Hanefi Avcı Ankara’yı birbirine kattı!

Hanefi Avcı Ankara’yı birbirine kattı!

20 Ağustos 2010 Cuma 15:25Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın yazdığı kitap Ankara’da adeta deprem etkisi yarattı. Avcı kitabında bakın hangi konulara değiniyor.
Hanefi Avcı’ya jet soruşturma
Susurluk olaylarında devletin içindeki çeteleri açıklayan, görev yaptığı her yerde yolsuzlukla mücadelede isim yapan Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, “Haliç’te yaşayan Simonlar; Dün Devlet Bugün Cemaat” adlı bir kitap yazdı.

Emniyet Müdürü Avcı, kitabında “Ergenekon” ve “Balyoz” davalarını, polis teşkilatının içindeki cemaatlerin nasıl örgütlendiğini, CHP eski lideri Deniz Baykal’ın istifasına yol açan kasedi, generalleri istifaya zorlayan telefon konuşması kayıtlarını ve Türkiye’yi derinden sarsan daha pek çok olayı sorguluyor.

ntvmsnbc’nin haberine göre Avcı, kitabında son dönemde gördüğü tabloyu şu şekilde tasvir ediyor; “Gördüğüm manzara korkunç; kadrolu devlet adamları devleti yönetmiyor, Emniyet Genel Müdürü, hatta İçişleri Bakanı haklı olduğunu bildiği bir kişiyi, doğruluğundan emin olduğu bir olayı ya da davayı savunamıyor, güvendiği ve inandığı adamları tuzağa düşürülüyor, haysiyetleri ile oynanıyor ama onlar bu kişilere sahip çıkamıyor. O zaman bu teşkilatı kim yönetiyor? Bu kamu gücünü kimler gasp etmiş kullanıyor, gücün sahibi olması gerekenler ellerindeki gücün gaspına neden ses çıkarmıyor, güçlerini geri almak için çabalamıyorlar?”

“Dinleniyoruz, hepimizi dinliyorlar” korkusunu hiçbir zaman ciddiye almadığını ama kendisinin de kanunsuz şekilde dinlendiğini keşfettiğinde büyük bir şok yaşadığını anlatan Avcı, binlerce insanın aynı şekilde dinlendiğini, hâkimlere, savcılara bu kayıtlarla şantaj yapıldığını belirtiyor.

Kitabında pek çok konuya değinen Hanefi Avcı, “Ergenekon” davası ile ilgili şu açıklamaları yapıyor; “Ergenekon örgütünün varlığı konusunda yazılı belge, doküman, örgütsel faaliyet sayılabilecek bazı ilişkiler varsa da eylemleri konusunda hiçbir ciddi emare yoktur. Geçmişte Türkiye’de meydana gelen pek çok olayın (Malatya’daki Zirve Yayınevi Katliamı, Rahip Santoro Cinayeti) Ergenekon örgütü tarafından gerçekleştirildiği iddia edilerek epey bir süredir uydurma tanık vs. aranmaya başlandığı net olarak görülüyor. Amacın olayları aydınlatmak değil, Ergenekon’la irtibatlandırmak olduğu açıkça ortadadır.”

‘İHBAR EDİYORUM’

İhbarda da bulunan Avcı, devlete ait olanların dışında da izleme ve dinleme aletleri olduğunu söylüyor.

Avcı, “Kozmik odalarda birkaç gün süren aramalar yapıldı. Burada hangi şüphe ve delil vardı, hangi iddialar üzerine buralar arandı? Şimdi ben açıkça adres veriyorum, hukuksuz dinleme ve izlemeler var, bunları dilekçemde belirttim. İstihbarat Dairesi’nde cemaatin özel cihazları, elde ettikleri her türlü kanunsuz dinleme materyalleri mevcuttur, buralar neden aranmaz? Kozmik odanın aranmasında kimliği belli olmayan bir ihbarcı vardı, burada da ben açıkça ihbar ediyorum. Bulunacak yerleri de söylüyorum. İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesi neden denetlenemez? İstihbarat Daire Başkanlığı’nda arama yapılsa, demirbaşa kayıtlı olmayan cemaatin kendine ait özel dinleme ve izleme aletleri bulunacağından hiç tereddüdüm yoktur” dedi.

