Lawikê Bêzar

20 Subat 2010

– Ebumüslüm Doğan(18), 9 kardeşin en küçüğü ve Adıyaman Fen Lisesi son sınıf öğrencisiydi. Semsûr’da 15 Şubat komplosunu protesto açıklamasına katıldıktan sonra kendisinden haber alınamadı.

– Ebumüslüm Doğan’ın yanmış naaşı önceki gün kentin 5 kilometre dışında bulunan TOKİ konutları yakınındaki Karadağ mevkiinde bir kayanın dibinde bulundu. Doğan ardından 5 sayfalık bir mektup bıraktı.

– Doğan’ın yakınları ifadesi, bıraktığı mektup ve paylaşım sitesindeki notu, bedenini ateşe verme kararı aldığı ve bu kararı uyguladığını ortaya çıkardı. ‘Lawikê Bêzar’ imzalı mektubunda, kararının gerekçesini anlatmış.

Semsûr’da(Adıyaman), Ebumüslüm Doğan(18) adlı genç KCK Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası komplonun yıldönümü olan 15 Şubat’ta bedenini ateşe verdi. Doğan kendini yakmadan önce yazdığı mektupta, „Benden önce ve benden sonra bu uğurda ve Kürt halkının özgürlük aşkıyla tutuşan bedenlere birer borç bildiğim bu yaşam borcunu bu komplonun 11. yılında kendi bedenimi ateşe vereceğimden hiçbir zaman şüphe duymadım“dedi. Semsûr’da 15 Şubat günü KCK Önderi Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye getirilişinin 11. yıldönümüne ilişkin yapılan basın açıklamasına katıldıktan sonra kendisinden haber alınamayan Ebumüslüm Doğan’ın yanmış naaşı önceki gün kentin 5 kilometre dışında bulunan TOKİ konutları yakınındaki Karadağ mevkiinde bir kayanın dibinde bulunmuştu.

Yazıhan’a son yolculuk…

Naaşı Malatya Adli Tıp Kurumu’na götürelerek otopsisi yapılan Doğan’ın yakınları ve köylülerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi Adli Tıp Kurumu önünde toplandı. Otopsi işleminin ardından Doğan’ın cenazesi „Şehîd namirin“ sloganları arasında alınarak yaklaşık 50 araçlık konvoy ile doğum yeri olan Yazıhan İlçesi Balaban Köyü’ne doğru yola çıkarıldı.

Köye getirilen Doğan’ın cenazesi köy mezarlığında defnedildi. Cenaze törenine Balaban Köyü ve çevre köylerindeki köylülerin yanı sıra BDP il ve ilçe yöneticileri, İnönü Üniversitesi öğrencilerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi katıldı. Defin sırasında ağıtlar yakan Doğan’ın yakınları sinir krizleri geçirdi.

Çiyayê Bêzar şarkısı eşliğinde defnedildi

Cenaze töreninde Doğan’ın en çok dinlediği belirtilen Kürtçe „Kes nizane halim çiye“ ve „Çiyayê Bêzar“ isimli şarkıları ağıta dönüştü. Defin işlemleri ardından kitle „Şehîd namirin“ sloganları ile taziye evine kadar yürüdü. 9 kardeşin en küçüğü olan Ebumüslüm Adıyaman Fen Lisesi’nde son sınıfta yatılı olarak eğitimini sürdürüyordu. Doğan, ardından 5 sayfalık bir mektup bıraktı. Yakınlarından alınan bilgilere göre Doğan’ın eylemi uzun süredir planladığı belirtiliyor. Yakınları, bir ay önce „Ben bir ay sonra öleceğim“ dediğini ve ailesiyle yaptığı konuşmaların yanı sıra Facebook sosyal paylaşım sitesinde de benzer notlar yazdığı ortaya çıktı. Doğan, kendisine ait sayfaya en son 30 Aralık 2009’da şu notu düştü: „Ölümlerin en yücesi en onurlusu Mazlumlaşmaktır. Beden yakılmalı özgürlüğün en tutsak kıyısında yaşasın bedel ödeyenler ve ödeyecekler. Her Bijî gelek xwe kuştine ji bo Azadî.“

Facebook’ta oluşturduğu fotoğraf albümünde okul ve sınıf arkadaşları ile çektirdiği fotoğrafları paylaşan Doğan, bir fotoğrafını isimlendirirken, „Büyüyünce dağa çıkacaktır“ yazması dikkat çekti.

