Gazeteciler: ‘Açılım’ın son perdesi de kapandı

PKK Lideri Abdllah Öcalan’ın çağrısıyla Kandil ve Mahmur’dan gelen, ‘Barış ve Demokratik Çözüm Grubu’ üyelerinden 10 kişinin tutuklanmasını değerlendiren gazeteciler, tutuklamaları, ‘AKP’nin ‘açılım’ adı altında başlattığı sürecin sonu’ olarak değerlendirdi.

Gazeteciler: ‘Açılım’ın son perdesi de kapandı

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla Kandil ve Mahmur’dan gelen, ‘Barış ve Demokratik Çözüm Grubu’ üyelerinden 10 kişinin tutuklanmasını değerlendiren gazeteciler, tutuklamaları, ‘AKP’nin ‘açılım’ adı altında başlattığı sürecin sonu’ olarak değerlendirdi.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla 19 Ekim’de Habur Sınır Kapısı’nda giriş yapan ‘Barış ve Demokratik Çözüm Grubu’ üyeleri hakkında Diyarbakır 4. ve 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın ilk duruşmasında 10 kişinin tutuklanmasına gazetecilerden de tepki geldi. Tutuklamaları ‘açılım sürecinde hızla başlayan kapanmanın göstergesi’ olarak yorumlayan gazeteciler, gelinen aşamayı farklı yorumlasa da Kürt sorununun geri dönülmez bir noktaya sürüklediği ve Kürtlerin devlete olan son güvenini kırdığı konusunda hemfikir.

Nazım Alpman: Kürtlerin devlete güveni tamamen bitti

Türkiye devletinin Kürtlere yönelik ikiyüzlü politikalarının eskiden beri süregelen bir yaklaşım olduğunu vurguladı. Alpman1991 Süleyman Demirel’in ‘Kürt realitesini tanıyoruz’ demesi, Tansu Çiller’in ‘seneye Newroz’u bayram yapacağız’ sözleri, Mesut Yılmaz’ın ‘AB’nın yolu Diyarbakır’dan geçer’ ifadesinin arkasında yaşananların bunun en önemli örneği olduğunu belirterek, Başbakan Erdoğan’ında bu politikanın devamında ‘Kürt sorunu benim sorunumdur’ dedikten sonra imhaya yöneldiğini söyledi. Türkiye için kararı ‘talihsizlik’ olarak değerlendiren Alpman; ‘Bu tutuklamalar bağımsız yargı söylemi ile açıklanamaz. Silopi’de mahkeme kurup anlaşarak o insanları niye geldiğini bile bile serbest bırakanlar. Gelinen aşamada da bunun tersini yaptı. Kürtler açısından bu durum çok moral bozucu. Önce çağır getir sonra tutukla. Ben Kürt olsaydım bu devlete son güven kırıntım kalmışsa oda yok olurdu. Kürtlerin sineye çekebileceği bir durum değil’ dedi.

Ertuğrul Mavioğlu: Siyasallaşan yargı kendi sürecini çiğnedi

Gazeteci Ertuğrul Mavioğlu ise ‘açılım’ süreci diye adlandırılan sürecin Habur’dan girişlerin ardından kapanışa doğru yol aldığını söyledi. Uzlaşma çerçevesinde başlangıçta soruşturmaya tabi tutulmayan ve niye geldikleri niçin geldikleri belli olan insanlara farklı gerekçelerle dava açılmasını bunun göstergesi olduğunu belirten Mavioğlu, ‘İşin gerçeği onlar zaten bu ülke topraklarına Kandil ya da Mahmur’dan neden geldiği çok iyi biliniyordu. Bur çerçevede açılan soruşturmalar ve tutuklamaların süreci tıkayacağı bilinen bir durum. Burada hukukun nasıl siyasallaştığını da görmek mümkün. İnsanlar zaten örgüt üyesi olarak geldi. Savcılar herhangi bir soruşturma açmayarak, yargıyı çiğnedi. Şimdi ikinci kez yargı çiğneniyor’ diye konuştu.

Erdoğan Aydın: Referandum ve seçimde Türk-İslam sentezli milliyetçilik rol oynayacak

Araştırmacı-Yazar Erdoğan Aydın’da, son aylarda iyice belirginleşen ‘açılım’ siyasetinin sona erdiğinin ortaya koyan en önemli gelişme olarak yorumladı. ‘Son aylarda yaşanan gelişmeler olmasa, bu durum bir yol kazası ya da yargı kararı olarak değerlendirebilirdik. Ancak taşları yan yana koyduğumuzda açılımdan bir bütün vazgeçildiğini görebiliyoruz’ diyen Aydın, AKP’nin Kürt sorunu çözme cesaretine ve inancına sahip olmadığını söyledi. Aydın, ‘Önümüzdeki dönemde referandum ve seçim sürecinin Türk-İslam sentezli milliyetçilikle götürülecek, bu açıklıkla görülüyor. Dağdan gelenlerin yanında Mahmur’dan gelenlerinde tutuklanmış olması ise ayrı bir durum. Bırakın eli silahlı insanları mağdur koşullarda yaşamış insanlara dahi açılım yapamayacak kadar tıkanmış bir siyaset. Ne yazık ki AKP hükümeti Filistin meselesinde gösterdiği cesareti kendi Kürt meselesinde gösterme cesaretine sahip değil. Hükümet aslında Kürt meselesini kendi meselesi olarak görmüyor. Amerika’nın kucağına attığı bir sorunda oyalama taktiği uyguluyor’ şeklinde konuştu.

