Sizin çocuklarınız hiç cezaevi gördü mü

Bir yıldır Cenevre ile Diyarbakır arasında mekik dokuyorum… Cenevre Birleşmiş Milletler meydanındaki ayağı kırık devasa sandalye figürü ülkemdeki ve kentimdeki acıları, insan hakları ihlallerini daha çok anımsatır. İçim burkulur, hiçbir şey avutmaya yetmiyor, bu çocuk ölümleri ve bu savaş oldukça. Bu kırık sandalye sınır boylarını, mayınları ve kurşunlarla delik deşik olan küçücük bedenleri ve Ceylan’ın ürkek, şaşkın gözlerini mıh gibi diker karşıma.

Diyarbakır hapisanesinin taşları, koridorları, ıslak ve küflü hücreleri, paslı ranzaları bir dile gelseydi… Yazın o kavurucu sıcağında ve o bungun geceleri delen canhıraş haykırışları anlatıp durur, hapishaneye yakın evler… ve ölüm oruçlarında, hapishane baskınlarında art arda çıkan ölüleri de… “Allah yok, Peygamber de izine çıktı” diyen, insanlıktan çıkmış kalın enseli gardiyanların dövdükçe, öldürdükçe nasıl ödüllendirildiğini de… hâlâ da ödüllendiriliyorlar.

Seksenli yıllarda Cenevre’ye kaçıp iltica eden eski bir solcu, Türkiye’ye gidip geldikten sonra “Ne olacak bu ülkenin hali!” diye ah vah ederken, yıllardır çalışıp emekli oldukları Cenevre’nin sosyal hizmetleri kurumunda Türklere ve Kürtlere dair gözlemlerini anlatırken, İsviçreli arkadaşlarının merakla ve çok da acıyarak, bir anlamda da anlamakta güçlük çektikleri şey Türkiyelilerin neden memurlardan bu denli çekindikleriymiş. Çekinmeden de öte, memurlar karşısında hazırola geçiyor, gözlerini yerden ayırmıyor ya da kaç-göç bakışlarla kesik kesik konuşuyorlarmış. Hoş bizler yabancısı değiliz bu hallerin.

Cenevre’nin yüzde kırkını yabancılar oluşturur. Afrikalı, Etiyopyalı, Sirilankalı, Taylandlı, Meksikalı, Afganistanlı, Kosovalı, Ukraynalı diye sıralarken, hangi ülkeden gelen yok demek daha doğru sanrım. İsviçreli, birilerinin birileri karşısında titrediğini bilmez, anlamaz. Sokakta, caddelerde asker ve polisin esamisi yoktur, farkına varmazsınız bu sessiz filmi andıran kentte.

Bu sessizliğin ve düzenin gerisinde Diyarbakır’da odamda çalışırken, her seferinde sessiz olun diye ikaz ettiğim halde büyük gürültüyle top oynamaya devam çocukların seslerini özlüyorum. Kimvurduya giden, terörle mücadeleye sevk edilen çocuklar, ağır cezalara çarptırılırken, çözümsüzlükte inat etmekle ve Kürt siyasetçilerini tutuklamakla ne yapılmak isteniyor? Cezaevleri, özellikle çocuklar için birer başkaldırı okulu olur ve bir de geride kalanlar… biter mi hiç…

Savaş görenler, acı görenler, ölüm görenler, asidir, bakışları hep tetiktedir ve bir o kadar da yürekleri büyüktür. Acının ve direnmenin olgunluğu ve sabrıdır bu… Dükkânların önü sulanıp, camlar parlatılırken, şakalaşmalar, alınganlıklar, sitemler birbirine karışıyor. Sonra egzozu patlak arabalar, haldır huldur kamyonlar ve hiç eksilmeyen ardı arkası kesilmeyen askerî araçlar…

Ve her yüz ne çok şey söylüyor. Kadınların dirençli bakışları acıları eğiriyor. Bir zamanlar ezberlerindeki adreslere koşan gazete satıcıları “Hâlâ yasaklar devam ediyor abla!” diyor. Köşe başlarında tespih çekerek iş bekleyenler tayin mevsimini bekliyorlar. Mavi muşambalı tavlalar kıpır kıpır “Taze balık, canlı balık!” diye bağırırlarken, öte yanda “Karadeniz Balıkçısı”. Her balığın alıcısı farklı, çupra, çinakop, kalkan ve lüferlere üşüşüyor bakımlı eller. Ve elbette hiç bitmeyen dilenciler. Arabaların üstüne atlayan çocuklar kirli bezleriyle camları boz bulanık hale getirince yiyorlar paparayı. Ve yıllardır tanıdığımız, görüp de umursamadığımız deliler dolanıyor caddelerde. Deli olmamak elde mi, gelin de dayanın…

Bir ülkenin gelişmişliği, dilencilerinin, delilerinin düzeyinden de belli olur, dersek yanlış olmaz hani. Süren çatışmalar… insan hakları ihlalleri… çöplükten beslenenlerle, işsizler ordusuyla ve gün geçtikçe çoğalan delileriyle ve süren bu savaşıyla, yasakları ve tutuklamalarıyla “Avrupa Birliği”ne nasıl girecek, nasıl huzura ve refaha ulaşacak Türkiye?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s