Evetçi şahsiyetler

Biraz mantıklı düşünenler en hafifinden “açılım hayal kırıklığı yarattı” tespitinde birleşiyorlar.
“Duran saat bile günde iki kez doğruyu gösterir!”
Ancak, şu “evet”çi ve AKP hayranı Kürtler, “T.C Kürtleri inkârdan vazgeçti, bu da AKP ve açılım sayesinde oldu” garibanlığından bir türlü vazgeçmiyorlar.
Ve bu hallerine duran saat dahi kahkahayla gülüyor.
AKP’nin şahsiyetsiz politikalarına nasıl evet diyebiliyorsunuz, değerli şahsiyetler?
Bunlar pusulayı şaşırmış, nereye giderlerse gitsinler ibre hep AKP’yi gösteriyor.
Hadi “evet” diyeceksiniz, bunu bir marifetmiş gibi bir de basın toplantıları ve bildirilerle duyurmanın ne gereği var?
Neden illa da cami ile kışla tayfası arasında bir tercih yapmak zorunda hissediyorsunuz? Ve bunu Kürtlere de tavsiye ediyorsunuz?
Üçüncü bir yol aklınıza gelmiyor mu? “Boykot” diye bir şeyden bahsediyorlar, yenilir içilir bir şey mi diye hiç merak etmediniz mi?
Yoksa PKK, BDT ve Öcalan üçlüsü “evet” deseydi bu referandumda sizlerin oyu “hayır” mı olacaktı?
Bu mu siyaset anlayışınız?
BDP’nin söylediği hiç doğru bir şey yok mu “evet bu konuda haklılar” diyeceğiniz?
“Yetmez ama evet, “inanmıyorum ama evet” bu kesinlikle Kürtlere zarar veren bir tavır. İnanmıyorsan niye evet diyorsun? Yetmiyorsa neye evet diyorsun?
O “evet” dediyse benim “hayır” demem gerekir inatçılığından başka geçerli bir gerekçesi yok çünkü.
BDT’nin yaptığı sayısız hata var. Örneğin Hasip Kaplan’ın, “ayrılıktan bahsetmek bölücülüktür” türünden saçma sapan açıklamaları, Sırrı Sakık’ın “Kürtlerin yüzde 3’ü ancak ayrılıktan yana” türü boş boğazlığı gibi örnekler çoğaltılabilinir.
Şu da var ki, BDT’nin şimdiye kadar yaptığı en iyi işlerden biri de “boykot” ve “özerk Kürdistan” kararlarıdır. Bunlar Kürt halkına faydası olmayan ve desteklenmesi icap etmeyen sıradan kararlar mı?
Kemalizm’den kurtulmak için F tipi cemaate yapışmaya ne gerek var. Kemalizm zaten gitti gidiyor. Bir yüz yıl da Kürt halkının başına şu İslam’dan sadece Türklerin iktidarını anlayan örümcek kafalıları, Kürt halkının başına bela etmeyin.
Unutmamak gerekir ki Kemalizm’i gerileten, eskiten, Kürt halkının mücadelesidir. Son darbeyi de Kürtler vuracaktır. Yoksa kemalizmin kankaları olan cami tayfası değil. Kemalistler yıllardır onlardan güç alarak Kürtleri katlettiler.
Bedenen aramızdan ayrılan ve bütün Kürtlere mal olmuş tarihi şahsiyetleri ve günümüzde siyaseten ölmüş bir iki Kürdün adını ağızlarına aldılar diye, AKP iktidarına bu kadar hayran, diğer taraftan hatalarıyla birlikte Kürtler adına siyaset yapanları da toptan reddetmek mi sizin siyasetten anladığınız?
Ama her dönem “haklı” olduğunuz gibi, şimdi de “haklı” olarak “yetmez ama evet, “inanmıyorum ama evet” diyeceksiniz tabii ki.
Bizim bazı Kürtler 1930 – 50 – 60 – 70’lere takılıp kalmışlar. Günaydın. Dünya değişti. Sovyetler çöktü. Berlin duvarı yıkıldı. Saddam denen katil yok artık. Kürt halkının mücadelesi hiç olmadığı bir seviyeye ulaştı. Güney Kürdistan devletleşmeye gidiyor. Yani bütün bunlar olurken kemalizm denen hastalık da Kürtlerin mücadelesi sayesinde zayıfladı ve geberip gidecek.
Yoksa bazılarının iddia ettiği gibi cami tayfasının marifetiyle tökezlemiyor kemalizm.
Kemalistler yıllarca cami tayfasını yedeğine alarak Kürtlere kan kusturuyordu. Cami tayfası da “mum söndürüyorlar” “sünnetsizler”, “bunların kestiği yenmez” diyerek kemalizmin yetersiz kaldığı dini alanlarda Kürtlere darbe vuruyordu.
