Tokat eylemi ve aydın faşizmi

Tokat eylemi ve aydın faşizmi

Hasan Bildirici

Tarih: 18 Aralık 2009 Cuma

20 milyon Alevinin inancını, yirmi milyon Kürdün etnik kimliğini gizleyerek yaşadığı bir ülkenin aydınlarından söz ediyoruz. Türkiye faşizminin yalnızca ordu ve bürokrasiden kaynaklanan bir faşizm olduğunu düşünürseniz yanılırsınız. Türkiye aynı zamanda bütün kritik zamanlarda çocuk çağındaki muhaliflerin siyasal serseriliklerini bahane ederek, son aşamada düzenin iyileştirilmiş baskısından yana tavır alan faşist eğilimli aydınların ülkesidir.

Türk aydın faşizminin etkisi altındaki Kürt aydınları, sistemin iyileşmemesini, Kürt sorunun çözülememesini, devletin ve hükümetlerin gerekli adımları atamamasını PKK veya kimi muhalif örgütlerin kritik zamanlarda yaptıkları eylemlere bağlamaktadırlar.

Bu, faşizmi mazur gösterme anlayışıdır. Faşizm, düzenini devam ettirebilmek için muhaliflerin bütün eylemlerini kullanmak isteyecektir.

PKK’nin Tokat eylemi, aydın faşizminin elinde, kendi yamuk konumunu savunmada önemli bir koz oldu.

Bende ise hiçbir his uyandırmadı. Donuk bakışlarla habere bakıp durdum. Cenaze törenleri ve feryatlar geldi gözlerimin önüne. Çünkü bir ülkede çatışmalara neden olan bir sorun varsa, her an, her yerde, her biçimde eylem, suikast ve saldırı olabilir. Bu eylem ve saldırıları sahiplerine göre kınamak veya sahiplerine göre hoş görmek, sorunun çözümüne hiçbir katkı sağlamaz…

Fakat Türk aydınının 86 yıldır yaptığı tamamıyla budur.

Türk aydınlarının ve gazetecilerinin Kürtlere çok sık sordukları bir soru var:

“PKK’ye karşı mısınız?”

Biz Kürtler de Türk aydınlarına ve gazetecilerine şu soruyu soracağız:

“Peki siz Kürtlere cellatlık yapan Türk devletine karşı mısınız?”

Verilecek cevabı tahmin edebiliyoruz:

“Devletle PKK aynı değil.”

Benim aydın faşizmi dediğim budur işte. Bu aydın faşizmi ısrarla Kürtlere celladını sevmesini söylemekte; devleti sevmeyen yığınlara karşı da şiddeti meşru görmektedir.

Diyelim ki, bu aydın kesiminin PKK ile sorunları var. PKK’yi köylü buluyorlar. Bir grup aydın veya şehirli, “Kürdistan Bağımsızlık Partisi” isminde yeni bir hareket kursa, bu aydınların bakış açısı değişmeyecektir. Devlet, Kürdistan Bağımsızlık Partisinin tüzüğüne, basınına, gösteri ve yürüyüşlerine saldıracak, devlet saldırılarına karşı kendini korumak isteyen Kürdistan Bağımsızlık Partisinin üyeleri “teröristlik”le suçlanacaklardır.

Türk aydının istediği Kürtçülüğün niteliği bellidir. Bunun adını, “kurbağayı ürkütmeyen Kürtçülük” tür. “Kurbağayı ürkütmeyen Kürtçülük”le Kürtlüğü idare etmek kolay bir iştir.

Kürdün kendi ulusal yasası ve iki kelimelik ortak hukuku olmayınca, Türk faşizminin aydın ve yazarları Kürtlere işte böyle yasa ve hukuk çerçevesi çizer.

Çok acımasızdırlar. 86 yıllık faşizm bunların kafasında öyle bir Türkiye imajı yaratmış ki, Hakkarili birinin kendileri gibi düşünmediğini gördüklerinde çıldırıyorlar.

Devlet, Türklerin devleti; Kürtlerin ise celladıdır dediğimiz zaman aval aval yüzümüze bakıyorlar. Devletin Kürtlerin celladı olduğuna dair inanılmaz örnekler veriyoruz; geçiştiriyorlar. Dersim, Zilan, Koçgiri, Ağrı katliamlarını unutacaksınız diyorlar. Atalarınızın kelle yerini istemeyeceksiniz. Ülkenizin ismini kullanmayacaksınız. Sivillere yönelik 17 bin beşyüz cinayeti es geçeceksiniz. Okullarda Kürtçe eğitim talebiniz olmayacak…

