz için zayıf bir devletsiniz. Diktatör devletler korktukları kişileri öldürür. Bu nedenle zayıf olan siz, büyük olan benim” demişsin.

Elbette güçlü ve büyük olan sen, zavallı ve korkak olan onlardır.

Onlar ancak hile, kancıklık ve korkaklıkla tuzaklar kurar, senin gibi yiğitleri korkakça öldürürler.

İdam sandalyeni, bu korkakların itmesine fırsat vermemeni çok iyi anlıyorum.

Ölümünü kirletmelerine müsade vermedin.

Bu şekilde ölerek, onlardan en büyük intikamı aldın.

“Her ölüm, beraberinde yeni bir yaşamı da getirir” demişsin.

Öyle İhsan Öyle…

Ancak her ölüm beraberinde yaralanmaları da getiriyor.

Halkın ve kardeşlerin olarak, arkandan yaralı düştük.

El veda…

Fırat Aras
hurrimitani@hotmail.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s