Ahmet Altan`a Tehdit

Yazarlar – Hasret Birsel

“Ve sen sevgili Ahmet kardeş;
Alacaklılarını ürkütüyor, borcunu ödeyeceğin konusunda güven vermiyorsun…
Ve bir de üstüne üstlük, o kurumların patronlarına ve iktidardaki yakın dostlarına parmağını sallıyorsun…
Senişadamlarını ve siyasi iktidarı ele geçirmiş politikacıları ne sanıyorsun Ahmet?..
Ödlek mi?..
“Heeeyyyttt!” deyince pısıp sinecek ve her türlü talebini yerine getirecek birer hanım evlâdı mı?..
Kırarlar o kendilerine sallanan parmağı Ahmet…
Hem de hiç acımadan kırarlar…”Adnan Berk Okan http://www.gazeteciler.com/analiz/tarafa-yakisti-mi-yani-26376h.html

Eğilir bükülür sözcüklerin ve bir aldatmacadan ibaret olan “Sevgili kardeş” yağlaması bğalamasına takılmazsak bu paragraf tehdit değil de nedir?

Taraf gazetesinde bu makaleye cevap verildiğini okudunuz mu? Verildiyse bile ben rastlamadım. Ahmet Altan`ın, çok iyi kullanmayı bildiği Türkçe ile: “Hop ne oluyoruz, sen kimin avukatısın, parmağımı kim kırar? Kimlerin adına beni parmağımı kırmakla tehdit ediyorsun?” demesi gerekmiyor muydu? Kaldı ki parmağını kırmak, yumuşak bir ifade ile “seni yok ederler” anlamına da gelebilir yoruma çok açık bir tehdit…

Üç maymunu oynayıp, hiç oralı olmadı Taraf gazetesi.

Oysa her bir konunun doğru- yanlış olmasına aldırmadan üzerine aç hazine avcıları gibi atlayan Taraf yazarları çocuk filmi Voltran gibi saatlerini ayarlayıp aynı anda “voltran voltran voltran” diye bağırıyor. Her biri o konuyu didikliyor, ayrı bakış açısı ile ele alıyor. İnsanların beynine olayı kazımak için atmadık takla bırakmıyorlar. Bu makaleyi atlamaları çok manidar doğrusu.

Orhan Miroğlu için yazdığı makalede esti gürledi. Kendi yaşamı Orhan Miroğlu`nun yaşamı kadar değerli değil mi acaba?

Elbette bir insanın tehdit edilmesi, korkutulması hiç tartışmasız yanlış. Bunun lamı cimi yok.

Aslında Miroğlu ve Taraf gazetesi uzun zamandır böyle bir gündem yaratmak peşindeydi. Daha önce Miroğlu kendisine sessiz telefonlar geldiğini, bir dolmuşta iken gelen telefon sonucu çok korktuğunu, eve gittiğinde çocuklarına ve eşine durumu anlattığını, kendisini yaşanacaklara hazırladığını ve korkmadığını yazdı.

İstedikleri gündemi oluşturamadılar. Aldığımız her nefesin denetlendiği teknoloji çağında o telefonların kim ya da kimlerden geldiğini bulmak hiç zor değildi. Aradıkları isimlere ulaşmamış olacaklar ki, sessizliğe büründüler. Belki de sessiz telefon hikayesi bir kurmacadan ibaretti.

HPG sitesinde yayımlanan makale onların arayıp da bulamadığı fırsat.

Allah aşkına Miroğlu`nu eleştirecek hiç mi Kürt aydın ve yazar yok?

Kürtse Kürt, sen Kürtsün neden böyle düşünüyorsun diye kimseye hesap sorulmaz. Taraf gazetesi her gün Kürtlere yönelik adına yakışır kampanyalar yürütürken, ortaya Balıkçılar çıkarıp, kafa karıştırırken, orada yazmaya devam eden ve bundan hiçbir şekilde ar etmeyen bir çok Kürt var.

Her bir insandan Oya Baydar`ın gösterdiği onurlu davranışı bekleyemeyiz ki. “Pavyon kadını” benzetmesinden hemen sonra Taraf gazetesinden ayrılıp, onurlu bir insanın nasıl olduğunu sergileyerek gerçek bir aydın duruşu gösterdi.

Orada yazan Kürtlerin bu duruşu sergilemesi yanılgısı ve beklentisi içine neden giriyor Kürtler, bunu anlamıyorum.

HPG sitesinde yayımlanan makalenin kendi resmi düşünceleri olmadığını, yazarı bağladığını açıkladı PKK…

Eğer bu makale HPG sitesinde çıkmasaydı muhtemelen düşünce özgürlüğüne girecekti. Ve bu kadar kızılca kıyamette koparılmayacaktı. Bir insanı tehdit etmek düşünce özgürlüğü müdür? Elbette hayır.

Hatırlarsınız Bolu Expres gazetesinin yazarlarından Işın Erşen yayımladığı ‘Türk, işte karşında düşmanın’ başlıklı yazısında DTP milletvekillerinin, MYK üyelerinin ve Belediye başkanlarının isimlerini tek tek ve şu cümleleri kurmuştu: “Türk Ulusu, işte karşında düşmanın. ‘PKK bölücü terör örgütüdür, onun mensupları da vatan hainidir’ demedikten sonra, bunların topu Türk düşmanı olarak bundan sonra ‘sivil yurtsever’ unsurların hedefi olacaktır. Kahpece pusu kuran dağdaki teröristin peşinde koşmaktansa, üç-beş mikrobu temizleyip bundan sonra bir bizden, beş sizden, tamam mı, devam mı? demek gerekir. Bunu yapacak ve diyebilecek yurtsever unsurlar da çıkar elbet. Toplumun arzusu, yoğun olarak bu yöndedir. Bundan böyle şehit edilen her güvenlik görevlisine karşın, bunlardan birinin aynı kaderi paylaşması toplumun çoğunluğunun isteği haline gelmiştir. Artık kangren olmuş uzuv veya uzuvların kesilip atılma zamanı gelip geçmiştir.”

Mahkeme, bu kadar açık tehdit ve hedef göstermeye karşın düşünce özgürlüğü diyerek takipsizlik kararı aldı. O kadar milletvekili ve belediye başkanı ve meclis üyelerine de koruma vermedi devlet.

Miroğlu korumalarla geziyor şimdi.

hasretbirsel@hotmail.frBu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s