‘DEVLET ELE GEÇİRİLMİŞ’

Devletin belli bir örgütün elemanlarınca ele geçirildiğini ifade eden Avcı, kitabında bu konuda “Olay bir örgütün, cemaatin devlet içerisindeki elemanları vasıtasıyla yürüttüğü örgütsel bir faaliyettir, karşımızdaki kişiler polis, hâkim ve savcı değil, örgütün-cemaatin elemanlarıdır. Devletin hukukunu değil, cemaatin talimatlarını yerine getirmektedirler. İstanbul, Ankara, Erzurum ve İzmir’deki bazı özel yetkili savcılar ile bu iller dışındaki bazı polis birimleri arasında illegal bir ilişkinin varlığı açıkça gözükmektedir.

Özel yetkili savcılar tarafından bu iller dışında gözaltına

HANEFİ AVCI HAKKINDA
SORUŞTURMA

Öte yandan İçişleri Bakanlığı Hanefi Avcı hakkında soruşturma başlatarak müfettiş görevlendirdi…

HANEFİ AVCI’NIN TEPKİSİ

İçişleri Bakanlığının, hakkında inceleme başlatmasıyla ilgili Avcı, ”Soruşturma açılabilir, bekliyordum” dedi.

alınan ya da aranan kişiler hakkında karar çıkarmadan önce kimlik, iş ve ev adresleri gibi bilgilere ihtiyaç vardır. Normalde bu bilgiler o illerin savcıları veya çok uygun olmasa da Emniyet Müdürlükleri üzerinden resmi yazışma yoluyla temin edilmesi gerekirken, bugüne kadar hiçbir yazışma yapılmamıştır. O halde bu bilgiler nasıl temin edilmiştir?” diyerek illegal ilişkilere dikkat çekiyor.

‘GRUBA BAĞLANMIŞ POLİSLER’

Hanefi Avcı, eskiden beri polislerin birbirini koruduğunu ve kolladığını ifade ederek, yıllarca omuz omuza mücadele verince kurum içinde bu tür ilişkilerin geliştiğini anlatıyor.

Fakat son dönemde yeni bir tür polisin türediğini iddia eden Avcı bu konuda, “Oysa şimdi işler değişti. Bir grup polis kritik noktaları ele geçirmiş, diğerlerine suç isnadını da aşan resmen iftira atmaktan geri durmuyor. İşlenmiş bir suçu aydınlatmak gibi bir amaçları yok, tahkikat sırasında dinleme ve izleme yaparken temiz ve dürüst olduklarını bildikleri, birlikte çalıştıkları kişilere iftira ediyorlar. Şunu artık bilmeliyiz ki karşımızda arkadaşlarımız, meslektaşlarımız yok, bir ideolojiye, bir gruba bağlanmış, o grubun disiplinine tâbi olmuş örgüt mensupları var. Artık bunu kabullenmeliyiz” diyerek bir ölçüde meslektaşlarını uyarıyor.

‘BAYKAL BAŞBAKAN OLUNCA ŞANTAJ YAPILSAYDI…’

CHP’nin eski Genel Başkanı Deniz Baykal’ın da kaset konusuna değinen Avcı, bu kasedin Baykal’ın başbakan olması durumunda şantaj için kullanılması halinde neler olabileceğini sordu.

“Baykal’ın gizli kamerayla çekilen görüntülerini içeren kaset olayını kim yaptı, niçin yaptı? Baykal bu ülkede muhtemel başbakan adaylarından biriydi, ülkenin ikinci büyük partisinin genel başkanı olarak konjonktürün değişimine göre her zaman başbakan olması ihtimal dahilindeydi. Bu video görüntüleri daha önce çekilmiş. Baykal başbakan olsaydı ve ülke için kritik bir karar arifesinde birileri çıkıp elimizde bu görüntüler var, eğer şöyle davranmazsanız bunları kamuoyuyla paylaşacağız deseydi acaba durum ne olurdu? Acaba kaç bakan, kaç genel müdür, kaç komutan veya onların eşleri ve çocukları hakkında da bu veya benzeri görüntüler mevcuttur? Bu olayın ilk benzeri Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel’e yönelik hazırlanmıştı, bugün bu olayı cemaatin yaptığından en ufak şüphem yok.”

NE YAPILMALI?

Hanefi Avcı, kitabında yaşanan durumların düzelmesi için de şu önerilerde bulunuyor; “Özel yetkili mahkemelerin tüm hâkim ve savcıları emsali hâkim ve savcılarla değiştirilmelidir, bu sağlanmadan cemaate muhalif olan hiç kimsenin özgürlüğü ve hayatı güvencede olamaz.”

HANEFİ AVCI’NIN KİTABINDAKİ BU İDDİALARI ANKAGA GÜNDEMİNE BOMBA GİBİ DÜŞTÜ. HANGİ PARTİLERDEN HANGİ İSİMLER BU SÖZLERLE İLGİLİ NASIL YORUMLARDA BULUNDU? OKUMAK İÇİN SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ!

