Arama için Fethullahçı yargıç bulundu

Arama için Fethullahçı yargıç bulundu
Birinci noktada şunu söylebiliriz; İslamist kuvvetler, Türk ordusunu astı mı? Mesele budur. Buna karşılık Türk ordusu tarafından bir Bab-ı Ali baskını var mı? Bab-ı Ali baskını tarihimizde çok önemlidir. 1910’lu yıllardadır. Bu ikinci noktadan başlayacak olursak; şunu söylemek durumundayız, bir defa Türkiye Cumhuriyeti tarihinde fa iki deyeni oluşumlarla karşı karşıyayız. Bu oluşumların bir tanesi, Türk Devleti adına bazı organlar, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bazı organlarını basmıştır. İkincisi; Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa yüksek komutanlar, Başbakanlık’a randevu istemeden gitmişlerdir. Türkiye’deki Başbakanlık makamında oturan zat da bütün randevularını bir tarafa bırakarak Türk ordusunun temsilcilerini kabul etmiştir. Meselenin özü budur. Gördüğümüz budur. Hiçbir gazete ve televizyonda Genelkurmay Başkanı İlker Paşa ile Kara Orduları Komutanı Işık Paşa’nın herhangi bir randevu talep ettiklerine dair işaret duymadık. Bildiklerimiz şudur ki; o sırada Başbakanlık mevkiinde oturan kişi bir toplantı yapıyordu. O kişi “toplantım var bekleyin” diyememiştir. Üç saaat konuşmuşlardır. Mesele budur. Türk ordusunu o kadar küçümsememek lazım. Şu anki Genelkurmay Başkanı randevusuz olarak otomobiline binmiş ve Başbakanlık konutuna çıkmıştır. Yanına da Işık Paşa’yı almıştır. Ne demektir Işık Paşa: “Tayyip Efendi beni görevden alırsanız işte göreve getireceğiniz adam budur. Onu da alırsanız öbürüdür. Beni görevden almak gibi bir şansınız yok.”

“Bugün yaşananlar Jön Türkler’in Bab-ı Ali’ye çıkartmasıdır”

Ben size tarihi söylüyorum. Buna tarihimizde Bab-ı Ali baskını denir. Bugün yaşananlar Bab-ı Ali baskını değildir. Bu postmodern Jön Türkler’in Bab-ı Ali’ye çıkartmasıdır. Şiddetsizdir. 3 saat görüşmüşlerdir. Tayyip Bey belirli sözler vermiştir. Tayyip Erdoğan kimdir? Tayyip Erdoğan söz verip, sözünde duramayan kimsedir. Deniz Baykal’a söz vermiştir, Yaşar Paşa’ya söz vermiştir, Obama’ya söz vermiştir. İlker Paşa son derece sabırlıdır. Ona yüz tane söz vermiştir. Doksan dokuzunu tutmamıştır. Bu konuşmadan sonra da daha ileri gitmiştir. Konuşması da budur. Bırakın Ertuğrul Özkök’ün Hürriyet gazetesini, hepsi ordunun teslim olduğu kanısındadır. Ben o kanıda değilim. Ancak belli zaafiyetleri vardır.

“Askeri işler askeri mahkemede görülür”

Hiçbir sivil yargının, Türk ordusunun Özel Kuvvetler Karargahı’na, Seferberlik Karargahı’na girme konusunda hukuku yoktur. Neden? Çünkü Türk Genel Kurmay Başkanı, “benim görevlendirdiğim askerler askeri iş yapıyor” demiştir. Askeri işler, askeri mahkemede görülür. Türk Genelkurmay Başkanı’nın bunu kabul etmesi büyük bir zaaftır. İkincisi bu iki subay görev içinde derdest edişmiş, sonra serbest bırakılmıştır. Birkaç gün sonra bir yargıç çıkmıştır. Neden kimse şu soruyu sormuyor? Neden sizler Türk ordusunun gizli bilgilerinin bulunduğu yere girmek için beklediniz? Yoksa sizler uygun bir yargıç mı aradınız? Soru budur. Doğru soruları sormak lazım. Hiçbir yargıç böyle bir karar almaz. Onun için mi beklediniz? Bugün Fethullahçı medyada övülen bir yargıcı bulmak için mi beklediniz? Size bu soru sorulur. Bu yargıcın Fethullah Gülen ile bir ilişkisi var mı? Genelkurmay Başkanlığı’nın bu soruyu sormaması büyük bir zaafiyettir. Büyük bir kibarlıktır. Buna itiraz etmemesi de öyle.

“Aramaların hiçbir hukukiliği yoktur”

Genelkurmay Başkanlığı açıklama üzerine açıklama yapıyor. “Arama hukukidir” diye… Hiçbir hukukiliği yoktur bu aramaların. Hukuki olmadığını, oraya giremeyeceğini ne savcı ne de yargıç bilmiyordu. Oraya kanunen giremeyeceklerini yeni öğrendiler. Şimdi en önemli soruya geliyoruz. Hiçbir gazete soramadı. MHP’li Vural Bey sordu ama eksik. Bu yargıcın aldığı bilgiler kime gidecek?

