Basından Seçmeler: Kürtlere akıl vermeyi bıraksak…

Meclis’e dönme kararı veren, DTP’li milletvekillerine ne kadar teşekkür edilse azdır…
DTP kapatılsın diye ortalıkta dolaşanların bir kısmı bile, DTP kapatıldıktan sonra tutumlarını değiştirdiler ve “DTP’liler Meclis’e dönsün” diye çağrılarda bulundular.

Aklın yolu bir. DTP’lilerin Meclis’i terk etmemeleri, ‘açılım’ için tayin edici önemdeydi. Bu tutumlarıyla DTP’liler AK Parti’ye de önemli bir fırsat daha verdiler.
Ahmet Türk’ün ‘dönüş kararı’nı açıklamasının ardından ‘DTP’ye akıl verenler’, TV kanallarında eski üsluplarını sürdürüyorlardı. Yaşadığımız son bir ay ‘DTP’yi kapatın’ diye kampanya yürütenlerin bu sürece ne kadar zararlı olduklarını ortaya koydu. DTP’nin önemi, kapatıldıktan sonra çok daha belirgin hale geldi.
***
Seçim değil atama yoluyla göreve gelen, seçmen kitlesine ve demokrasinin kurumlarına karşı bir sorumluluğu olmayan Anayasa Mahkemesi’ni oluşturan 11 kişinin 20 yıldan beri bu ülkenin canına okumakta olduğunu görüyoruz. Geçen yıl iktidar partisi bile kapatılmanın eşiğinden döndü. İktidar partisinin kapatılması halinde ortaya çıkacak olan siyasi ve toplumsal kargaşanın hesabının nasıl verileceğini merak etmiştim. ‘Parti kapatma’nın zorlaştırılmasını sağlayacak olan adımlar bir an önce atılmalı. Anayasa Mahkemesi’nin bütün Türkiye’nin geleceğini ve kaderini belirleyecek bir kurum olmaktan çıkartılması şart.
***
DTP’liler Meclis’e döndüğüne göre bundan sonra neler yapılabileceği üzerine daha somut şekilde düşünmekte yarar var… Özellikle de Abdullah Öcalan ve PKK meselesinin vakit kaybetmeden analiz edilmesi gerekiyor… Ahmet Türk’ün açıkladığına göre DTP’lilerin Meclis’e dönmesini isteyenlerden birisi de Öcalan olmuş. Yani Öcalan, çözüm için önemli bir etken olarak varlığını koruyor.
Eğer, açılım süreci devam edecekse -ki edeceğini hükümet açıkladı- sürecin en önemli hedefi olan ‘PKK’lıların dağdan indirilmesi’ hâlâ önümüzde duruyor. ABD ile ve Kuzey Irak’taki Kürdistan yönetimiyle yapılacak işbirliğinin bırakın PKK’nın dağdan indirilmesini, Mahmur Kampı’nın boşaltılmasını bile sağlamaya yetmeyeceği ortada…
Konunun ilerlemesinin en önemli ayağının Türkiye Kürtleri (ve doğal olarak onların Meclis’teki temsilcileri) olduğu, giderek netlik kazanıyor. Bu imkanın kullanılması hâlâ olanak dahilinde. Bu konuda bundan sonra daha dikkatli davranılacağını umuyorum. Kürtlere ne yapacaklarına ilişkin akıllar vereceğimize, bu kırılgan imkânı nasıl elde tutabileceğimizi konuşmamızda yarar var.
Türkiye’nin şu anki psikolojik ortamı, PKK ile ve Öcalan’la direkt konuşmaya olanak vermiyor olabilir. Meclis’te yeni kurulacak olan grup bu bağlamda önemli… DTP’liler aradan çıkartıldığında manzaranın ne kadar korkutucu bir hal aldığını görmüş bulunuyoruz.
Psikolojik ortam değişir ve DTP’lileri ‘günah keçisi’ olarak gören anlayış yaygınlığını yitirirse, süreçte ilerleme sağlanabilir. Yıllardır gerçekleştirilememiş olan yasal değişikliklerin de artık gündeme gelmeleri şart. Geçenlerde karşılaştığım bir savcı, Siyasi Partiler Yasası’ndaki ‘Türkçe dışında propaganda yapılamaz’ hükmü nedeniyle soruşturma açmaya devam etmek zorunda kaldıklarını söyledi.
Seçim Kanunu’ndaki yüzde 10 barajı da Kürt meselesini etkileyen temel faktörlerden birisi… 12 Eylül’den bu yana, seçimlerle ve siyasi partilerle ilişkili olan bütün kanunlar, Kürt kimliğini temel alan partilerin herhangi bir olanaktan yararlanmasını engellemeyi temel alan şekilde hazırlandılar… Örneğin Kürt partileri yüzde 6 civarında oy aldıkları için siyasi partilere yardım konusunda yüzde 7 kotası koyuldu… Bu ve bu gibi birçok engelin bir an önce ortadan kaldırılması şart.
***
Ama ilk hedeflenmesi gereken, ruh halinin değişmesinin sağlanması… Kürtlerin kimlik ve kültür haklarının aciliyetini belirtmeye gerek yok…
Ama belki ondan bile önemli olan, üslubumuzu, dilimizi, yaklaşımımızı değiştirmemiz…
Kürtler bu toprakların bir parçasıdır… Biz bu ülkeyi onlarla birlikte kurduk, gerçek demokrasiyi ve gerçek barışı da (eğer kurabilirsek) onlarla birlikte kuracağız. Onlar da herkes gibi bu ülkenin, bu toprakların sahipleri. Bu konudaki ayrımcı tutumdan daha fazla vakit kaybetmeden uzaklaşmak zorundayız.
Şimdi yeni bir döneme girdik. Kürtlerin ne yapacağı değil, birlikte ne yapacağımız, geçmişte yaptığımız hataları tekrar etmemeyi nasıl başaracağımız üzerine kafa yormak zorundayız artık. Kürtlere yol göstermeye/akıl öğretmek çalışmak yerine, Türkiye’nin yeni rotasını hep birlikte çizmek ve Türkiye olarak yeni bir akıl üretmek zorundayız.

Oral ÇALIŞLAR

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s