Sadece devlet faşizminin değil, aydın faşizmi altında çıldıranların bir iki kritik eylemi en Kürt yanlısı görünen aydının da sigorta sistemini attırıyor ve onu bir anda muhalif örgütün karşıtı haline getiriyor…

Normal devletler, temel sorunlara, muhalif örgütlerin davranışlarına göre bir yaklaşım göstermezler. Fransa’daki Afrika kökenli gençler, binlerce araba yaktıkları zaman Fransız devleti onları cezalandırma toplantısı yapmadı. Sorunların kaynağına yönelik toplantılar yaptı. Sonra birden bire araba yakmalar durdu. Neden durduğu da anlaşıldı: Fransa devleti, Afrikalı gençlere ayrımcılıkla mücadele sözü vermişti. Bununla da yetinmeyerek, yanlış hatırlamıyorsam, olaylara katılan elli bin gece iş ve eğitim olanağı sağladı…

Türk aydını, Tokat’ta yedi askerin öldürülmesi yüzünden açılımın durduğunu ve DTP’nin kapatıldığını söylüyor bize. O zaman öldürülecek yedi asker her zaman bulunacak ve kapatılacak Kürt partisi her zaman olacaktır.

Bundan 15 yıl önce Bingöl’de 33 asker öldürülmeseymiş Kürt sorunu çözülecekmiş! Bu da Türk aydın faşizminin bir yalanıdır. İkinci Dünya Savaşında 50 milyon asker öldü, ama devletler arası sorunlar çözümsüz kalmadı.

Türk aydın faşizmi, Kürt sorunun bir ulus ve vatan sorunu olduğunu unutturmak için her dönem yükleneceği bir aşırılık bulabiliyor. Açın, Dersim katliamı sırasında basılmış tüm gazeteleri ve aydın makalelerini okuyun, “Dersim’de İsyancı şakilerin telef edildiği” başlıklarını göreceksiniz. Şimdi ortaya çıkıyor ki, Dersim’de isyan falan yokmuş… Zilan Deresi’nde öldürülen 20 bin Kürt hangi isyana katılmıştı?

Türk aydın faşizmiyle, Türk aydın faşizminin etkisi altında olan Kürtlerin Kürt toplumuna çizdiği hareket serbestliğinin çerçevesi şu:

“Sus, konuşma, hareket etme, taş atma, polise karşı gelme… Devlet ne verirse yetin ve otur…”

Bu talimatların dışındaki davranışlar devleti tahrik ediyormuş… Bu, aydın despotizmi, aydın faşizmidir… Böyle konuşan ve düşünen aydınlara sormak lazım: Yaramazlık yapan çocuklarınızı öldürüyor musunuz? Cam, çerçeve indiren, komşunun arabasını çizen çocuğunuzun kolunu mu kırıp atıyorsunuz?

Benim yaşadığım Avrupa şehrinde, Bir Mayıslarda, gençlerin kıracağı bilindiği için bankalar önceden kırılacak özel camlar takarlar. Aşırı gençlik örgütleri de bu camları büyük bir hevesle indirirler aşağı. Ülkeler ve şirketler gençliklerinin streslerini ve adalet isteyen asiliklerini böyle kontrol ediyor… Türk aydını, taş atarken sırtından devlet kurşunu yiyen ölü Kürt gencine bakıp onları ayaklandırıyor diye PKK’yi suçluyor. Peki bu aydınlar, her dönem destek sunduklarını söyledikleri Filistin’de, bir Yahudi’ye arsa veya emlak satmanın idamla cezalandırıldığını biliyorlar mı? Bu suçu işleyen Filistinlinin gövdesine lastik geçirilerek yakıldığını duymadılar mı?

Türk aydınının ve Türk devletinin belirledikleri dışında Kuzey Kürdistan Kürtlerinin tek kelimelik ortak hukuku ve siyaseti var mı?

Herkesi teslim almışlar. Kürtlerin kendi içindeki karşıtlıklar da Türk basını ve televizyonları aracılığıyla sürdürüyor tartışmalarını. Türk aydın faşizmi Kürdü sisteminin yanaşması yapmakla kalmamış, Kürt aydınlarını da kendilerine benzetmişler. Kullandıkları dil aynı. Mazeretler aynı. Karşı çıktıkları şeyler aynı… Kullandıkları araçlar da aynı…

Türk aydınları ve köşe yazarları Kürtlerin ve Kürt aydınlarının Tokat eylemine ilişkin görüşlerini soruyor ve kınayıp kınamadığımızı öğrenmek istiyorlar… Soru yamuk sorulursa, yamukluğa rağmen cevap verilirse verilen cevap da yamuk olur…

Aydını aydın yapan, olaylara bakıştaki bütünlüktür. İktidar ve egemen olanla, mağdur ve işkence altında olanların olaylara bakışı aynı olamaz. Türk aydını, dili ve ülkesi yasak olmaktan dolayı dağlara sığınmış silahlı Kürt çocuklarının öldürülmesini meşru görüyor mu görmüyor mu?