Doğan’ın el yazısı ile yazdığı mektup şöyle:

„Binlerce yıldır bu topraklar üzerinde yaşayan halkımın, tarihin hiçbir devrinde uğramadığı kadar kirli oyunlara inkar ve imhaya günümüz tarihinde uğradığı ortadadır. Tüm Kürt halkına yapılan ve sistemli bir biçimde yürütülen bu kirli oyunlara dur demek, yine özgürlük temelinde yaşayan Kürt halkına düşmektedir. Şüphesiz ki kapitalist düzenin burada payı büyüktür. Bu sistemin artık bütün yaşam alanlarına ve insanlara yüklendiği açıkça ortadadır. Sömürü anlayışının hakim olduğu bu düzen Kürt halkının da kirli oyunlar vasıtasıyla da yüklenmeye çalışılmaktadır. Bütün yönüyle bu kirli oyunlara maruz kalan halkımın kurtuluş mücadelesi tüm gerçekliği ve şekliyle tüm dünya insanlığının kurtuluşuna vesile olacağına tüm inancımla güveniyorum. Halkımın tarihten beri özünde var olan ve gerçek yaşam anlayışı içinde barındıran kominal yaşamın ve gerçek demokrasi anlayışının kapitalist sisteme karşı duracağı ve bu uğurda verilen bütün bedellerin boşa çıkmayacağı inancındayım. Bütün kominal değerlerim halkımın gerçek ve özgür toplum anlayışına yol olacağı ve halkımın gerçek temsilcisi olan PKK’nin üzerine düşen görevi yerine getireceğinden hiçbir şüphe duymadım. 30 yılı aşkın bir süredir halkımın özünden doğan ve halkımın gerçek temsilcisi olan PKK’nin ayrıca PKK’yi var eden ve bir halkı yeniden dirilten Önder Apo’nun realitesi ve duruşu halkımın özüne tekrar kavuşmasında çok büyük bir rol oynayacaktır. Tarih Kürt halkına artık önüne geçilmez, durdurulmaz bir karakter kazandırmıştır. Tüm Kürt halkı da bunun bilincinde tarihine sahip çıkmalı ve özgür yaşama temelinde duruşunu sergilemelidir.

İçinde bulunduğumuz durum, artık imha ve inkar, kirli oyunların işe yaramayacağının açıkça kanıtıdır. Bundan önce adı bile yasak olan, inkar edilen Kürt halkının artık tüm gerçekliğiyle tanındığı ve Kürt halkını bugün bu duruma getiren Önder Apo ve PKK’nin bu durum karşısındaki mücadelesi takdir edilir bir durumdur. Başta Önder Apo’ya uygulanan tasfiye ve sindirme politikaları PKK ve tüm Kürt halkına uygulanmaktadır. Bu yönden önderliğe uygulanan çağdışı uygulamaların, hücre cezalarınıni, kısıtlamaların önüne geçmek yine PKK ve tüm Kürt halkına düşmektedir. Bu nedenle PKK’nin de belirttiği gibi „Gün önderliğe özgürlük günü olmalıdır“ Bir halk asla kendini var edenden ayrı kalamaz. Çünkü PKK ve Kürt halkına uygulanan tüm kirli oyunlara karşı önderliğimizin mükemmel duruşu ve düşünceleri kurtarmış ve kurtaracaktır. Bu düzlemde Önder Apo’ya bağlılığımı belirtmek isterim her ne kadar Öner Apo’yu göremezsem de bütün hayatımı onu doğru anlamayı ve onun izinden gitmeye adadım. Uluslar arası komplonun 11. yılında Önder Apo’ya özgürlük şiarının ve halk serhildanlarının yılı olması inancındayım. Biliyorum ki Önder Apo’yu anlamak, onu her yönüyle yaşamak bunu gerektirir. Bu uğurda canlarımızın hiçbir değeri yoktur. Benden önce ve benden sonra bu uğurda ve Kürt halkının özgürlük aşkıyla tutuşan bedenlere birer borç bildiğim bu yaşam borcunu bu komplonun 11. yılında kendi bedenimi ateşe vereceğimden hiçbir zaman şüphe duymadım. Çünkü biliyorum ki PKK’de söz her şeydir ve ben kendimi başta Önder Apo’ya halkıma ve PKK’ye adıyorum.

