A.Altan, Bırak Kürdlerle Uğraşmayı – Hejarê Şamil


A.Altan, Bırak Kürdlerle Uğraşmayı – Hejarê Şamil Türk gazete ve gazetecilerinin bizim için ‘gündem’ oluşturmasından hep rahatsız oldum.

Şimdi de rahatsızım.

Ne yazık ki, bir süre daha böyle idare edeceğiz; biraz akıllandık ama daha da akıllanmamız gerekir. Kürd algısında Türkler üzeri verilen mesajlar değer görüyor halen. Bu, ‘aşağılık psikolojisinin / kompleksinin’ bir yansımasıdır. ‘Aşağılık psikolojisinin’ defterini dürüp gereken yere soktuğum dönemden yıllar geçti ama bizler de bir toplu yürüyüşün içindeyiz. ‘Beyaz karga’ oldun mu, halkından koparsın, hiçbir değerin kalmaz…

Taraf gazetesi Şivan Perwer’le ilgili biri iyi, diğeri kanımca, berbat iki yazı yayınlamış.

İyi olan Kurtuluş Tayiz’in Şivan Perwer’le yapılan “Öcalan bana değil yandaşlarına seslensin” başlığıyla yayınlanan söyleşidir. Şivan’a sorular sorulmuş, o da yanıtlamış. Kendini, duruşunu anlatmaya çalışmış. Anlatmış işte, hakkıdır.

Türkün güçlü kalemi, birçok Kürd’ün ‘Türk’ün vicdanı’ saydığı Ahmet Altan’ın “Taraf”ta yayınlanan “Şivan” yazısı ise benim için berbat bir yazıdır. Dahası ukalalık taşan fikir ve söylemlerle doludur; A.Altan, her zaman yaptığı gibi Kürdü küçümsemekten ve aşağılamaktan çekinmemiştir.

Ahmet Altan’ın ruhen demokrat olduğuna inanıyorum. “Şivan” yazısı bir faşist Türk’ün kaleminden çıkmış olsaydı, işte zihniyet değişikliği diyerek “mükemmel” bir fikir yürütme olarak değerlendirirdik. Ama berbattır, çünkü A.Altan’ın kaleminden çıkmış.

Ve bir de bir ay boyunca enine boyuna tartışılarak ‘a’sından ‘z’sine kadar irdelenmiş bir konuyu tekrardan gündeme getirmede amaç ne?

Ben buna açıkça ‘kötü niyet’ diyorum.

Bırakın, Şıvan’ın kendisi konuşsun, eğer buna ihtiyacı varsa. Ki, “Taraf”ta Şivan Perwer’e böyle bir imkan sağlanmıştır. Bunun için sağ olsun “Taraf”.

Yeri gelmişken, PKK / KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan’ın dün yayınlanmış ve “Tüm yurtsever halkımız şunu iyi bilmeli ki, hareketimiz adına hiçbir siyasi temsilcimiz, Şivan’a dönük herhangi bir açıklama yapmamıştır. Biz Şivan’a ihanetçisin demedik. Tüm halkımız bunu bilmelidir” kelimelerinin geçtiği açıklamasını zamansız ve yersiz bulduğumu belirtmek isterim.

Ve “ŞİVAN NEDEN HAREKETE DİL UZATTI?”; “DİRENMEKTEN VAZGEÇİP BELLİ Kİ MİLYON DOLARLARA ATLADI”; “ŞIVAN KENDİ KENDİNE YAPIYOR, BİZİM YAPACAĞIMIZ BİR ŞEY YOK” alt başlıkları ile ANF’in yayınladığı “Karayılan Metiner ve Şivan İçin Ne Dedi?” isimli röportajın yapılmasına ve yayınlanmasına hiç gerek yoktu. ‘Metiner’ ve ‘Şivan’ isimleri bir başlıkta verilmemeliydi. Bu, yanlıştır ve adaletsizliktir. ‘Çocuk işidir’ başka bir deyimle.

Abdullah Öcalan, iki üç kelimeyle “Şivan kendini kullandırtmasın” diyerek gereken mesajın tamamını vermişti zaten. Şivan da bunun karşılığında “Ben kendimi kullandırtmam” demişti.

Mesele kapanmıştır!

Bundan sonra (ve de önce) yapılması gereken tek bir şey var(dı); araya üç beş ‘akil adam’ koyup Şivan Perwer’in 2011 Amed Newroz’una gelmesini sağlamak!