Mete Çubukçu: Bir taraf yavaş diğer taraf aceleci davrandı

‘Kandil ve Mahmur’dan yaşanan dönüşleri ‘açılım’da bir milat olarak değerlendirildiğinde, tam olarak olmasa da bu tutuklamalarda ‘açılım’ın kapanması için bir milat’ değerlendirmesine bulunan Gazeteci Mete Çubukçu da ne niyetle geldikleri belli olan grupların bu niyetleriyle kabul edildiğini ancak zaman içinde beklentilerin karşılanmadığını söyledi. ‘Açılım’da gelinen aşamada iki tarafından sorumluluğu olduğunu belirten Çubukçu; ‘Tutuklamalar açılım sürecinin acil olarak yeniden ele alınıp tartışılması gerektiğini ortaya koyuyor. Görünen o ki yola çıkarkenki beklentilerin çoğu hayata geçmedi. KCK operasyonları, DTP’nin kapatılması, anayasa süreci, ancak burada PKK’nin de aceleci davrandığını düşünüyorum. Tokat’la başlayan saldırıların gerçekleşmiş olması da bu sürecin kapanışa götüren yollara taş döşedi. Aslında çözüm zamana yayılabilirdi, çözüm beklentisi hayal kırıklığı yarattı. AKP yavaş hareket etti PKK ise çok aceleci davrandı. Bu noktada yeniden başa dönülmesi gerekiyor. PKK’nin eski pozisyonuna dönmesi sürecin belki yeniden başlamasının önüne açar’ diye konutu.

Celal Başlangıc: Bu yaz kaosla geçecek

Açılımdan sonra gösterilen performans barış sürecini ya da hükümetin açılım iddialarını güçlendirici değil baltalayıcı olduğunu belirten Gazeteci Celal Başlangıç ise bu yazın ‘kaos’ ortamı içinde geçeceğini söyledi. Tutuklamaların açılıma ilişkin öngörüleri haklı çıkardığını belirten Başlangıç şunları belirtti: ‘Gerek yerel yöneticilerin ve partililerinin tutuklanması gerekse diğer baskılar sürece yönelik kimi olumlu ihtimalleri de ortadan kaldırılmasını getirmiştir. Nihayetinde biliyoruz ki bu tutuklanan barış grubundaki arkadaşlar kendi ayakları ile geldi. O zaman bunlar aslında söylenmişti. O noktadan sonra açılımın iyi yönetilmemesi halinde yolun tıkanacağı dile getirilmişti birçok çevre tarafından. Tutuklama kararları da bu öngörüleri haklı çıkardı. Yine de ben süreci bitmiş olarak görmüyorum. Her geçen gün kötüleşen bir süreç yaşadık ve şu anda ciddi bir kaos içinde olduğumuz da bir gerçek ama bu da bir süreç ve her an yeniden başlatılabilir. Ancak şunu söylemeliyim ki referandum öncesinde ben hükümetten yeni bir adım beklemiyorum. Bence bu yaz en azından referandum sonuçlanana kadar içinde bulunduğumuz kaos ile devam edecek. Ancak benim PKK’den beklentim, bu yaz için farklı taktik bir adımın devreye sokulmasıydı ancak olmadı. Tüm bunların devamında artık hükümet sözünü ettiği açılımın altını doldurmalı, bir yöntem belirlemeli ve kararlıca bu yöntemi hayata geçirmeli. Özellikle muhatap meselesine bir açıklık getirmeli. Sonuçta hem açılım deyip, hem kimi muhatap gördüğün üzere hiç bir netlikte sağlamadan devamında da operasyonlar ve tutuklamalarla yapılmaya çalışılan şey ancak kaosu güçlendiren hem Isa’ya hem Musa’ya yaranma politikasıdır ki bu da mümkün değil.’

Roni Marguiles: Barış elçilerini tutuklamak barışın altına bomba koymaktır

Hükümetin kendi attığı adımı tamamen baltaladığı görüşünü savunan Gazeteci Roni Marguiles’te tutuklamaları barış sürecinin altında patlatılan bomba olarak niteledi. Marguiles şunları dile getirdi: ‘Anlaşarak ve barış elçisi olarak gelmiş olan insanları mahkemeye çıkarmak barış sürecinin altında bomba patlatmak demektir. Mahmurdaki insanların getirilmesi için söylenen sözler sonrasında beklenen şey gelişler için uygun ortamın yaratılmasıydı ki ‘geçmiş olsun’. Artık bundan sonra böyle bir beklenti için hiç bir sebep yok. Sonuçta devletin PKK’yi tasfiye edelim Kürtlere haklarını verelim stratejisi uygulanıyor belli ki ama bunun başarı şansının ‘0’ olduğunu görüyoruz. Bundan sonra da bu politikanın başarı şansı değişmeyecektir. Gerek bu karardan gerekse iki haftalık süreçten önümüzdeki yazın çok kanlı geçeceği sonucunu çıkarıyorum. Sonrasında da seçimler var. Seçimlerden önce hükümetin adım atması çok çok. O nedenle seçim sonrasına kadar bu kanlı süreç devam eder. Sonuçta verilen bu tutuklama kararları ile devletin, hükümetin başlattığını söylediği açılım öncesine dönüş başladı hatta döndük diyebiliriz. Bu noktada devlet ve hükümet durup düşünmek zorun da. Bu yaz akacak kanların sorumluluğunu üstlenmek istiyor mu istemiyor mu düşünmek zorunda. Şu anda görünen o ki ne yazık ki devlet-hükümet durmak ve düşünmek istemiyor. Daha önce de dediğim gibi, devlet eninde sonunda PKK’yi tasfiye etmenin gerçekçi bir tutum olmadığını görecek, bu arada savaş daha da kızışacak ve olan da çok sayıda gence olacak.’

İSTANBUL-DİHA

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s