Kesinlikle şunun inancındayım ki; Kürt halkı çağlardan beri özlemini taşıdığı özgürlüğe çok yaklaşmıştır. Bu düzlemde Önder Apo’nun belirttiği demokratik konfederalizm ışığında Kürt halkının özgür olması kaçınılmazdır. Artık tüm kirli oyun kurucuları bunun yakınındadır. TC de bunun farkına varmış olmalıdır ki hükümet aracılığıyla „Açılım“ adı altında içeriği aslında Önderlik ve PKK’nin tasfiyesini planlayan bir düzen peşindedir. Kesinlikle Kandil’den de bu oyunun işe yaramayacağı bilincindedirler. Ancak tarih tekerrürden ibarettir. Bundan önce de uygulanan bu tür saçmalıklar samimiyetsizliği ve duruşu olmadığından işe yaramayacak. Bütün bunların boşa çıkacağı ve Önder Apo’nun yol haritası ile Kürt halkının gerçek gücüne kavuşacağı ve tüm bu oyunların boşa çıkarılıp demokratik konfederalizmin kazanacağı kesindir. Ancak bütün bunlar karşısında en büyük direnişi gösterecek olan PKK’nin, devletin ve uluslararası güçlerin karşısında gösterecek tavır kesin olmalıdır. Unutulmamalıdır ki; bu süreçler çoğu kez yaşandı. PKK tarihinde başta Şemdin ve Osman gibi faktör de işbirlikçi ve tasfiyeye kadar götürecek olan bu kirli oyunlar yaşanmaması yine PKK ve öncü kadronun en büyük görevidir. Biliyorum ki bu ve benzeri faktörler, kirli oyunların bir düzenidir. PKK’ye düşen de bu oyunları boşa çıkaracak tüm önlemleri almaktır. Öncelikle bu yazımı gerillanın deyimiyle akademik Kürtçe ile yazmak isterdim. Ancak Kürtçenin bütün inceliklerini bilmiyorum ve bunu bir eksiklik olarak görüyorum kendimde. PKK’nin hayat karşısında duruşu olan militanizmi yaşam şeklime tam olarak dökemedim. Parti ve partileşmeyi tam olarak yerine getiremedim kendime özeleştirimdir.

Öncelikle tüm manevi değerlerimin ışığında gerçekleştireceğim eylemin doğru anlaşılması ve başta Kürt halkı olmak üzere eylem şeklinin ifadesi olan ve çağlardan beri ezilen tüm halklara özgürlük temennisiyle yaşasın özgürlük, yaşasın özgür yaşayan ve yaşayacak olan Kürt halkına:

Halkımın binlerce yıldır yaşadığı ve yaşayacak olan „Güneş“in çocuklarının, Kawaların Xanilerin saiitlerin, Agıri, Zilanların yurdu Kürdistan’a… Halkımı ve yurdumu özüne kavuşturan benliğimizi, kimliğimizi bize kazandıran asla unutulmayacak ve binlerce yıl yaşatılacak Reber Apo’ya: Dün ve bugün ve yarın halkımın yılmaz savaşçıları ve bu uğurda şehit düşen ve düşecek olan özünü ateşten alan yılmadan savaşan özgürlük savaşçıları gerillaya:

Doğru bildiği yolda yürüdüğü için ve yalnızca suçu doğru düşünmek olan ve bu uğurda cezaevine düşen tüm haklı yoldaşlara, evlatlarının ölü bedenlerini dahi göremeyen tüm Barış Anneleri’ne, özgürlüğü bedeninde yaşayacak ve yaşatacak olan tüm halkıma selam olsun.

Eylemim başta Viyan Yoldaş’ın deyimiyle „Karanlık güneşi“ aydınlatan Önder Apo’ya, esaretinin verdiği acı çoğu gibi benim de tüm vücut ve ruhumun en derinliklerinde büyük bir gerçektir. Yaşamı seninle anlamlı kıldık. Uğruna ölümü göze alacak kadar çok sevdik. Gözyaşıyla büyüttüğümüz bedenimiz her bir gerillanın, her bir toprağa düşmesiyle gerçek anlamın ve özgürlüğün değerli olduğunu gösterdi bizlere. Önder Apo her günün, halkıyla selamlaşmadan geçen her günün, bizlerde bıraktığı büyük yara, hissettiğimiz an büyük acıdır.