İsmail Tansu, benim takip ettiğim, kitaplarımda duyurduğum, Özel Harbi kuran, Kıbrıs’ta TMT’yi kuran insandır. O, Uğur Dündar’ın televizyonunda “Burada suikast bilgileri olmaz. Biz sınır dışı milli hareketleri ve planları yaparız. İşgal olursa nerede mukavemeti yapacağız. Bunların bilgileri olur. Yakup Şevki Paşa, Erzurum Orduları Komutanı, silahları halka o vermiştir. Özel seferberlik işgale karşı hangi silahların kimlere verileceğini, nerede ne yapılacağını tespit eden bir dairedir.” dedi.

“Bu bilgiler nereye gidecek?”

Şimdi bu yargıç şaibe altındadır. O bilgiler nereye gidecek? Bunu soracaksınız… Ben tamamlıyorum, İsrail’e mi gidecek? Bu bilgiler İsrail’e mi gidecektir. Neden bu iki subay serbest bırakıldı da, 2-3 gün beklenildi? Yargıç mı aradılar? Bunu soracaksınız. 70 sayfayı belleğine yazmış… Ne yapacak? O yargıçta hiç devlet, hukuk kavramı yok mu? Bu memlekette bu kalmadı mı? Sevgili Emin Çölaşan Genelkurmay Başkanı’na mektup yazmış. Çok zayıfsınız, demiş. Çok zayıf olabilir. Bunun cevabını Yaşar Paşa verdi. Tayyip Bey ile Dolmabahçe görüşmesinden sonra, o görüşmeye uymadığında ne yapacağını söyledi. İlker Paşa çok kibar. Bir Paşa’ya yakışmayacak ölçüde kibar. Ama ne yapsın, tank mı diksin oraya? Öyle görüyoruz ki astsubaylar gerekli mukavemeti göstermişler. Yüksek komutanlık, zaaf içinde olan ordunun daha da zaafa düşmemesi için bir müdaheleye başlamaması için bu kapıları açmış görünüyor.

“Hangi ükede katliamlar kayıtlara dökülür?”

Bu aramaların hukuki hiçbir tarafı yok. Bunu sadece AKP’nin son derece düşkün bir hale gelmesiyle izah edemeyiz. Daha dış bağlantılarına bakmamız lazım. Türkiye’nin doğu illerinde bir karışıklık olduğu zaman hangi mukavemet, hangi savunma planları yapılıyor, bu merak edilmiştir. Bu meseleyi bu kadar basite alamayız. Türkiye yoktan var edilmedi. Ben beştaş oynamıyorum, ben karamürsel sepeti değilim. Erbakan, doğuyu İsrail’in vilayeti yapmak istiyorlar, diyor. Burada mukavemet olacaktır. Hürriyet gazetesi ile DTP bu işbirlikçilerin yedek gücü haline gelmiştir. Şu anda bu bilgilerin peşindedirler. Meseleye başka türlü bakmak Türkiye’yi hafife almaktır. O hakim bey kendi vicdanında bunları tartışacaktır. Neyi yazıyorsun hakim bey? 77 yılındaki Taksim katliamını mı arıyorsun? Hangi ükede katliamlar kayıtlara dökülür? Hangi ülkede ordu Cavit Orhan Tütengil, Bedrettin Cömet, Ümit Doğanay öldürüldüğünde dosya tutar? Biz bu yapılanlarda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin payı olduğunu inkar etmiyoruz. Zaten Türk Silahlı Kuvvetleri’nin zaafı da buradadır. Ama bunları burada bulamazsınız. O zaman memuriyetinin 25. yaşında olan bir adam şu anda emeklidir. Dünyanın en iyi istihbarat birimine sahip olan ABD’de bile Kennedy’nin katilini bulamazsınız. Siz ahmak mısınız? Orada sadece mukavemetin planları vardır. Hangi hakimse, o hakim bunları not ediyor. Hakim o odada Türkiye işgal altında ya da bölünmüş ise yapılacakları kaydediyor.

“Bu ülke sokakta kurulmadı”

O hakimin peşini bırakmayacağız. Eğer o planlar Türkiye dışına çıkarsa, bundan, orayı açan İlker Paşa ve bunları kaydeden o hakim sorumludur. Bu işler bu kadar basit değildir. Bu ülke sokakta kurulmadı. Hakim bey bana bunu anlatamaz. Ben ona bunu anlatırım.

Sonuç olarak; yepyeni bir döneme girdik. Türk ordusunun teslim olduğunu kimse söyleyemez. Daha Cumhuriyetçi, sol Kemalist bir ordu için bunlar eğitim kırbacıdır. Ülkeyi bu noktaya iten ordu değildir. İslamdır, Türkçülüktür. Kimse korkmasın bu Cumhuriyet ayakta kalacaktır. Daha sol Kemalist bir Cumhuriyet’e doğru gidiyoruz. Türk ordusu sancılıdır. Ama Türk ordusuna ve askerlerine Atatürk’e bağlılıklarından dolayı güvenmemiz gerekiyor

son sayfa

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s