Sivan ve Tehdit

Şivan, kendisine yönelik tepkileri değerlendirmek üzere bir sanatçı gibi değil baskıcı bir diktatör havasında açıklamalarda bulundu. Parmak sallayıp, kulak çekti. Vücut dilini anlayanlar ve yıllarca iktidar olgusuna yoğunlaşanlar, onun ruhunu saran derinin ne renk olduğunu anlar. Menejerinin yaptığı açıklamalarda, pazara uyan, sanat sektörünün ağırlığını taşımasını bilen bir çalışandan çok, ağanın kamçısını savuran bir yoksul köylüyü andırıyordu. Yaptığı mesleğin ne olduğunu, ne anlama geldiğini bilmiyor olacak ki; ağanın aşına çomak sokanları dalkavuk ve yağcı olarak değerlendiriyor.

Mahallede bir kavga başladı. Köyün haylaz çocukları bir kez daha dizildiler sınırları ayıran duvarlara. Kim ne kadar uzağa işeyecek… Ardından Mehmet Metiner çıktı sahneye. Göz açıp kapatıncaya kadar iki şahsiyet ölüm çemberinde buluştu. PWD Orhan Miroğlunu’da kattı bu çembere. PKK, aydınları öldürecek…

Sinekten yağ çıkaran mahallenin haylazlarına diyecek çok şey var. Bunlar, bu toprakların en kirli kesimleridir. Bu ölüm tehdidi meselelerinde eğer ısrar ederlerse, onların zamanında masum bir aşk yaşadı diye kafalarını parçalayıp kaya altlarına koydukları delikanlılarla genç kızlar yakalarına yapışır. Siz zamanında iktidarınızı eleştirenleri ajan ilan edip işkence ettiğiniz, bin bir komployla mahvettiğiniz arkadaşlarınızın hesabını verin. Kovulmuş, hakkı yenilmiş şirket sahibi gibi debelenip duracağınıza, apoletlerini taşıdığınız geçmişinize sahip çıkın. Eğer biri tehdit edilmişse, bunu ispatlı ve belgeli kamuoyuyla paylaşın. Bunun dışındaki her söylem antidemokratiktir. Sizi tanıyanlar geçmişiniz kadar geleceğinizle de ne kadar kirli olduğunuzu biliyor. Hani kardeşim bu tehdit nerede? Siz ekmek paranızı PKK’ karşıtlığından mı kazanıyorsunuz?
PKK nin resmi sitelerine baktım. Kendi dünyalarında… Ne Şivan’ı, ne Miroğlu’nu, ne de Metiner’i taktıkları yok. Şivan’ın gözünü korkutup, sindirenlerinden bir kesimin de biz, rojevakurdistan yazarları olduğunu manejeri aracılığıyla söylemiş Şivan. Şimdi o ruhun derisini biraz yırtalım. Bir kere PKK sana yönelik her hangi bir tehditte bulunsaydı konuşma biçimin farklı olurdu. Korktuğundan değil belki ama çıkarlarından ötürü. O parmağı ona sallayamayacağını iyi biliyorsun. Kendi üstüne mağdur yapısı kuranlar yine her zamanki gibi malzemeden çalıyorlar. Eleştiren ve tepki veren kurum ve kişiler üzerinden PKK ye mesaj vermek, PKK’nin yorum ve eleştiri hakkını elinden almak üzere tasarlanmış çok ucuz bir açıklama. Bizlere salladığın parmağın ardındaki niyeti çözmek hiç de zor değil. Bir yazar olarak o parmağa alet olup, nasibi almamı bekliyorsanız, bu işin peşini sizler kadar çabuk bırakmayacağımı bilmeniz gerekiyor.

Eğer emeğe göre saygımızı ve eylemlerimizi belirleyeceksek; en başta sen, senin özgürlük, Kürtlük ve isyan türkülerini silahlanan, acının en büyüğüne katlanarak şu bomboş dünyaya umut olmaya çalışanlara saygı duyacağız. Bu saygı partiler ve örgütler üstüdür. Biz ancak yoldan çıkan partiler, örgütler ve iktidarlara bu saygıyı, doğrultuyu anımsattığımızda gerçek anlamıyla bir muhalif eleştirmen, sanatçı ya da aydın olabiliriz. Kürt varlık mücadelesinde kimin en çok emeği var hesabına girersek kimse bunun altından çıkamaz. Yoksa emek, yapılan yanlışların üstünü örten koca bir örtü mü? Emeği koca bir muska yapıp boynumuzda gezdirmek o emeği bir tahakküme dönüştürmez mi?