Tüm gerçekliğiyle Kürt halkının özünden gelen, özü pratikleşmeye döken PKK var oldukça inkar ve imhaya dayanan, Kürt halkını özünden koparmaya çalışan bu güçler büyük bir yanılma durumundadırlar. Çünkü pratikleşmiş ve haklı bir davayı savunan partimiz hiçbir zaman tükenmeyecektir. Bu uğurda binlerce şehit verdik. Binlerce özgür insanımızın özgürlükleri elinden alındı. Kürdistan’ın binlerce köyü yakıldı ve analar ağladı yitirilmiş evlatlarının ardından.

Adı bile yasak olan bir halkın, küllerinden tek tek dirilten Reber Apo’ya her Kürt genci gibi ben de binlerce kez minnettarım ve anlasınlar ki Kürt halkı bir daha asla ihanete uğramayacaktır ve bedenlerin tutuşacağı bugün de özümüz olan özgürlüğe gideceğimizi, gittiğim yoldan asla dönemeyeceğimizi tüm mutlak inançla belirtmek isterim. Beritanlaşmak, Semalarda yücelmek, Mazlumlaşmak, Viyanlara ulaşmaktır. Biji Serok Apo, Biji Kurdistan, Biji Azadi. Lawikê Bêzar.“

SEMSÛR

——————————————————————————–

Arkadaşları Doğan’ı anlattı

Bedenini ateşe veren Ebumüslüm Doğan’ı anlatan arkadaşları, „Hayata çok sevdalı, espritüel, sürekli kitap okuyan biriydi. Kendini geliştirmek için sürekli bir konu üzerinde arkadaşlarıyla tartışırdı. Böyle bir eylemi hiç tahmin etmiyorduk. Bu konularda bize bir şey söylemedi. Onu çok özleyeceğiz“ dedi. Bedenini ateşe vererek yaşamını yitiren Ebu Müslüm Doğan’ı arkadaşları ve öğretmeni anlattı. Doğan’ın hayata sevdalı, kendisi ve çevresiyle barışık sürekli umut veren biri olduğunu belirten arkadaşları, „Çocuk ruhlu biriydi. Hep güleryüzlü, kendisiyle barışıktı. Aynı sınıfta değildik ama yakın arkadaştık futbol oynamayı, halay çekmeyi çok severdi. Dersleri çok iyiydi“ şeklinde anlattı.

Toplumsal sorunlara duyarlı yardımsever bir kişi olduğunu söyleyen arkadaşları, „Müslüm, siyaset konusunda çok ciddiydi. Sürekli kitap okurdu. Kendini geliştirmek için sürekli bir konu üzerinde arkadaşlarıyla tartışırdı. Anya zamanda espirituel bir insandı. Böyle bir eylemi gerçekleştireceğini hiç bize söylemedi. Böyle bir eylemi hiç tahmin etmiyorduk. Bu konulara çok yoğunlaşıyordu ama bedenini ateşe vereceği aklımıza gelmedi. Onu çok özleyeceğiz“ dedi.

Adıyaman Anadolu Lisesi Müdürü Mehmet Suat Unutmaz ise, Doğan’ın okul içerisinde çok uyumlu bir öğrenci olduğunu belirterek, „Dürüst bir kişiliği vardı. Derslerinde çok başarılı ve disiplin cezası olmayan bir öğrenciydi. Okulda tartıştığı kimse yoktu. Arkadaşlarıyla öğretmenleriyle bir problemi yoktu“ diye konuştu. Unutmaz, konuya ilişkin incelemelerinin devam ettiğini vurgulayarak, „Öğrencimizin telefonla son görüştüğü kişiler, mesajları inceleniyor. Çalışmalar devam ediyor“ dedi.

Doğan’a 5 Aralık 2009 yılında KCK Öndei Abdullah Öcalan’ın cezaevi koşullarının protesto edilmesi için düzenlenen yürüyüşe katılarak „yasadışı slogan atmak“ gerekçesiyle hakkında soruşturma açıldığını belirten arkadaşları, şunları ifade etti: „Daha önce açılan soruşturma kapsamında ifade vermişti ama 16 Şubat günü ifade vermesi için tekrar Adıyaman Emniyet Müdürlüğü’nden çağrıldığını söylemişti.“

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA Okunma: 281

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s