Teşvikiye Camii’nden cenaze kalkarsa…

Güvenlik ve Terör Uzmanı Doç. Dr. Maya Arakon çarpıcı tespit: Hiç olmasın, Allah korusun, ama eğer bir gün Teşvikiye Camii’nden bir cenaze kalkarsa, bir işadamının oğlu, akrabası, bir paşanın oğlu akrabası şehit düşerse bakın terör terör duruyor mu durmuyor mu?

Yukarıdaki çarpıcı tespitleri Yeni Şafak’tan Murat Aksoy’a yapan Doç. Dr. Maya Arakon sözlerinin devamını şöyle sürdürdü:

Hiç olmasın, Allah korusun, ama eğer bir gün Teşvikiye Camii’nden bir cenaze kalkarsa, bir işadamının oğlu, akrabası, bir paşanın oğlu akrabası çatışmalarda ölürse, bakın o zaman bu terör duruyor mu, durmuyor mu? Hep fakirin fukaranın, emekçinin, köylünün çocuğu gidiyor. Ben artık buna dayanamıyorum. Bir kadın olarak dayanamıyorum. Bu analar şehit cenazesine sarılıp ağlarken kahroluyorum ama bilin ki aynı anda bir Kürt anası da kimselere gösteremeden çocuğunun cenazesine sarılıp ağlıyor. Ve terörist anası olarak damgalandığı için çocuğuna acısını göstermeye bile hakkı yok artık. Bugün 3 sene önce ölen çocuklarımızın adını ailesi dışında hatırlayan var mı? Bu olayı artık ölüm edebiyatından çıkarıp rasyonel bir çözüm üretmemiz lazım. Bu ölenlerin hepsi bizim evladımız

————————————————————————————————–
————————————————————————————————–
Askerlik beyanı

Perihan Mağden

20/04/2008

Hollanda Genel-kurmay Başkanı’nın oğlu, Afganistan’da yol kenarına yerleştirilen bir bombanın patlamasıyla öldü.
Geçtiğimiz kasım ayında Yeni Zelanda’nın Savunma Bakanı’nın teğmen yeğeni de Afganistan’da pusuya düşürülüp öldürülmüştü.
Prens Harry’nin (Charles’ın oğlu) birkaç ay boyunca Afganistan’da görev başında olduğu (asker olarak) ordaki varlığı keşfedilince, İngiltere’ye geri yollandığı da malum.
Tabii ki Hollanda Genelkurmay Başkanı’nın oğlu da ölmesin,
Yeni Zelanda Savunma Bakanı’nın yeğeni de.
Hiçbir muasır medeniyet ülkesi; el âlemin ülkesine (ne kadar ‘iyi niyetlerle’ ambalajlanmış söylemlerle de olsa) asker yollamasın ayrıca!
Neo-emperyalizmin dayatılmış insan (hakları) severliğine, karnımız tok.
Ve fakat Gelişmiş Ülke Genelkurmay Başkanı Oğlu’nun ‘şehit’ düşmüş olması oralarda; akla ister istemez bizim Şehit Edebiyatçıları’nı düşürüyor.
Ordumuz’da üst kıdem mensuplarının evlatlarının askerlik görevlerini nerelerde yaptığına dair, ya da çürüğe çıktıkları için nerelerde yapmadığına, bir liste var.
Bir zaman önce korsan bir internet sitesinde yayınlandı.
Ama Medyalamamız itibar etmedi bu listeyi yayınlamaya.
Özel hayata giriyormuş!
Bence hiç de girmiyor.
Son on-on beş yılın üst düzey tümmm askeri yetkilileri evlatlarının nerelerde askerliklerini yaptıklarını açıklasalar bir.
Şöyle bir liste yayınlasalar.
Sonuç olarak 30 yıldır bitirilemeyen, yurdumuza yüz milyarküsur dolara patlamış bir iç savaş söz konusu.
Ve insan Güneydoğu’da ‘Siyasi çözüm de şart. Çözüm de şart!’ papağanlayıp siyasi çözüme dair en ufak bir adım atılmaya yeltenildiğinde, ‘Vatan elden gidiyor! Yetişin: milliyetçiler- imdaaat!’ı basanların, yani savaşın devamından bunca yıldır medet umanların genleriyle Bu Savaş’a ‘katkılarını’ merak ediyor.
Bütün bakanlarımız, başbakanlarımız, milletvekillerimiz DE
açıklasa oğullarının nerelerde, hangi koşullarda vatani görevlerini ‘gerçekleştirdiğini.’
Netice olarak: ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ!
Ama şehitlerin hep fakirin fukaranın, rençberin, cahilin, köylünün çocuklarından verilmesi, insanda Bu Vatan’ın vahim bir Eşitsizlik Duygusu’yla bölünmüş olduğu hissini yaratıyor.
Ali Babacan’ın yeğeni şehit düştüğünde gazetelere doğal olarak haber oldu.
Hem olmayacak bir şeydi bu.
Hem de olmayacak bir şeydi.
Ali Babacan’ın (Allah sabır ihsan etsin) ailesine düşen ateş dışında, ben hiçbir Mühim Pozisyon Sahibi’nin geçtim çocuğundan/oğlundan hısım ve akrabaları arasından dahi şehit düştüğünü hatırlamıyorum.
Siz hatırlıyor musunuz?
Ayrıca ‘Evladın Nerde Askerliğini Yaptı Beyanı’ bence askeri komutanlarımız, politikacılarımızla da sınırlı kalmasın.
Mesela Şov Haber’e geçti geçeli, handiyse Askeriye’nin ve İç Savaşın Reklam Kuşağı gibi çalışan (askerlikten/darbecilikten atılma) Ali Kırca’nın iki oğlu acep nerde yaptı askerlik görevini? Yoksa onlar daha
o yaşa gelmediler mi?
Master mı yapıyorlar? Filan.
Bütün genel yayın yönetmenleri, köşciler, ellerine kalemi alınca ortalığı ‘Sevr! Misak-ı Milli! Vatanın bir karış toprağı!’ diye inim inim illetenler böyle bir Evlat Beyanı, Hısım-Akraba Beyanı’na tâbi tutulsalar.
En başta da kendi vatani görevlerini nerde ifa ettiklerini açıklasalar.
Meydanlarda bağrışmaktan boyun damarları pörtlemiş 1 Vatan Kurtaran Şaban’ın, 28 günde enseleyerek yaptığı askerliğini biliniyor; mesela.
Onlarca yıl daha hicap duysak vakti zamanında siyasetimize yaptığı katkısızlıklardan yetmeyecek; yine pek milliyetçi/sağcı/köylücü bir hanım politikacının oğlu, bacağındaki platinin ‘paslanma ihtimaline’ karşı hastaneleyerek yapmıştı askerliğini. Diyelim.
İş başkasının evladına gelince böylesine gönlübol, böylesine ağızdan köpürmeli şehit edebiyatçılarının Askerlik Beyanları’nı görelim, bir.
Ya da sonsuza dek Savaş Taraftarlığı Çalçeneliği’nden malûlen emekliye ayrılmalarını talep edelim.
Medya baronlarından/bezirgânlarından üst üst düzeylere: Bekâra karı boşamak kolay- El âlemin çocuğunu ölümlere sürmek de.
Barış götürmen gereken topraklarda lümpenlenirken, ağzından çıkanı kulağın duyacak!
Kürt partileri illa billa kapatılmak istenirken de. Yargı Darbeciler ordan başlamışlardı. İşe.
Savaşı bitirmek işine gelmeyenlerin, ‘genç’ subayların mütemadi rahatsızlanmalarından başlamaları gibi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s