İyi çocuk Kürt

İyi çocuk Kürt

Demokratik Toplum Partisi kapanmış ne gam. Kürtlerin çoğunluğunun temsilcileri halen parlamentoda ya, buyursunlar çözsünler sorunu. Tabii eğer Kürtleri temsil ediyorlarsa

MESUT YEĞEN (Arşivi)

Aksini söyleyenlere kulak asmamak lazım. DTP’li milletvekillerinin parlamentodan çekilmesi/istifası tabii ki Kürtlerin siyasi temsilininin sonu demek. Meclis’te Kürt vekil olmadığından değil, Kürt meselesinin temsilcisi Kürt vekil kalmadığından. Oysa daha yeni müjdelemişti bir kısım statüko muhibimiz: “DTP Kürtleri temsil etmiyor, ‘bölgede’ yaşayan Kürtlerin yarısından fazlası DTP’yi bütün Kürtlerin temsilcisi olarak görmüyor”. Bu kutlu bilgiden sonra endişeye mahal olmasa gerekti. DTP’nin kapatılmasının, milletvekillerinin Meclis’ten çekilmesinin zararı yoktu, Kürtlerin çoğunluğunun temsilcileri halen parlamentoda ya, onlarla konuşup Kürt meselesini hallederdik. Halledin, halledebiliyorsanız diyesi geliyor insanın.
Halledilemeyeceği aşikâr. DTP bütün Kürtlerin temsilcisi olduğundan değil, Kürt meselesine kan veren, bu meseleyi ayakta tutup kalıcı kılan Kürtlerin ezici çoğunluğunun temsilcisi olduğundan. Mecliste Kürt vekil kalmadığından değil, kalan Kürt vekiller Kürt meselesinin temsilcisi olmadığından. DTP’li vekillerin Meclis’ten çekilmesini hakkıyla değerlendirmek istiyorsak eğer, önce temsil meselesinin ‘nüfus ve aritmetik’ işine indirgenebilir ‘objektif’ bir iş olmadığını ve fakat kamilen siyasi bir iş olduğunu görmek gerekiyor. Tıpkı Kürt meselesi gibi: Kürt meselesi de Kürt nüfusun bütünüyle ilgili, ‘kendinde’ bir mesele değil ve fakat kamilen siyasi bir meseledir. İzah etmeye çalışayım, ikincisinden başlayarak.

Kürt meselesi nedir?
Evvela ne değil: Kürt meselesi etnik bir mesele değil. Etnik referansları olan siyasi bir mesele. Aradaki fark önemli. Şundan: Kürt meselesi Kürtlerin tamamının sorunu değil, Kürtlerin bütünü Kürt meselesi dairesinin içinde yer almıyor. Kürt olmakla Kürt meselesinin içinde olunmuyor. Kürtlerin ancak bir kısmı, kaba bir hesapla üçte biri Kürt meselesinin içinde ya da Kürt meselesi Kürtlerin üçte biriyle ilgili bir hal. Kürtlerin tamamını değil de üçte birini Kürt meselesinin içine çeken de Kürtlükleri değil, Kürtlüklerine atfen yapılan siyasi faaliyet. Kürt meselesi, Kürtlerin yaklaşık üçte birini Cumhuriyet’in önerdiği “Türkleşmeye dayalı ulusal topluluk” fikrine itiraz etmeye ikna eden bir siyasi faaliyetin sonucu; kendiliğinden, birilerinin Kürt olmasıyla ilgili olarak arz etmiş bir hal değil. Kürt meselesi etnik değil, kamilen siyasi bir meseledir derken kast ettiğim bu. Tekrarlayayım: Kürt meselesi Kürtlerle değil, mevcut ulusal çerçeveye itiraz eden Kürtlerle ilgili bir mesele. Kendinde bir durum değil, bir itirazla, itiraz etmeye ikna edilmeyle ilgili bir durum. Gerçek bir siyasi sorun.
Demek istediğimi açıklayabildim sanırım: Kürt meselesi, birileri Türk değil de Kürt olduğu için ortaya çıkmıyor. Hatta, Kürt olanların Kürtlüğünün inkâr edilmesiyle, baskı altına alınmasıyla dahi ortaya çıkmıyor. Kürt meselesi, Kürtlerin Kürtlüklerinin inkârına itiraz etmesi, daha doğrusu itiraz etmeye ikna edilmesiyle ortaya çıkıyor. Bu itibarladır ki, Kürt meselesi Kürt nüfusla ilgili ‘objektif’ bir mesele değil. Siyasi faaliyetle ortaya çıkan bir mesele, gerçek bir siyasi sorun.
Mevcudiyetini siyasi faaliyete borçlu olması Kürt meselesi dairesini ‘hareketli’ kılıyor.
Bugün Kürtlerin yarıdan azının Kürt meselesi dairesi içinde bulunması, bulunmayanların Kürt meselesinin menzilinde olmadığı anlamına gelmiyor. Malum, Kürt meselesi dairesinin içinde olmayan Kürtlerin ezici çoğunluğu Cumhuriyetin önerdiği mezkur ulusal çerçevenin muhafızlığına soyunmuş CHP ya da MHP’ye değil, bu çerçevenin örtük muhalifi AKP’ye oy veriyor. Bu da şu demek: Kürt meselesi dairesi yarın bugünkünden daha çok Kürde ev sahipliği edebilir. Hiç şüphesiz tersi de doğru: Bugünkünden daha az Kürt yarın bu dairenin içinde olabilir.

