Taraf’a: Tehditlere ve karalamalara son verin!

Taraf’a: Tehditlere ve karalamalara son verin!

Taraf Gazetesi yazarı, Öcalan’a karşı yaptığı cinayet kışkırtması için hala özür dilemedi.

Buna karşılık, Öcalan’a karşı yürütülen karalama kampanyasının dozu arttı. Çiçeği burnunda gazeteci stajyerler bu kampanyada kariyer yapıyor.

Şu manşete bir bakın: Karayılan’ın iadesini istediler…

Taraf Gazetesi, Karayılan’ı ne sanıyor?

Türkiye’de köşeye sıkışıp da, kapağı bir başka ülkeye atan, o ülke tarafından kabul edilen ve şimdi ‘iadesi’ istenen bir kaçak mı?

Taraf Barzani yönetimine verilen ‘Karayılan’ı iade edin’ ültimatomunun gülünçlüğünü bilmez değil. Bilir. Ama o artık ‘idamcı’ Sözcü gazetesi gibi psikolojik savaşa özgü manşetler atıyor. Dürüst, demokrat bir gazete böyle bir manşet atmaz, şöyle bir manşet atar: Bırakın Barzani’yi, gözünüz kesiyorsa, siz gidin alın!..

Ben artık Taraf Gazetesi yönetiminin ne yaptığını, neyi amaçladığını sormuyorum. Sorularımın yanıtını da yazmayı anlamsız buluyorum.

Gazete kesinlikle Kürt kamuoyuna hitap etme yeteneğini yitirmiştir. Düne kadar bu gazeteyi savunan Kürt eliti bile, ‘Öcalan’ı idam edin, öldürün’ diyenlerin yazdığı bu gazeteden uzaklaşmaya başlamıştır.

Ama bu gazete, Kürt aydın kamuoyuna hitap edemese de, Türk aydın kamuoyuna hala hitap edebiliyor. Gazetedeki militan PKK karşıtları, bugün savaşı durdurmak, Kürt sorununda demokratik reformları hayata geçirmek için gerekli olan demokratik güçlerin birliğini sabote ediyor. Demokratlarla, sol liberallerle, sosyalistlerin arasındaki mesafeyi uçuruma çeviriyor ve demokrat, sol liberal,liberal aydınların Kürt özgürlük hareketiyle aynı safta yer almasını önlüyor.

Bu durumda bu gazetenin sayfalarında yazı yazanlar her geçen gün keskin bir ikilemle karşı karşıya kalıyorlar: Ya gazete ilk yayınlandığında ilan ettiği ilkelere yeniden dönecek, AKP hükümetinin Kürt özgürlük hareketiyle Türk demokrat liberal çevreleri arasındaki işbirliğini sabote etme politikasının sözcüsü olmaktan çıkacak, gazetede idam kışkırtmalarına izin vermeyen demokrat, hümanist bir yayın politikası egemen olacak, Ergenekon’un AKP’ye karşı planları hakkında onbinlerce sayfalık delillerin arasında PKK-Ergenekon ilişkisiyle ilgili bir tek sayfa olmadığı halde yürüttüğü karalama kampanyalarını sona erdirecek; ya da bu gazetenin yazarları, bir kısmının hiç de haketmediği, kötü bir şöhretle anılacak.

Günlerdir yazıyoruz. İdam kışkırtmaları yapan yazarları Kürt kamuoyundan özür dilemeye çağırıyoruz.

Gazetenin yöneticileri çağrılarımıza aldırmıyor.

Burunları Kaf dağında, bildiklerini okumayı sürdürüyor.

Diyelim ki, Taraf’ın yöneticileri, bizi ‘muhatap’ almak istemiyorlar. Olabilir. Ama üst üste iki kere Önder Aytaç’ın sözlerini en ağır biçimde eleştiren Halil Berktay’ı da mı ciddiye almıyorlar? Ne biçim gazete bu? Berktay ile Aytaç karşısında Taraf ‘tarafsız’ mı kalıyor?

Ahmet Altan geçtiğimiz gün Bahçeli’nin ‘idam edin, size destek verelim’ laflarını eleştirmiş.

Nasıl eleştirmiş? Ne hakla, hangi yüzle, hangi cesaretle eleştirmiş?

Kendi gazetesinde ‘asalım, öldürelim’ diyenler varken, kendi partisine yakışan laflar edenleri eleştirmek gülünç değil mi?

Yazarlar, yalnız yazdıklarıyla değil, yazmadıklarıyla da değerlendirilir.

Senin gazetende yazanlar ‘idam’cılık yaparken, Bahçeli’nin idam kışkırtmalarını, kendi ‘idamcı’ yazarlarını mahkum etmeden eleştirirsen, o yazarların işlediği suça ortak olursun.

Zaman geçtikçe, bu konuda susan herkes o suça ortak olmaktadır.

Hiç bir gerekçe demokrat bir yazarın, bu sorun çözülmeden Taraf’ta yazı yazmasını haklı çıkaramaz.

‘İdam edin’ çağrısı yapmak ‘düşünce özgürlüğü’ kapsamına girmez.

‘İdam edelim’ diyenle ‘muhatap alalım’ diyenin aynı gazetede yazması hiç bir şekilde çoğulculuk olarak görülemez.

Bu konuda susanlar, neden sustuklarını nasıl açıklayacaklar?

‘Kol kırılır, yen içinde kalır’ mı demekteler?

Nasıl oluyor bu iş? Açıklık, şeffaflık, ‘glasnost’ nerede kaldı?

Konuşun! Bu konuda susulmaz.

Çünkü, can güvenliği devletin güvencesinde olan bir insanı ‘asalım’ diyerek yaratılan ortam, büyük kentlerde Kürtlere karşı linç kampanyalarını yüz kat heveslendirmekte, Ku Klux Klan özentisi çetelerin varoşlarda faaliyetlerini özendirmekte, cezaevlerinde binlerce Kürt tutuklu ve hükümlüye karşı insanlık dışı saldırılar için elverişli ortam yaratmakta.

Daha da önemlisi, Öcalan’a karşı Taraf gazetesinin de katılımıyla yürütülen kampanya, Kürt kamuoyunda Kürt özgürlük hareketine karşı değil, fakat Türk olan her şeye karşı tehlikeli bir karşı tepkiye neden olmakta.

Bu kampanya sözüm ona ‘terörle mücadelede’ beş paralık işe yaramaz. ‘İdam’ tehditleri ve ‘ergenekon’ karalamaları, Kürt duvarından bir taş bile sökemez.

Ama bu tehdit ve karalamalar, Türk-Kürt kardeşlik evinin temelini yıkar, onu çökertir.

Kirli kampanyayı kesin.

Kürt kamuoyundan özür dileyin.

Veysi SARISÖZEN

Kaynak: Günlük Gazetesi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s