CHP’Lİ VEKİL: “YILLARDIR SÖYLÜYORUM”-

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, Avcı’nın kitabında yer alan değerlendirmeler için, şöyle dedi:
“Benim yıllardır söylediğim bir hadise. 5 yıldan bu yana dile getirdiğim endişeleri doğruluyor. Bugün şudur; artık cemaate mensup okulların, dershanelerin, şirketlerin idari ve adli denetim dışı olduğu görülüyor. Bu yönüyle kayıt dışı yapılanma var. Bu kayıt dışı yapılanma ekonomik ve siyasi olarak destekler hale gelmiş durumdadır. 25 milyar dolar rakam kayıt dışı denetim durumunda. Bu rakamın bugün 100 milyarı aştığını söyleyebiliriz. Böyle bir güçten söz ediyorum.”

-“DEVLETİN MEMURU YERİNE CEMAAT VE PARTİ MEMURU GELDİ”-

Endişe verici olan tablonun kamu yönetimine, devlet yönetimine gelen memur tipi olduğuna dikkat çeken Kart, “Parti memuru ve cemaatin memuru, AKP’nin memuru. Bunlar çoğu zaman dayanışma içinde. Zaman zaman da partinin memuru ile cemaatin memuru çekişme içine giriyor. İzlenme ve dinlenme birimlerinde cemaatin memuru egemen durumda. Artık kurumlarda kıdem, liyakat dışı yapılanma olduğu için kurumlar işlerliğini kaybediyor. Bu devleti çökertmenin setret yapılanmasının bir yoludur, bir yöntemidir. Kim hedef alınıyor: Yüksek Yargı ve TSK hedef alınıyor. Öylesine vahim bir tablo ki, birkaç yıldır ÖSYM merkezli sınavlara olan güven kaybedildi, polis sınavında da bunu görüyoruz. Soruların servis edildiğini görüyoruz” dedi.

“CEMAAT DEVLETİN İSTİHBARATINI KONTROL EDİYOR”

“Cemaat artık devlet istihbaratını kontrol eden ve yönlendiren bir durumdadır. Ama bir diğer vahim nokta; bu cemaat, dış istihbarat odakların yönlendirmesine tabidir” diyen Kart, cemaat yapılanmasının referandum sonuçlarıyla ilgili de devreye gireceğini belirterek, şöyle dedi:

“Cemaat yapılanması referandumda ‘evet’ çıktığı takdirde HSYK seçimlerine doğrudan müdahale olacaktır. Şimdiden bu çalışma bakanlık inisiyatifinde sürdürülüyor. Cemaatle işbirliği içinde sürdürülüyor. Türkiye’nin 7-8 bölgeye bölerek, her bölgeye seçilecek hakimlerin belirlendiği, bu referandumun en büyük tahribatlarından biri olacak. Bölen, sabote eden bir tablo olacak.”

“CHP 2007’DEN BERİ DİNLENİYOR”

Üç temel tarihin önemli olduğuna dikkat çeken Atilla Kart, şöyle dedi:

“4 Mayıs 2007 Dolmabahçe görüşmesi. Haziran 2007 CHP’nin kurumsal olarak dinlenmesi; hâlâ dinlendiği kanısındayım. Bu fiilen yapılıyor. Bu parti memuru, cemaat yapılanmasının sonucudur. 5 Kasım 2007 Erdoğan-Bush görüşmesi. Bu üç tarih birbirini beseleyen, tetikleyen, üreten özellikleri taşımaktadır.”

CHP’Lİ ERSİN’DEN BAŞBAKAN’A SUÇLAMA

Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın, “Haliç’te yaşayan Simonlar; Dün Devlet Bugün Cemaat” adlı kitabı siyasi kulislerde büyük yankı uyandırırken, CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin, “Başbakan’ın yasa dışı özel istihbarat örgütü var. Ortam dinlemelerini bunlar yapıyor. Devletin bürokrasisi ve istihbarat örgütü cemaatin elinde” dedi.

CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin, “Ben birkaç yıldan beri bunları söylüyorum. Başbakan’ın yasa dışı özel istihbarat örgütü var. Bu örgüt 2003 yılında yolsuzlukları araştırmak için kuruldu. Daha sonra 2005’ten bu yana Başbakan’a istihbarat hizmeti yapıyor. Ve bu ortam dinlemelerini bunlar yapıyor. Muhalif kişileri takip ediyorlar. Onların her davranışını kasete alıyorlar. Yandaş medya ve internet ortamına yansıtıyorlar. Korku imparatorluğu yaratıyorlar” dedi.

