‘Keşke Dünya yerine Pandora’da yaşasaydık!’‘Avatar’


‘Keşke Dünya yerine Pandora’da yaşasaydık!’
İSTANBUL – 1995 yılından beri yeni filminin senaryosu için sabırla çalışan, filmini en gerçekçi hissi verebilecek şekilde yapabilmek için en uygun zamanı ve teknolojiyi bekleyen James Cameron’ın ‘Avatar’ı daha gösterime girmeden herkesin dilindeydi. “Bu en gerçek sanal dünya” diyor Cameron, yarattığı hayali dünya Pandora için, pek de haksız sayılmaz. Servetler döktüğü 3D teknolojisinin hakkını vermiş… Öyle ki filmi izleyen pek çok insan gözlükleri çıkarıp da sanaldan gerçeğe dönmek istemiyor, “Keşke Na’vi olsaydık, Pandora’da yaşasaydık” diye iç geçirenlerin sayısı az değil!
Biz de Pandora sakinleri Na’vi’lerin peşine düştük, sinema çıkışlarında pusuya yattık, ‘Avatar’ senaryosu ve teknolojisiyle izleyiciyi ne kadar sardı, sorup soruşturduk…

Nihan Erdoğan, öğrenci, 22: Avatar’dan önce izlediğim filmler üç boyutlu değilmiş meğer! Teknolojik olarak bir devrim bence, daha iyisinin olabileceğini tahmin edemiyorum. O bitkileri, hayvanları, avatarların damarlarını dahi görebilmek olağanüstüydü. Ancak keşke bu kadar para harcanmış bir filmin hikâyesi biraz farklı ve gizemli olsaydı. Başından, sonu bilinen bir film.

Barış Alp, klip yönetmeni, 25: James Cameron’ın yeni filmi olarak ilk duyduğum anda çok umutlanmamıştım. Lakin büyük şaşkınlıkla ayrıldım salondan. Hikâye örgüsü sıradışı olmasa da filmin temellerinde çok iyi kültür altyapısı ve içerik var. Müthiş renk paleti ve tasarımlar için ayrıca izlenmesi gereken bir kült film adayı.

Serdar Aydın, sinema çalışanı, 21: Üç boyutlu olması harika, 35 mm olsaydı bu kadar zevkli olmazdı. Görsel efektler, hayalgücü çok etkileyici. Bir kez izlemek yetmedi, ikinci defa izledim. Görsellik bir yana yapım süreci, sırf bu film için özel kameraların icat edilmesi, bilimcilerin yeni dil yaratması bile izleme nedeni olabilir.

Fatih Aygin, elektronik mühendisi, 48: Görsel açıdan çok iyi hazırlanmış. Konusu şu anki dünyayı anlatıyor. Ancak insanların her şeyiyle bir bütün olan doğayı maddi hırslarına göre parçalayıp mahvettiği çok iyi anlatılmış. Akla ABD’nin Kızılderililere yaptıkları geliyor. Mesajları yerinde. İnsanın algılarını karakterlerle özdeşleştiriyor, onların psikolojisine girebiliyorsunuz. 3D teknolojisi sizi filmin içine sokuyor.

Hakan Sinkiler, işsiz, 25: Filmin içindeymişim gibi oldum. Hikâyeye gereğinden fazla kaptırmış olabilirim. İzlediğim en iyi filmdi! Konu orijinal olmasa da işlenişi çok orijinal.

Gencay Güdül, turizmci, 35: Sinemada devrim olduğuna pek katılamıyorum ama görsellik harikaydı! Hayal gücünün sınırlarının nerelere varabileceğini gösteriyor. İnsanların ne kadar acımasız, kötü olduğunu yüzümüze vurulmuş bir kez daha. ABD’nin Kızılderililere yaptığı katliamı hatırlatıyor. Bu dünyada yaşamaktansa Pandora’da yaşamayı tercih ederim!

Evren Tokçelik, bilgisayar mühendisi, 33: Bol aksiyonu, muhteşem grafikleri, oturmuş senaryosu ve mesajlarıyla son dönemde çekilmiş en sağlam ürünlerden. Tüm Hollywood klişelerine rağmen… Kapitalizmin, globalleşmenin kötü yanları, muhtemel teröre henüz tehdit doğmadan vurma gücüne karşı oluşabilecek tepkiler kolayca algılanabilecek şekilde sunulmuş. Kızılderililerin kendi vatanından kovulma sendromuna gönderme yapıyor. Toplumun dayattığı kurallardan ve ait olma duygusundan sıyrılabileceğimizi anlatması anarşist söylem içeriyor.