Çok hayran olduğunuz Tayyip Erdoğan da bir zamanlar “camileri kışla, minareleri süngü” yapıyordu.
Peki, bu cami tayfasının yıllardır söylediği yalanlara neden kanıyorsunuz? T.C’yi demokratikleştirecek ve Kürt meselesini çözecek diyerek, ona iktidarını sağlamlaştırmada yardım etmekten başka bir işlevi olmayacak oylarınızın.
T.C demokratikleşecekse ancak Kürtlerin vuruşları sayesinde olur. Bu günlere gelindiyse bu cami tayfasının marifeti değildir. Binlerce Kürdün emeği sayesindedir.
Katliam üzerine kurulan cumhuriyet dağılmak üzereyken, kimi Kürtlerin iktidar kavgasında tepişen kışla ve cami tayfasından yana tercih yapmak zorunda hissediyor olmaları zavallı bir durum.
Diğer taraftan, “Öcalan devlet ile görüşüyor, işbirliği yapıyor” diyerek gırtlağını yırtarcasına bağıranların, kendileri görüşmek için can atıyor. Bu ne yaman çelişki.
“Tek devlet, tek bayrak, tek millet, tek dil” ideolojisi üzerine kurulan T.C’yi Erdoğan mı değiştirecek?
Benim merak ettiğim “evet”çi Kürtlerin bundan ne anladığı?
Tek bayraktan İslam’ın yeşil bayrağını mı anlıyorlar?
Tek vatandan Türkiye cumhuriyetini mi, yoksa Kürdistan’ı mı anlıyorlar?
Tek dilden Türkçeyi mi, yoksa Kürtçeyi mi anlıyorlar?
Tek milletten anladıkları ümmet mi, yoksa “ne mutlu Türküm diyene” şeklinde ifade edilen, Kürdün inkârını mı?
Erdoğan’ın nesine güveniyorsunuz? Erdoğan “Allah birdir” dese ondan bile şüphelenmek gerekir.
2005’te Amed’de “Kürt sorunu benim de meselem, devlet hata yapmıştır…” deyip, Kürt sorununu çözeceğini ilan etti.
2006 Newrozunda “kadın da olsa, çocuk da olsa güvenlik güçlerimiz gereğini yapacaktır” diyerek Kürtleri hedef gösterdi. Onlarca Kürt öldürüldü.
Geçen yaz “Kürt açılımı” diye başlayan ve “milli birlik projesi” olarak sonlanan yalanı, her yerde bağıra çağıra dillendirdi ve hatta Kürt meselesini çözmek için dansözlerle bile görüştü, ancak Kürtlerin temsilcilerini görmezden geldi.
Dün de Amed’de Kürtlere yeni bir cezaevinin müjdesini verdi.
Acaba “evet”çiler bunu duyunca yüzleri kızardı mı? Yoksa “sen çok yaşa Tayyip paşa” diye ekranların başında sevinç çığlıkları mı attılar?
Diyarbakır’daki işkencelerden bahseden Erdoğan’a bir sorun bakalım, “bugün Türkiye’de işkence var mı” diye.
Öldürüldükten sonra cesetlerine işkence yapılan Kürt gerillaları sizin için bir anlam ifade etmiyor mu? Bu işkence değil mi? Tayyip paşanıza bunları da bir sorun. Korkmayın. Sorun sizleri azarlamaz, çünkü siz cici Kürtlerdensiniz. Hem sizlere ihtiyacı var. Kürt halkına karşı sizleri bir koz olarak kullanacak. Kiminizi papaz, kiminizi maça kızı yapacak.
Kılıç artığı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Dersim’de ağzından kaçırdığı “genel af” söylemine, bakın Erdoğan nasıl bir cevap verdi: “Öcalan’ı affedeceğimizi söylüyorlar. Genlerimizde böyle bir şey yok”
Bizim oralarda gen teknolojisi pek gelişmediği için, genlerle ilgilenmezler ve böylelerine kanı bozuk derler, kestirmeden.
Genleri kin ve nefretle şekillenmiş, inancı yalan üzerine kurulu, masum çocukların ölüm emrini verecek kadar Kürt halkına düşman T.C’nin başbakanı Erdoğan kendisine benzer genleri taşıyanları bulmakta zorlanmasa gerek.
Türklere üç çocuk yapın diye çağrıda bulunan Erdoğan, aynı günlerde Kürt çocukları için de ölüm emri veriyordu.
Yardımcısı Cemil Çiçek’de öldürdükleri Kürt gerillaların sünnetsiz olduğunu söyleyerek aklınca Kürtlere hakaret ediyordu. Çok meraklıysa Çiçek, bundan sonra Kürtlerin çükünden kesileni ona versinler, koleksiyon yapar. Ve paşası Kenan Evren ile bir gün ortak bir sergi açarlar, referandum ve Kürt kazığı adında.