Ne yazık ki, BDP’de bunu yapacak YÜREK ve siyasi erdem yok.

TC’yle arasında ‘balıkçı’ gibilerinin dönüp durmasından rahatsız olmayan bir hareket, Şivan’a uğrayacak üç beş kişiyi kolaylıkla bulurdu.

Gerisi yara kaşımaktır, ki, Kürd halkının buna ihtiyacı yoktur.

Konumuza dönelim. Ahmet Altan yara kaşıyor mesela.

A.Altan aylardır PKK, Mehmet Metiner’i, Muhsin Kızılkaya’yı, Orhan Miroğlu’nu (şimdi bu listeye Şivan’ı da kattı) ölümle tehdit etti diye yazıp duruyor. Hiç usanmıyor. Ben bunun altında ‘demokratlık’ değil, ‘art niyet’ ararım.

Kürd diye geçinen ama bütün Kurdî değerleri Gül’ün bir ‘merhaba’sına dahi düşünmeden satmaya hazır, AKP’nin ‘kapı bekçiliğinin şerefinden’ dört köşe olmuş Mehmet Metiner gibi hiç çekinmeden yazıyorum; ‘ne üdüğü belirsiz’ birisine Kürd gençleri isyan püskürebilir. Bu, onların hakkıdır. Sizinkilerin sayesinde işsiz, umutsuz, geleceksiz kalmış, nefretten başka bir teselli bulamayan bu gençler yapacakları bir eylem öncesi kendilerini “Taraf gazetesinin koruma güçleri” adı altında da tanıtabilirler, Sayın Altan.

“Bugün Şivan’ı, Muhsin Kızılkaya ve Mehmet Metiner ile birlikte tehdit edenlerin kulağında bile onun sesi vardır” cümleniz Kürd’den, Kürd davasından, Kürd duygusundan hiçbir şey anlamadığınızın ispatı gibi sesleniyor. Bir kere Şivan’la Kızılkaya ve Metiner isimleri aynı cümlede kullanılamaz. Bu hatayı ANF de yapmış, yukarıda belirttim. Eleştirdiğiniz PKK / ANF’le aynı hatayı yapıyorsunuz.

Bu kadar duygusuzluk ve bilgisizlik içindeyken neden Kürdlere akıl vermeye soyunuyorsunuz, anlamakta güçlük çekiyorum. Sizin öyle bir gücünüz yoktur. Siz “Türklerin demokrat vicdanısınız”. Bu tanım size yakışır. Kürd bahçesinden çekilmenizin tam da zamanıdır. Yapamıyorsunuz, başaramıyorsunuz. Çünkü hissetmiyorsunuz.

Şivan ayrı bir olay, Metiner ayrı bir olay

Şivan ayrı bir olay, Metiner ayrı bir olay. Metiner’i Şivan’la ayni kefeye koyarak Şivan’ı ‘savunduğunuz’ yazınızda Şivan’a misli görünmemiş bir hakarette bulunduğunuzu Size anımsatmam gerek.

Şivan’ın Erdoğan’ın yardımcısı Arınç’la görüşmesinin galiba ertesi günü yazdığım “BDP Şivan’ı Amed’e davet etmeli!” yazısında “Kendi çabaları, emeği, yurtseverlik duyguları göz ardı edilemez ama İsmail Aygün’ü Şivan yapan bir halk var. Şivan, bu halkın duygularına hitap ederek kendini var etti. Hitap ettiği topluluğun önemli bir kesimi Şivan kasetlerini dinledikleri için dayak yediler, gözaltına alındılar. Şimdi Şivan kardeşimiz dayakçı cephede yer alan Arınç gillerle kol kola girdiğinde yenilmiş dayakların yeri sızlıyor. Dayakzedeler Şivan’ın bunu anlamasını istiyorlar“ yazmıştım.

Ve Şivan Perwer bunu anladığını defalarca ve ısrarla dile getirdi.

Size ne oluyor yahu! Neden kaşıyorsunuz, kaşınıyorsunuz?!

Sayın Altan, Şivan’ın kaç şarkısını dinlediniz şu güne kadar? Dinlediniz mi?! Başbakanınız ‘Şivan filan’ derken kocaman bir sahtekarlık yapmıyor muydu? Sizce! Onda Şivan ruhunu anlayacak yürek mi var?

O ses, bizim ruhumuza çökmüş! Biz o sesle büyüdük, o sesle, o isyanla Sizlere karşı direnme gücü bulduk.