Gördüklerini söylüyorlar. Açıkça belirtiyorlar. Türk devletinin hakim olduğu Türkiye coğrafyasının hiçbir santimetre karesinde silahlı muhalifler olmaz diyorlar… Olursa devlet öldürür veya tutuklar diyorlar…

Biz de bir değil, bir milyon kez kanıtlıyoruz ki, bu devlet ortada bir neden yok iken de bizi öldürüyor. Dilimizle okumak istediğimiz zaman da öldürüyor. Ülkemizin adını geri istediğimizde de öldürüyor… Renklerimizi taşıdığımız zaman da öldürüyor… Bundan dolayı da bir değil, onlarca kez çatışma çıkıyor…

Bu nedenlerden dolayı iki güç çarpışıyorsa, bu güçlerin nerede birbirlerine vurduklarına bakılmaz. Aydının görevi çatışan güçleri çatışmazlık pozisyonuna itmek olmalıdır.

Aydının çatışma sırasında dahi savunması gereken temel insanlık kuralları vardır:

1-Siviller öldürülmez… (Türk devleti, gerilladan çok sivil öldürdü.)

2-Esirlere kötü muamele yapılmaz…(Türk devleti yakaladığı gerillaların gözlerini oyup kulaklarını kesti…)

3-Esirler istekleri dışında herhangi bir ifadeye zorlanamazlar…(Türk devleti yakaladığı her PKK’liyi ağır işkencelerden geçirdi, kimisini JİTEM tetikçisi yaptı… PKK, esir Türk askerleriyle ekmeğini paylaştı)

4-Bir insanın diline, dinine, inancına bakarak ona zulüm edilemez…(Türk devleti 4 bin Kürt köyünü boşalttı. Kürt aydın ve yazarlarını öldürdü. Kürt olduğu için onları aşağıladı… PKK, Türk kimliği taşıdığından dolayı ne bir aydın öldürdü, ne bir Türk köyü boşalttı…)

PKK’nin var olan suç ve günahlarının çoğu kendi insanına, kendi örgüt elemanlarına yöneliktir. Türk olduğundan dolayı tek insana fiske vurmamıştır PKK.

Türk aydınlarının bilmesi gereken bir şey var: Bu kadar yaygın bir kitle ve silahlı güce sahip olan PKK, Türk devletinin ve Türk aydınlarının görebileceği en ılımlı ve uzlaşılabilecek örgüttür. PKK’ye eğer, kurşun ve ölüm sesleriyle büyümüş isyan halindeki Kürt gençliği hakim olursa Türk aydını ve siyasetçisi bugünkü PKK’yi çok arayacak, fakat bulamayacaktır.

Bu tespit bir abartı değildir. Türk devletinin ve Kürtlerin insan öldürme kapasiteleri bellidir. Bu çağda insan öldürmeyi bir politika haline getiren devletlerin örgütler kadar bile bir geleceği yoktur. İnsan öldürme ve yakıp yıkma konusunda Türk devletinin rezervleri doludur… Tarihi katliamlar nedeniyle doludur… Türk devletinin yeni bir Kürt kırımını ne Kürtler ne de dünya insanlığı affeder…

Son olarak Türk aydınlarına diyeceğimiz şey şu:

Kürdistan adında bir ülke var. Bu ülkenin halkı, Türk devletinin acımasız baskısı altında can çekişiyor… Aydınsanız, muhalif hareketin davranışlarına takılmadan bir devletin yapması gereken görevleri hatırlatırsınız. Eğer siz bunları yapmazsanız, Kürt halkı ve gençliği PKK’nin mücadele alanlarını ayrışmanın, şiddetin ve giderek kopuşun eğitim sahası haline getirir…

Siz devletinizden Kürtlere cellatlık değil, gerçek anlamda devletlik yapmasını isterseniz, Kürt aydınları da PKK’nin aşırılıklarına tavır alır…

Siz devletinize tavır almazsanız, tüm aşırılıklarına rağmen Kürtler de PKK’ye tavır almaz ve PKK gittikçe güçlenir…

Hakim olan, olanaklı olan, iktidar olanaklarından pay alan, iyi ve görkemli günler yaşayan sizlersiniz… Baskı altında olan, işkence gören, ölen, dağlara sığınan, çıldıran, ölçüsüz olan, düzeni dağılan bizleriz…

Önce siz buyurun… İktidarı ve gücü elinde bulunduranlar buyursun…

Büyüklük önceliği size düşer efendiler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s