Etle tırnak gibiysek et kim, tırnak kim?

Nasıl başladık sorusundan başlayayım. Diplomatik anlatıma kadar anlatılmak istenen, gerçekten dünya çapında çok karmaşık, oldukça kaos haline gelen bir sorun olduğuna, sokaktaki vatandaştan, dağdaki çobandan, metropollerdeki en büyük tekelci, holding sorumlusuna kadar herkes ilgi gösteriyor.

Sorun vardır ve mutlaka bir çözüm bulunmalıdır. Bugün bile mevcut hükümet(her ne kadar terör kendilerinin olsa da) ‘terör var, ona bağlı olarak ekonomik soruna çözüm bulunmalıdır’ diyor. Sorun bu kadar günceldir. Kesinlikle bazı ulusal kurtuluş hareketleriyle bunu karıştırmamak gerekiyor. Son günlerde bir Filistin-İsrail diyaloğu ve Güney Afrika’da ki siyah ırkla beyaz ırkın diyaloğu hiç şüphesiz önemlidir.

Birçok sömürgeci ve ulusal kurtuluşçu ülke diyaloğu hayli öğreticidir. En son İngiliz-İrlanda diyaloğu gelişmeye başlıyor. Şimdi burada bir Kürt-Türk diyaloğu olabilir mi diyeceğiz. Belki bu kavram bile başkalarına acayip gelebilir. Zaten, ‘biz etle tırnak gibi iç içe girmişiz, bizi ayıramazlar’ diyorlar. Tabii bu resmi ideolojinin görüşüdür.

Evet birisi et, birisi tırnak. Kim et, kim tırnak, bu ayrım önemli. Kaldı ki anayasada çok açık ifadesini bulmuş, ‘ülkesiyle, milletiyle, devletiyle bölünmez bir bütün’ deyip duruyorlar. Bizde diyoruz ki etle tırnak gibi iç içeyiz bizi koparamazlar. Ama tırnak bir yerden ete daha fazla girmiş ve acı veriyor. Biz tırnağın acı veren bu kısmını çekip çıkarmak istiyoruz. Bu bizim daha doğru tarihe layık hareket ettiğimizinde iyi bir tarifidir.

Ve bu kulakları sağır ediyor, hayatın amentüsü. Onunla yatılıyor, onunla kalkılıyor. Bununla aslında bir olay gizleniyor; Kürt-Türk ilişkisi. Bu ilke, amentü, onun için getirilmiş. Eğer bu kadar etle-tırnak birbirleriyle bütünleşmişlerse ve bu kadar bütünlerse, bunu anayasaya geçirmenin gereği yok. Bir doğal olay ise, birlik birliktir, ulus ulustur. Neden başkaları bölsün ki?

Ülke-devlet birlik olmuşsa, neden birileri çıkıp karpuz gibi bölmeye çalışsın ki? Onun temeli yok. Ulus bir doğallık olayu, devlet hakeza.

Şimdi asıl üzeri örtbas edilen, ayrı olanların varlığı inkar edilmiyor, olası bir birlikteliğinde önüne geçilmek isteniyor. Anayasalara hüküm koymakla, görünüşte halka hoş gelebilecek laflar söylemekle bir sorun ortadan kaldırılmıyor. Tam tersine daha da ağırlaştırılıyor.

Şimdi, Kürt-Türk ilişkilerinin bir mantığı tarihte de vardır. Bunu bir defa kabul etmek gerekiyor. Bu sözümona ‘çok düşünen’ elite, siyasi elite, aydın elite söylüyorum. Tarihte böyle ilişkiler vardır. Yavuz’a, Selçuklu sultanına, Mustafa Kemal’e bakın derim. Bir ilişki mantığı var. Evet, çeşitli dönemlerde ilişkiler değişik olmuştur ama inkar yoktur.
Bu inkarın bu kadar gelişmesi özellikle 1925’ler sonrasıdır. Hatta Mustafa Kemal’i bile iki döneme ayırmak mümkündür. Mustafa Kemal’e göre düşünülecese birde ilk dönemi var. Ona göre de düşünmeyi bilmek lazım. Biz bunları diyoruz, ‘vay bölücü, vay ayrılıkçı’ denilip, başka birşey söylenmiyor. Böyle kafalarla Türkiye hiçbir yere varamaz. Türkiye’nin birlik bütünlüğü de korunamaz. Kısacası, derinlemesine çok karmaşık bir sorun var.

Burada bir ingiliz sömürgeciliği mantığını göremeyiz. Bir beyazların, bir İsrail siyonizminin mantığını göremiyoruz. Onlar çok ehven-i şer gibi geliyor. Türkiye’li yöneticilerin de pek birşey kavradıklarını sanmıyorum. Geliştirmekte oldukları ulusal baskı sistemidir. Sürdürdükleri ulusal baskıyı nemenem anladıkları tartışılmalıdır. Herhalde çok kitap okuyup şimdi aydınlanıyorlar. Zaten bu görüşmeyi biraz aydınlanmaları için böyle dallı-budaklı yapmaya çalışıyoruz. Mazur görün beni, çok cahil kalmışlar.

Böyle çok gözükara sövenler bilhassa cahil olur. Gerçeklerin bilimle bağlantısını koparmak böyle olur. Saygıyla analım İsmail Hoca’nın karşısında ‘Türk bilim yöntemiyle’ bazı tespitler yapmaya çalışıyorlar. Adamın başına gelmediği kalmadı. Yoktur, gerçekten herhangi bir örgüt bağı yok, herhangi bir eylem bağı yok. Bazı gerçekler var, o da kendine göre yorumlayıp söylüyor.

Halbuki şükür etmek lazım, sen bilimsel çalışma yapıyorsun, bizim de ulusal bir politikamız var, meselemiz var, bunu daha bilimsel kılmak için bir veridir. Hatta madalya vermeleri gerekirdi.

Abdullah ÖCALAN

Kürt Halk Önderi

*Kaynak: ‘Diriliş Tamamlandı, Sıra Kurtuluşta’ Kitabı..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s