Siz Biz değilsiniz. Biz Siz değiliz.

O bizim sesimizdir. O sesi suiistimal etme hakkınızın olmadığını bir daha size hatırlatmak isterim.

‘Üç kuruşa beş köfte’ derler ya. O işi yapmayın, Allah aşkına.

Siz bizim ‘isyan sesimize’ sahip çıkmazsınız. O seste ‘BAĞIMSIZLIK’ var. Kaldırabilir misiniz, gerçekten?!

“Şivan” yazınızdaki her kelime cevap gerektirir. Vaktimiz ve yerimiz yok. Seçerek yanıtlayacağız.

Kürdlere akıl vermeniz beni rahatsız ediyor, sayın Altan. Sizin öyle bir gücünüz ve hakkınız yok.

Kürdler aklini nereden alacağını öğrendiler.

Bırakın bu işleri, o ayakları.

Ben hiçbir zaman ırkçı olmadım ama şuan Kurdistan ve Türkiye arasında bir ırk davasının olduğunu biliyor ve görüyorum.

Senin ırkın benim ırkımın ırzına geçmiştir. Kendine demokrat, aydın değenin ilk görevi ‘akıl verme’ değil, ırk adına ‘hesap vermedir’. Bu yapılmadıkça hiçbir yöntem ve ayaklar yakışık almıyor.

Hesap vermiyorsunuz, öyle bir derdiniz de yok. O zaman susacaksınız.

Alman başbakanının Yahudi soykırımı heykelinin önünde diz çöktüğünü, özür dilediğini biliyorsunuz, sanırsam kendiniz de yazmıştınız. Ama İsmail Beşikçi dışında tek bir Türk bu gerçeği pratiğiyle itiraf etmedi bugüne kadar. Tek bir Türk! Kurnazsınız. Net söylüyorum. Sizi bazen Beşikçi ile kıyaslıyorlar duygusal davranarak. Sizin Beşikçiye ulaşmanız için yüz milyon ton demokrasi ekmeği yemeniz gerek. Namus ekmeği, şeref ekmeği, insanlık ekmeği yemeniz gerek.

“Asıl yaralayıcı olan, Şivan’ı tehdit etmeleri değil. Asıl yaralayıcı olan, Şivan gibi birini aşağılamaya kalkmaları” diyorsunuz. Xob, Baş e, OK!

Ve bir de şunu yazıyorsunuz:

“Koskoca Şivan, kimle konuşacağını, ne konuşacağını başkalarından mı öğrenecek, eli silah tutan çocuğu yaşındaki gençler mi ona öğretecek ne zaman, ne yapacağını?”

Öncelikle, ‘koskoca’ Şivan adına konuşmak en son Size düşer. Çünkü ‘koskoca Şivan’ın’ stranlarından iki satırı bilmiyorsunuz ve Şivan haykırırken hiç ağlamadınız. Ve lakin Şivan’ı dinlerken gözlerinin yaşları burunlarının fıtıklarına karıştı küçümsediğiniz o çocukların. İkincisi, ‘eli silah tutan çocuğu yaşındaki gençler”i telaffuz etmek için o gençleri tanımanız gerekir. Tanıyor musunuz? Tanımıyorsunuz!

Tanıtalım;

Onlar Öcalan’ın, Kemal Burkay’ın, Şivan Perwer’in, Mesud Berzani’nin, …. milyonların ve en sonda da Hejarê Şamil’in en güvendiği, en inandığı, üzerinden hesap yaptığı gençlerdir.

Kurdistan gençleridir onlar. Dürüstler, namuslular, hesapsız kitapsızlar…

Anlaşıldı mı?

Anlamıyorsunuz işte.

Türk gençleri de var! Hemen aklinizden bu geçti, değil mi?! Eminim! Demokratlığınıza rağmen, bu sözlerim karşısında aklinizden ilk geçen budur. Hiç kıvırtmayın.

Kürd gençleri varsa, Türk gençleri de var! Var ama haklı olan biziz.

Var ama siz bizim ırzımıza geçtiniz, siz bizim namusumuzla ve şerefimizle oynadınız, siz bizi yasakladınız, siz bizi hiç saydınız, siz bizim karşımızda borçlusunuz!

Sizin yapacağınız tek iş özür dilemektir. Akıl vermek değil.

Siz sürekli özür dilemeye bakın, biz akıllı olmaya çalışacağız. Söz!

