Diyarbakır-Guantanamo hattı

Diyarbakır-Guantanamo hattı

27 Aralık 2009 PazarGüneydoğu’da Kürtlerin Türkiye Cumhuriyeti’nin “eşit vatandaşları” olarak yaşayabilmelerinin sanki(!) mümkün değilmiş gibi bir görüntü sergileniyor.

İçlerinde belediye başkanlarının da bulunduğu 36 kişiyi kapsayan KCK Operasyonu fiziği bakımından bu yargıyı güçlendiriyor.

Şimdiye kadar hiç görmediğimiz fotoğraflar ortaya çıkıyor.

O bölgede yaşayan halkın en yüksek düzeyde itibar ettiği, seçim sandıklarının ezici muzafferleri olan belediye başkanları tek sıra halinde diziliyor, elleri de plastik kelepçelerle birbirine bağlanıyor.

Hiç birinin kaçacak hali yok. Ayrıca niyetleri bulunmuyor. Halkın sevgisine mazhar olmuş, o görev gelmiş insanlar sübjektif bir polisiye soruşturma yüzünden niye makamlarını bırakıp gitsinler ki?

HIRSIZA HUKUK VAR

Türkiye’de belediye başkanlarının yargılanması olağanüstü bir şey değildir. Batı illerinde, ilçelerinde de başkanlar yargı önüne çıkıyorlar.

Batılı başkanların pek çoğu siyasi nedenlerden değil de, akçeli soruşturmalar nedeniyle mahkeme kapılarına gitmek zorunda kalıyorlar. Halk arasında oluşan yaygın bir kanı, bazıları için özel bir sıfat da yarattı:

-Bizim başkan iyi hırsızdır!

Hırsız başkan adliyeye siyah geniş lüks makam arabasıyla korumaları arasında geliyor. İtibarlı bir şekilde hakim karşısına çıkıyor. Gerekli evrakların tamam olmaması yüzünden, duruşmalar altı ay ileriye atılıyor. Başkan bir yandan yargılanırken, bir yandan da “icraatına” devam edebiliyor.

Batılı belediye başkanlarına böyle davranılırken, Güneydoğulu belediye başkanlarını plastik kelepçelerle “esir alanmış” havası içinde arka arkaya dizmek bu ülkeye hizmet olabilir mi?

KÜRTLER BÖYLE KAZANILMAZ

Bir an için tersini düşünelim…

Marmara Bölgesinde sadece CHP’li veya MHP’li belediye başkanlarından oluşan bir soruşturma açılmış olsa, söz konusu başkanlar “Guantanamo usulü” kelepçelenip, sıraya dizilseler Türkiye ne yapar?

Ama bu insanlıktan azade uygulama Güneydoğu’da yapılınca, kimsenin rahatı kaçmıyor. Türkiye’nin bir hukuk devleti olması akıllara gelmiyor. Tepki göstermek için, “dış faktörün” devreye girmesi bekleniyor.

Uluslararası insan hakları kurumları, siyasi gözlemciler tepki gösterene kadar hiçbir şey olmamışçasına rehavet içinde koltuklara gömülüp bekleniyor.

Her dönemde ayrı bir plan uygulamaya sokuluyor. Hepsinin yüce bir amacı var:

-Kürtleri kazanmalıyız!

HALEPÇE’DEN KELEPÇEYE

Hepsinin ortak noktası da aynı: Kürtlerin kendi seçtikleri temsilcilerini, onların gözünden düşürmek!

Bakın seçtiklerinizin size hiçbir faydası olmuyor. Hatta onlar kendilerini bile koruyamıyorlar. Sizi hiç koruyamazlar. Gelin devletin uygun gördüğü siyasi partilere girin, onların genel politikalarının bölgedeki sözcüleri olun. Ne derlerse yapın. Size de ihya edeceğimiz günler gelecektir!

Buna da “Kürtlere şefkat politikası” adını takıyorlar.

Akıl fikirle bu kadar iplerini kopartmış politikalara Kürtler yıllardır aynı cevabı veriyorlar. Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir’in –en fazla kendisini yaralayan- kızgınlıkla ağzından kaçan sövgü, her seçimde sandıklardan ziyadesiyle fışkırıyor.

Zekâ yoksunu politikalar ile Kürtleri kazanamayacaklarını anlayamıyorlar.

Şimdi yeniden “sopa rotasına” girildi.

Ama hiç iyi edilmedi.

Halepçeyi görmüş Kürtler için kelepçe ne ki?

Bu uygulama olsa olsa Türkiye’yi politik alanda okyanusa savurur. Yeni yönelimler için hatlar da çizilir:

-Diyarbakır- Guantanamo hattı!
Nazım ALPMAN
nazim@internethaber.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s