Böylelerine Avrupa’da Nazi derler, T.C devletinde adalet bakanı yaparlar. Bu da “evet”çi AKP hayranı Kürtleri rahatsız etmez.
Daha bitmedi, AKP’den adını hatırlamadığım Rize belediye başkanı da birkaç ay önce Kürtleri asimile etmek için yeni bir yöntem bulmuştu. Şöyle diyordu: “Her Türk bir Kürt kadını kuma olarak alsın, böylece onları asimile edebiliriz…”
Bunlar uçkur cumhuriyetinin yeni hükümdarları ve “evet”çi Kürtlerin hayran olduğu takımın seçmeleri.
Türbanlı feministler bu konuda ne dediler acaba? Gelecek Kürt kuma için hazırlıklara başlamışlardır her halde.
Başbakanından bakanına kadar ırkçı genlerle donatılmış olan AKP iktidarına bu kadar methiye dizen Kürt şahsiyetlerine, AKP’lilerle kanka olun desem çok mu üzülürler?
Bazı Kürt şahsiyetleri kendilerine lütfen bir sorsunlar, bu genlere sahip Erdoğan onları neden ciddiye alıyor, “af”fediyor diye?
Öcalan’dan daha çok Kürt halkının çıkarlarını savundukları için mi? Yoksa iktidar kavgasında ve Kürt mücadelesi karşısında Erdoğan onları basamak olarak gördüğü için mi?
Şahsen T.C’nin sıradan bir memuru bile bir Kürde iltifatta bulunsa, acaba nerede hata yaptım diye huylanması gerekir.
Benim unuttuğum çok önemli bir ayrıntı var galiba. O da şu: Bizimkiler hata yapmazlar ki!
İşin garip tarafı bu bahis konusu olanlar da, Öcalan’ın bir şekilde affedilmesinden yana değiller. Kaderin cilvesi bu olsa gerek.
Daha önce de söylemiştim. Gidin. Gidin ki herkes boyunun ölçüsünü alsın ve bu mesele de burada kapansın.
Mesele hayatının bir döneminde bir şeyler yapmış olmaksa eğer, en sıradan PKK’linin bile birçoğunuzdan daha fazla söz sahibi olması gerekirdi.
Bakış açınızı PKK, ben ve biz çıkmazından gerçeğe, büyük resime, yani Kürdistan’a çevirirseniz, Kürt halkına ve kendinize daha fazla faydanız olur.
“Öcalan içeride kalsın ben döneyim” demek o çok övündüğünüz Kürt değerlerine de, insanlığa da, politikaya da terstir. Bencilliktir.
***
Bir de Taraf gazetesinin keşfettiği “Kürt burjuvazisi” var, “evet” diyen. Hem “evet” diyeceklermiş hem de “barış”tan yanalarmış. Bu durumda Kürt yoksul ve köylüleri de barış “karşıtı” oluyor, Taraf’a göre.
Bizim oralarda bu tür durumlarda “molo mine” derler. Ülkesinin adını telaffuz etmekten korkan burjuvayı ne yapacağız.

Bunları burjuva yapan sadece paralı olmaları. Burjuva kültürü bunlara pek yabancı kalır. Bunlar paralı ümmetçilerdir. Parayı nasıl kazandıklarını, devletin ihalelerinde Kürtleri satarak nasıl palazlandıklarını herkes biliyor. Bunların sadece paralı olduklarını, ancak burjuva olamadıklarını size şu örnek çok açık bir şekilde ifade edecektir. Bunların evlerini halen plastik çiçekler süslüyor.
Nerede bunların Kürt halkının ulusal çıkarlarını savunan televizyon, gazete, enstitü ve kültür kurumları?
Bunlar türban ve peştamal altına eşlerine tanga giydiren “burjuvalar”. Fazla söze gerek yok.
***
Son olarak Kürtlere yeni bir eylem tarzı konusunda ufak bir ipucu vereceğim.
T. Erdoğan, C. Çiçek veya AKP’den birileri Kürdistan’da herhangi bir şehri ziyaret ettiklerinde, bir grup Kürt erkeği pantolonlarının fermuarını açarak onlara bir hoş geldiniz gösterisi yapsa, hiç fena bir karşılama olmaz. Bu tarz bir gösteri zamanla onları selamlama şekline de dönüştürülebilinir. Gittikleri her yerde Kürtlerin sünnetli olup olmadıklarını kendi gözleriyle görmüş olurlar ve bu konuda bir daha yorum yapmazlar.
Ne dersiniz? Madem kardeşiz onlarla bu sırrımızı da paylaşabiliriz. Öyle değil mi?

Hüseyin İnan
zengaso@yahoo.de

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s