Ejder Kapani

Ejder Kapani

Harun Ahmet

Tarih: 27 Nisan 2010 Salı

Uğur Yücelin yönettiği Ejder Kapanı filminde bayrak direğinde, al beyaz renklere karışmış ceset baş aşağı asılmıştır. Metrelerce yükseklikte penisi kesilerek, acımasızca iğdiş edilmiş kurbana bakan baş komiser, yönetmenin gizli içgüdüsüyle fısıldar bir yerlere.’’ İndirin artık bu cesedi bayraktan!’’.. Film, toplumun bir örnek kahramanlarından olan baş komiserin tecavüze uğramış kız kardeşinin intikamını aldığı bir seri katile dönüşme hikâyesini anlatır.

Onlar filmle adalet kavramını sorguladıklarını söyler. Ama bu sadece gizli kapaklı bir küfrün politik söylemidir. Her gözün bakışı vardır ve her göz kendi bakışıyla kendi yüreğindeki düğümü çözme eğilimindedir. Filmin kahramanlarından birçoğu vatanı korumak için Kürdistan da komando olarak görev yapmış ve ender rastlanan Kürt ejderini tanımışlardır. Kahraman ,Kürt ejderi imgesiyle ait olduğu topluma seslenir, ejderi itinayla besler, zehrini akıtır ve o zehri maktullerine bulaştırır. Kürt topraklarında akıttığı kanın, ödediği bedellerin karşılığında küçük kız kardeşinin tecavüze uğraması bakışının farklılaşmasına ve yüreğindeki düğümlerin çoğalmasına yol açar. Yönetmenin tıpkı ‘Yazı ve Tura’ filmindeki gibi; İnsan bayrağı ve milli varoluşu için ödediği bedellerden sonra bu koruma ya da var olma içgüdüsünün ürettiği sapkınlığı görünce ne yapması gerekir?

Türkiye de insanların bayrak fanatizmi bir lig takımının fanatik taraftarlığına dönüşmüş, yoksunluk ve hiçlikle yüz yüze gelmiş bir toplumun aidiyet kazandığı feodal bir din halini almıştır. Bu aidiyet kültürüne şiddet kültürü de eklenince o bayrak artık bir korsan bayrağıdır. Baş komiser, güncel acı deneyimiyle korsanlığını anımsar, ona sığınır. Korsanlık bütün acı deneyimlerin buluşma noktası haline gelir.

Aslında Ejder Kapanı, bir ezber bozma girişimidir. Eğer bir ülkenin bayrağı altında günde en az yüz tecavüz vakası, binlerce hırsızlık, yüzlerce cinayet, milyonlarca gayri meşru olay yaşanıyorsa korsanlık halini alan o kültür yıkılmalıdır, bayrak yakılmalıdır ve hatta ait olunan devletten bile utanılmalıdır. Vatanseverlik ülkesini bütün yanlışlarıyla, sergilediği haksızlıklara milli değerlerle sahip çıkmakla olamaz. Milli sapkınlık ya salakların ya da çıkar peşinde koşanların kalesi olur ve o kalede ezilenlerle ezenler ortak tasta çorba içer. Fakirle zenginin duvarında aynı şehitler, ortak değerler sallanır. Bu benzerlik eşitliğin ve aidiyetin yine en salak halidir. Baş komiser salaklığını anımsar. Korsan haline dönüşmesine neden olan Kürtlüğün efsanevi yaratığıyla gizemli bir intikam birliği yaratır.

Kürtler Türklerin korsanlığıdır.

Onlara yüzyıllık bir salaklığı hatırlatır. Onun içindir ki; en iyi yüreklisi dahi, Kürtler söz konusu olunca korsan içgüdülerine sarılır. Ne yazarlar ne sanatçılar nede aydınlar, geleceği bu kadar teslim alan, geleceği bu denli bozan tarihi, atalarını ve değerlerini sorgulayacak karakterde değildir. Türklük söz konusu olduğunda hepsi birer korsan mizacı kazanır. Gazeteler tecavüzlerin sorgusunu yapmaz, tecavüzleri erotikleştirir, atların çiftleşmesini dahi elinden geldiğince sapkın ve ayartıcı bir havada geleceğin sapkın ruhlarına taşır.

Gazeteler apış arası kokar Türkiye de! Bayrak ve sancaklara cenazeler asar.

Diplomasi ve siyaseti tıpkı filmdeki gibi cinayetleri incelerken çay ve simit yemeyi alışkanlık haline getiren amirlerden farksızdır. Katil öldürdüğü sapkınlardan ülke coğrafyasını kapsayan bir ejder resmi çıkarırken, amirler katilin yakalanmasını insani değerlerden çok milli değerlerle ister. Eğer savaş, kan, acı, şehit ve değerlerle böyle bir ülke yaratılacaksa ‘’Olmaz olsun!’’ Milli sapkınlığı iktidarların memelerinden emen bir zavallı takımı olmaktansa özgürlüğü ve geleceği için yaşayan bir vatan haini olama aklıselimliği kalmamıştır artık. Onlar bu salaklıktan intikam alırken dahi milli değerlerden taviz vermez. Sapığının da, bürokratının da, dolandırıcısının da, katilinin de, kahramanının da sağ cebinde hep bir bayrak gizlidir.

Kürtler Türklerin korsanlığıdır. En babayiğidinin bile bilinçaltında gizli bir korsanlık yatar.

Türkler yüzyıllardan beri süre gelen bu şiddet kültürünün antikürt fanatizmiyle korsanlığa dönüştüğünü anlamalıdır. Antikürt fanatizmi bu ülkede sapık yetiştirir, kadın ve insan kaçakçılığına batmış general ve albay ordusu yaratır, sokaklarda gezmek bir karıncanın dev adımlar altında gezerken yaşadığı tedirginlik gibi huzursuzluk duyan ve kültürsüz bir nesil yaratır. Tahammülsüz, sağduyusuz, kardeşlik ve dayanışmanın, dostluk ve paylaşımın sadece ve sadece ortak çıkarlara dayandığı, en ufak bir çelişmede korsanlığa sarılan bir toplum inşa eder. Kürtler bu zehrin en güçlü düğümüdür. Bu düğümü çözmek geleceğe kilit vuran sonsuzluğun o bitmeyen süresinin bitmesi anlamına gelir. Savaşın da, milli duyguların da, değerlerin de, şehit kanlarının da huzur bulacağı bir toplum yaratmak en büyük vatanseverliktir.

Kürtler Türklerin korsanlığıdır. Onların geleceği, özgürlüğü ve sağduyusudur.

Harun Ahmet
harunahmet-@hotmail.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s