Kürtlerin temsili mi Kürt meselesinin temsili mi?
Kürt meselesi gibi, Kürtlerin temsili de nüfusla ilgili, aritmetik bir iş değil. Tam manasıyla siyasi bir iş. Yukarıda bahsettim. Kürtlerin ancak üçte bir kadarı Kürt meselesi dairesinde hareketleniyor. Kürtlerin yarısından azı Cumhuriyetin 80 senelik “Türkleşin” davetine sert bir biçimde itiraz ediyor. Yarıdan fazlasının bu davete itirazı cılız ya da yok. Şimdi, Kürtlerin üçte birinin Kürt meselesi dairesi içinde hareketlenmesi gibi Kürtlerin yarıdan çoğunun “Türkleşin” davetine güçlü bir biçimde itiraz etmemesi ya da Kürt meselesi dairesinin dışında kalmayı seçmesi de kamilen siyasi bir durum, siyasi bir faaliyetin sonucu. Kürt meselesi dairesi içinde olmak gibi dışında kalmanın da Kürt olmakla birebir, nedensel bir ilişkisi yok. Kürt olup Kürt meselesi dairesi içine de girilebiliyor, dışında da kalınabiliyor. Mesele şu ki, Kürtleri bu dairenin dışında tutan da, içine sokan da siyasi faaliyet, etnik aidiyetleri değil.
Bütün bunların anlamı şu: Temsil gerçek bir siyasi iş. Doğrudan ‘objektif’ kimlikten kaynaklanmıyor. Peki durum buysa, DTP’li vekillerin Meclis’ten çekilmesi niye Kürtlerin temsilinin sonu olsun? Aslında doğru: DTP’lilerin çekilmesi genel olarak Kürtlerin değil, Kürt meselesi dairesi içinde kalan Kürtlerin temsilinin sonu demek. Fakat, elimizi vicdanımıza koyup cevap verelim: Cumhuriyeti meşgul eden Kürtler de bunlar değil mi zaten? Hangi Kürtlerle ilgili sıkıntımız bizi otuz/seksen senedir bitmeyen silahlı bir çatışmanın etrafında tutuyor? AKP’ye oy veren Kürtlerle ilgili olanlar mı, yoksa DTP’ye oy veren Kürtlerle ilgili sıkıntılarımız mı?
Kafayı kuma gömmenin âlemi yok: DTP’li vekillerin çekilmesiyle beraber parlamento Kürt meselesinin temsiline kapandı. Kürt meselesinin temsilcisi olmayan vekillerle Kürt meselesini değil çözmenin, düşünmenin, anlayabilmenin dahi imkanı yok.

Sıkıntının esası
Dürüst olalım. Kürtler ve temsili meselesinde esas sıkıntımız Kürtleri kimin temsil ettiğinin belirsizliği değil. Sıkıntımızın esas kaynağı şu: Kürt meselesi dairesi içine düşmüş ve halen DTP tarafından temsil olunan Kürtlerin büyük kısmı silahlı bir örgütün de çekim alanına girmiş durumda. Temsil meselesinde esas sıkıntımız bu: Kürt meselesi dairesindeki Kürtlerin büyük kısmı önce PKK’nın sonra da onun yönlendirmesiyle DTP’nin çekim alanında.
Sıkıntı bu ve halledilemez değil. Halledilir halledilmesine ama önce sormak gerekmez mi: Bizimkisi nasıl bir Cumhuriyettir ki, cumhurun önemlice bir kısmını silahlı bir örgütün çekim alanına soktu? Bu nasıl bir Cumhuriyettir ki yurttaşlarının üçte birini kendisinden bunca yabancılaştırabildi? Cevaplayayım: En sıradan demokrasi talebinin dahi seslendirilmesine izin vermeyip bastıran, en mutedil partilerin ve örgütlerin dahi yaşamasına olanak tanımayan ve bölgede orta sınıfı güdük kılan bir iktisadi vasatı ören bir Cumhuriyetimiz olduğu içindir ki, bugün bu neticeyle karşı karşıyayız.
Kürt meselesinin temsilinden, temsilcilerinden memnun olmayıp ‘iyi Kürt’ aramak sevdasındakilere tavsiyemdir: Parmaklarını Kürtlere değil, Kürt meselesinde takip edilen otuz/seksen senelik Cumhuriyet siyasetine sallasınlar.

MESUT YEĞEN: Öğretim üyesi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s