-“MUHALİFLERİ DİNLİYORLAR”-

Ortam dinlemesinin cemaat ve cemaatlerden oluşan yapı tarafından gerçekleştirildiğini iddia eden Ersin, şöyle dedi:

“Bu yapı muhalifleri takip ediyor. Onların ortam dinlemesi, telefon dinlemelerini ses kayıtlarına alıyor ve kamuoyuna yansıtıyor. Bunu yapan; kendilerinin hizmetinde olan yasa dışı örgüt. Başbakan’a hizmet yapan yasa dışı istihbarat örgütü ortam dinlemesi ve ses dinlemelerinin takibini yapıyor.”

-“14 TANE MOBİL DİNLEME ARACI İTHAL EDİLDİ”-

2005’ten bu yana 14 tane mobil dinleme aracı ithal edildiğine dikkat çeken Ersin, şöyle dedi:

“Kanada ve İsrail yapımı mobil dinleme araçlarının kimler tarafından ithal edildiğini öğrenemedim. Gizli olduğu gerekçesiyle bilgi veremeyeceklerini söylediler. Bu mobil araçlarının yasa dışı istihbarat örgütünde olduğunu düşünüyorum. Muhalefeti dinleyen yasa dışı istihbarat örgütü, Başbakan’a hizmet ediyor.”

“BÜROKRASİ VE İSTİHBARAT CEMAATİN ELİNDE”

“Bürokrasi ve istihbarat örgütü cemaatlerin elinde” diyen CHP’li Ersin, “Bu cemaatler Cumhuriyet tarihinin en güçlü dönemini yaşıyorlar. Devlet ve devlet organlarını istedikleri gibi kullanıyor ve yönlendiriyorlar” dedi.

ŞENER’DEN DESTEK

Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın, “Haliç’te yaşayan Simonlar; Dün Devlet Bugün Cemaat” adlı kitabına Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener’den destek geldi. Şener, “Yazmış olduklarından devlet kurgumuzla ilgili, devlet yapımızla ilgili önemli bilgiler ve şifreler içermiş olacağını düşünüyorum” dedi.

Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener, Hanefi Avcı’nın kitabını şöyle değerlendirdi:

“Hanefi Avcı, Emniyet’te tecrübeli, değişik zor dönemleri yaşamış, o günün koşullarını görmüş, Türkiye’de bürokrasi, devletin işleyişini yakından izlemiş ve yaşamış bir kişidir. Yazmış olduklarından devlet kurgumuzla ilgili, devlet yapımızla ilgili önemli bilgiler ve şifreler içermiş olacağını düşünüyorum. Önemli bir çalışma olduğunu düşünüyorum, bir kazanımdır.”

AVCI’YA ESKİ VEKİLDEN PKK SUÇLAMASI

19-20.Dönem Milletvekili Tevfik Diker, Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’yı PKK’lı teröriste silah ve belge vermekle suçladı.

Diker, yaptığı yazılı açıklamada, Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın, “Haliç’te Yaşayan Simonlar – Dün Devlet Bugün Cemaat” adlı kitabında şok iddiaların bulunduğunu hatırlattı. Diker, açıklamasında Avcı’yı sert bir dille eleştirerek, şunları söyledi:

“Şok iddialar ortaya atan Avcı’ ya açık seçik bir soru sorarak Avcı’nın gerçek yüzünü ortaya çıkarma istiyorum. Avcı, PKK itirafçısı Ağrı doğumlu Ferhat kod adlı Mustafa Deniz’e ‘hayatı tehlike altındadır’ gerekçesi ile 9 mm. Browning marka L-27507 seri nolu silahı ve belgeyi neden verdin? 10 Temmuz 1997 yılında Hürriyet Gazetesi’ nde şimdiki Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu imzasıyla yayınlanan aşağıdaki köşe yazısında da konu edilen sorulara Hanefi Avcı ne yazık ki hala cevap vermedi. Soruları o tarihlerde Milletvekili olarak TBMM gündemine de taşmıştım. Avcı, bu belgeli sorulara kitabında neden cevap vermemektedir? Avcı, bir şeyleri iddia ederken kendi hakkındaki belgeli iddialardan kaçamaz. Avcı’ nın silah verdiği PKK itirafçısı Mustafa Deniz, Cem Ersever’ in sağ kolu olup faili meçhul bir cinayete kurban gitmiştir

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s