Can Ulus, öğrenci, 19: Çok iyi bir film olmuş. Harcanan her kuruşu hakkınca kullanmışlar. Benim için Star Wars serisinin yeni ve ileri bir versiyonu gibi. Devam filmleri çekilirse Avatar da Star Wars gibi kendi kitlesini yaratır.

Can Ağar, çevirmen, 24: Avatar’da 3D görüntü almış yürümüş. Arka planlar, objeler izleyicinin gerçeklik algısıyla oynayabilecek düzeyde ayrıntılı düzenlenmiş, planlardaki derinliği ilerletmişler. Görsel açıdan devrim. Senaryo ise piyasaya dönük. Hikâyenin başka bir gezegende geçmesi dışında seyirciyi doyuran bir şey yok. O kadar düşünüp, bambaşka bir gezegende yaşayan bir halk tasarlamışlar, ama halkın hareket, algı, düşünme kodlarını insansılaştırmışlar. Çok absürd! Keşke daha şaşırtıcı olabilselermiş…

Erdinç Metin, turizmci, 22: Avatar’dan beklentilerim çok yüksekti. Sıradanın biraz üstü bir film beni kesmezdi. En kaliteli tekniği bekleyerek gittim ve samimiyetle söyleyebilirim ki şu ana kadar izlediğim, görsel anlamda en etkileyici filmdi! Filmin sonunda hangimiz ‘Keşke bir avatarım olsaydı!’ diye iç geçirmedi ki?

Ece Topuzlu, öğrenci, 20: Beklentilerimin altında çıktı. Farklı ırklara karşı duyulan suçluluk duygusu senelerdir dile getiriliyor. Bu tema ‘Son Samuray’, ‘Kurtlarla Dans’ gibi birçok epik filmde işlendi. Görsel efektler başarılı. Bazı sahneler sizi öyle etkiliyor ki filmden çıktıktan sonra Pandora’da yaşamayı istiyorsunuz.

Zafer Güven, çevirmen, 36: İnsanın kalbine dokunan müthiş bir film. “İşte Amerika bu, işte sömürgeci Batı düşüncesi bu” dedim izlerken. Yeraltı zenginliklerini elde etmek için ne Kızılderili, ne Ortadoğulu, ne Afrikalı tanımayıp ezip geçmeye programlı anlayışı tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermiş. Amerikan parasıyla, Amerika’nın olanaklarıyla Kanadalı bir yönetmen tarafından yazılmış ve çekilmiş ama Amerikan ve Batı zihniyetine muhalif. ‘Kurtlarla Dans’ ve ‘Star Wars’u andım. Teknik açıdan sinemada devrim.

Burak Kızılkaya, öğrenci, 21: Filmi I-MAX’te seyredemedim ama X-Pand sahnesinde bile görsel olarak dilim tutuldu diyebilirim. Büyülendim, daha önce görmediğim bir deneyimdi. Yaratılan dünya ve ırk o kadar hoşuma gitti ki! Yaratılan dünya ve yerlilerinin bu kadar güzel olması rağmen senaryonun bu kadar saçma, oyunvari olması yüzünden Cameron’ı kınıyorum.

Gürbey Uzun, gıda ihracatçısı, 24: Asıl klişe konusunun klişe olduğu eleştirileri. Türümüz binlerce yıldır aynı klişe yüzünden kendine zarar vermiyor mu? Savaşlar, hastalıklar, gezegenimizin kendini onaramayacak noktaya gelmesi, soykırımlar aynı klişenin sonucu değil mi? İnsanlık bu trajedileri sona erdirecek güce sahipken devletler ve devlet üstü şirketler tanesi yarım milyon dolar tutan robot askerlere yatırım yapmıyor mu? ‘Avatar’ anlatmak istediğini iyi ki de bu klişenin dışına çıkmadan anlatıyor ve uyarıyor: “Kendi bedenlerimizden nefret edip onlardan vazgeçebilecek zamana doğru ilerliyoruz aynı klişenin peşinde: Güç ve zenginlik.”

Çağatay Gürtürk, mühendis, 24: Senaryo klişelerle dolu. Konusunu da vasat buldum. Ancak teknolojinin sinemadaki kullanımı açısından tam bir devrim ve sinemanın nereye gideceği konusunda fikir veren ilk doğru dürüst yapım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s