Ben, Şivan’ı sadece bir Kürt olduğum için eleştirmedim, o derinin özgür ve güzel bir ruhla var olması gerektiğini dile getirmeye çalıştım. Bu düşünceler aslında sana değil, senin üzerinden bende dâhil, tüm Kürtlere serzeniştir. Kürtlük ya da etnik varlık sadece bir deridir, bizler o deriye düşünce ve eylemlerimizle ruh veririz. Bu Kürtlük derimizi yırttığımızda gerisinde kalanlar kurtuluş sayılıyorsa, verilen kavganın bir yere ulaştığını gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz. Ama sen ve senin gibiler, bir sanatçıdan çok bir deri zanaatçısına benzer. O deriyi ne kadar parlatırsanız o kadar Kürtlüğe hizmet ettiğinizi sanırsınız. Ben rojevakurdistanda yazarken o deriyi kanatmaya, ardındakini görmeye ve tartışmaya çalışıyorum. Sonuçta herkes o deriyi nasıl dolduracağına kendisi karar verir. Ama ne var ki; zıt kutuplar, kişiler ve siyasetler de dahil bunu önce kendi oluşturduğu ruha, sonra kanayan derilerine karıştırıp yoğurmaya çalıştılar. Senin açıklamalarda bulunduğun görüntülerdeki megolamani, bir Kürt hastalığıdır. Bütün siyasetlere, taraflara eşit mesafede olduğunu söyleyen bir sanatçı bu kadar tahakkümkar ve tehditkâr olamaz. Sen, ilk önce bir sanatçının göstermelik de olsa yapacağı mütevazılığı göster. O parmağı kardeşlerinin kemiklerini deşenlere, atalarına bok yedirenlere salla. Bu karmaşada tehdit ve baskı gören bir kesim varsa o da aydın ve yazarlardır. Bu bir suçtur.

Sen o kadar kürdün ezikliğine bulaşmışsın ki; kendi dinleyici kitlene aklıselim tavırlar ve yaptığının hangi amaca hizmet ettiğini sağduyulu bir içtenlikle anlatamayacak kadar hakaret içindesin. Senin bir örgüte ait olmadığını herkes biliyor, çünkü senin kendine ait bir örgütün zaten var. Sen, kendine ait politikayı da, siyaseti de onun ekonomik işleyişini de kendince oluşturmuşsun. Ama bizler, tek kişilik bir katılık ve tahakkümle şekillenen iktidar sarhoşluğunun, milyonlarca taraftarı olan, silahlı güçler içeren demir yumruk örgüt ve devletlerin acımasız karakterinden farksız olduğunu kavramayacak kadar, yaşadığımız ezikliği çoktan alt üst ettik. Eğer bu hançer deriyi kanatmışsa, acı ve huzursuzluk vermişse, bu huzursuzluk, tehditlerle kapanmayacağı gibi o hançerin sadece deride daha sert, çevrile çevrile ilerleyeceğini gösterir. Acı çeken, bok yedirilen, ölümlerle mayalanan halkların sanatçılarına, örgütlerine, liderlerine, yazarlarına ve aydınlarına yönelik gösterdiği aşırı beklenti elbette ki milyonlarca hain ordusu yaratır. Beklenti yarattın mı; hainliği sırtına yüklemekten kaçınmayacaksın. Dünyanın en çaresiz insanı, beklentiler atfedilmiş olanıdır. Bunda gocunacak bir şey yok, bende dâhil kırk milyon kürt biraz haindir bu yüzden. Yeter ki hainliğimizi partiler üstü yargılayalım. Buyur git, istediğin yere git. Kardeş kemiklerini , delikanlıların çığlıklarını, anaların göz yaşlarını da al git. Sana yapılan eleştiriler bir yerlere gitmen değildir. Yüklenmen gereken geçmişi arkanda bırakmandır. Bırakmıyorsan yolun açık olsun. Bizimkisi sadece tedirginlik olarak kalsın. Bu tedirginlik senin başarıların olsun. Sen Kanada da o hakarete uğrarken seninle birlikte yerde kırk milyon sürüklendi. Her kürt senin darbelenen bedenindeydi. Şimdi sen bir yerlere giderken, neden bu milyonların bedenini terk etmesine kızıyorsun. Seni yücelttiklerinde iyi oluyorlar da eleştirdiklerinde PKK’nin zorba gücümü oluyorlar? Hem seni sadece PKK’mi eleştirebilir?

Şimdi kim kimi tehdit ediyor? Gerçeğin bu kadar ters yüz edilmesinde elinizde olan tek güç PKK’nin kaskatı kesilmiş yanlışları mı? Siz hayatınızı ve ekmeğinizi PKK’nin kaskatı kesilmiş varlığından mı kazanıyorsunuz?
harunahmet-@hotmail.comBu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s