Boykot ve Evetçiler – Sedat Söylemez

Boykot ve Evetçiler – Sedat Söylemez

Bu halk oylamasında, boykot, Kürtler açısından en makul duruştur. Referandum gibi bir halk oylamasında iki seçenek vardır. Ya kabul edersiniz ya da red edersiniz. Cevabınız ne olursa olsun, önemli olan burda, sizin onayınıza sunulacak hususu dikkate almaktır katılımınızla. Bu çok önemlidir. Onun için, bu anayasa “reformcuğuna” yaklaşımımız, devletin bize karşı gelecekteki yaklaşımını biçimlendirir ve bizim mücadele tarzımıza yön verir. Bundan dolayı, bir dönüm noktasındayız. Bu oylama, Kürtlerin kaderinde bir eksendir, bir yıldan beri gelişen sürecin son halkasıdır. Bunun çok iyi anlaşılması gerekiyor. Halkımızın her bireyi, bu süreci böyle anlıyarak tepkisini ortaya koymalıdır.

25 yıldan fazla şiddetli bir dönemden geçtik, halen de sürüyor. Bu 25 yıllık çatışmanın neticesi, Kürtlerin bir bütün olarak tanınmasıdır. Daha doğrusu, bütün olarak bu sorunun görülmesi ve kabul edilmesidir. Bundan ötürü bir sonuç görenler hayal dünyasında volta atanlardır. Gördüğümüz gibi hesap basit : Kürt sorunun varlığı kabul edildi.

Sorunun varlığını görmek, çözümüde aramak anlamına gelir. Işte dönüm noktası tam burda. Nasıl bir çözüm sunulacak, kim çözecek, biz nasıl gelişmleri etkileyeceğiz?

Nasıl çözülecek, bunu bir evrimin neticesinde, zamanla göreceğiz, şimdiden kestirmek hiç bir babayiğidin yetenek kapsamında değil. Ama kiminle ve hangi yöntem ile çözüleceğine biz karar vereceğiz, ya da bizim yaklaşımımız süreci yönlendirecek demek daha doğru olur. Bu bakımdan, 12 Eylül referandumunda tepkimiz hayati bir önem taşıyor. Bundan dolayı, boykot çok anlamlıdır.

Boykot etmek, bizi dikkate almıyan bu sistemi kabul etmemek anlamını taşıyor. Boykot etmek, yeni bir düzen istemek demektir. Boykot etmek, bizim toplumsal kimliğimizi inkar eden, gasp eden bir zihniyete hayır demektir. Boykot çok anlamlı bir cevaptır. Boykot kendi başına bir müdafaadır. Boykot kararı almak, sorunu uzun vadede düşünmektir. Onun için BDP’yi eksikleri ile beraber yürekten kutlamak ve desteklemek gerekir.

Bizi inkar eden, bize sadece asimilasyonu reva gören bir sistemde, bizim onun çizdiği çerçevede, yani toplum olarak sayılmadığımız bir ortamda, tercihimiz ne anlam veya önem taşıyor? Bunların tartışılması ve tartılması gerekiyor.

Evet’çi Kürt kesimini şaşkınlıkla izliyorum. Neye dayanarak evet diyorlar? Neye evet diyorlar? Güya bu değişilik paketi, özgürlükler alanını genişletiyorumuş. Efendiler, bu özgürlükler alanı ne kadar geniş olursa olsun, bu bir çerçevede, bir anayasal tanımda oluyor. Ve bu ortamda biz yine yok sayılıyoruz. Bizim olmadığımız, sayılmadığımız, görülmediğimiz bir yerde, bizim “evetmizin” veya “hayırımızın” bir kıymeti harbiyesi yoktur. Evetçiler arasında eski genel başkanları, eski genel sekretleri, eski yöneticiler, eski milletvekilileri var. Bir amaç uğruna “eskileştiğiniz” bir davada, amacınıza lütfen sadık kalın. Kabul ediyorum, bu değişiklik paketi bir anlamıyla, darbe anayasasını ılımlı kıla bilir, ama bizim amacımızda sadece anayasıyı bir şekilde ılımlı kılmak değil, bizim ona kendimizi kabul etmek gibi bir insani arzumuz var. Onun için değil 50 yıl, 50 ömür vermiş olsanız Kürt mücadelesine, kimse sizi anlamaz, daha acısı sizi fırsatçı kabul eder.

İçi boş “Açılım” süreci başlayınca, bende bu furyaya kendimi kaptırdım. Nerde bir toplantı veya konfrans görünce koşardım. Şıvan Perwer’i o toplantılardan birinde gördüm. Dengîr Mir Mehmet Fırat’ın gözleri içine baka bak “Niye bizim bir devletimiz olmasın” diye soruyordu. Baktım o da “Evet” diyor. Sayın Perwer’in şahsında, “Evetçilere” soruyorum, bu paketin neresinde, bizim politik tanımımız varda, sizde hemen “Evet” diyorsunuz?

Evet diyenlerin bazıları, “demokratik mücadele” yanlılarıdır (sanki kendileri bu halkın “ermişleri”, sanki bu halk şiddete ve ölüme düşkün bir halk ve silahlı mücadeleden vaz geçmiyor). Gün “demokratik mücadele” verme günüdür, buyurun verin mücadelenizi. “Evet” diyorsunuz bari kendinize bir kıymet verip oyunuzu insan hayatının hizmetine koyun: oyunuz karşılığında opersyonların durmasını isteyin. Bu şartsızlığınızla “demokratik mücadeleyi” şimdiden kaybettiniz, belki beraberinde gözümüzdeki itibarınızıda.

Bazıları utanmadan boykotu, işlerine göre ya “Evet” kabul ediyor, ya da “Hayır”, oysa hakikatende, boykot çok anlamlı ve bir o kadarda olması gereken tepkimize uygundur.

Boykot “Evet” veya “Hayır” tercihlerine hizmet değildir. Her iki görüşe saygılıdır ve her ikisine de eşit mesafede duruyor. Boykot Kürtlerin dikkate alınmadıkları için en makul ve anlamlı duruşudur. Yeni bir anayasa dileğinin en güzel ve görülür ifadesidir.

Sedat Söylemez

Ben_boyle_geldim@hotmail.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s