Biz Kürdler kendi aramızda mutlaka uzlaşırız. Çabalarımız yoğun. Sizler suyu bulandırmayın yeter.

Adalet namına, insanlık namına, şeref namına, erkeklik namına uzlaşırız. Öcalan engelse, onu da aşarız. Ama uzlaşırız.

Ve hiç kuşkunuz olmasın, savaşmaya hiçbir zaman bu kadar hazır olmamıştık.

Sizin, en demokrat olanlarınızın kendilerine gelme zamanıdır.

Adaletli olun, insansı olun, insanca olun. “Geldim” diyen savaşı durdurmanın tek yolu bu.

Şivan’ı ne güzel kullanıyorsunuz; “30 yıl sürgünde yaşadı”. Aslında Şivan Perwer bunun yanıtını gazetenize verildiği mülakatta netçe belirtti. Ülkesine dönmek isteyen on binler var dedi. Ben dahasını söyleyeyim; 20-40 yıl sürgünde yaşayan Kurdlerin listesini göndereyim mi, sadece isimlerini yayınlamak için gazetenizin sayfaları yetmez.

Onların sürgünden geri dönmesini istemeyen, Sizin de iş olsun diye arada bir dokundurduğunuz ama ‘ilham kaynağınız’ olan AKP’dir.

Ben pulsuz parasız bir yazarım, mesela. Düşünmekten, yazmaktan, aklime gelenleri yansıtmaktan gayri bir “suçum” ve “cinayetim” yok. Kurşun sıkmadım, adam öldürmedim. Ama dokuz ülkeden kovulmuş Hürmüz gibiyim.

Bana sahip çıkar mısın? AKP kadar bir iktidarın var! Kocaman Türkiye iktidarı.

Senin sahipliğine ihtiyacım yok ama yüreğin varsa, bana sahip çık.

Yapamazsın. Yüreğin yetmez buna. Vallahi de, billahi de yetmez.

Sizinki palavra.

Ben bu sözleri Türkün en demokratik yazarına, “Türk’ün vicdanı”na karşı söylüyorum. Ne kadar acı. Ve söylerken, utanıyorum.

Ahmet Altan, yazınızın son cümlelerini olduğu gibi aktaracak ve palavra yaptığınızı ispatlayacağım:

Cezayir savaşında Cezayirlilerin özgürlüğünü destekleyen Sartre’ı cezalandırmak isteyenlere De Gaulle’ün verdiği “Sartre Fransa’dır” cevabı çok bilinir; ben Lenin’in, Mayakovski’yi askere göndermek isteyenlere verdiği cevabı da çok severim.
“Postallarımıza altın kabaralar çakacak kadar zengin değiliz.” (Lenin’in böyle bir sözü olmamıştır, kimden okudunuzsa sizi yanlış yönlendirmiştir – H.Ş).
Sanatçısına dokunan liderler arasında hayırla yâd edileni pek yoktur.
Apo, Lorca’yı öldürten Franco’yu mu, Mayakovski’ye sahip çıkan Lenin’i mi daha çok beğendiğine, Kürd halkı da “postallarına altın kabaralar çakacak kadar zengin olup olmadığına” karar versin (Sayın Altan, Kürd halkının neye karar verip neye vermeyeceği konusunda öneride dahi bulunamazsın. Bu hakkı nereden alıyorsun? – H.Ş.).
Hiç unutmayın, bir gün olur hepimiz ölüp kayboluruz.
Geriye Şivan’ın dağlarda yankılanan sesi kalır (İnsaf, mürvet; sen Şivan’ın sesinin dağlarda nasıl yankılandığını biliyor musun?. Palavra işte – H.Ş.) .

Ben Türk dilinde tek bir roman okumadan Abdullah Öcalan’ı eleştirmek için 300 sayfalık bir roman yazdım Türkçe. Sizin romanlarınız kadar tutulmadı ama gerçekleri yansıtan özünden dolayı okuyanları oldu. Ve ben APO’yu eleştirmek için deriden kabuktan çıkan birisi olarak Abdullah Öcalan’ın PKK saflarında yer alan sanatçıları, yazarları, eli kalem tutanları dahi korumak için günlük mücadele yürüttüğünü kendi tecrübemden biliyorum.

APO bu konuda mükemmeldir. Lenin, De Gaulle bu konuda APO’nun eline su bile dökemez.

Ama siz, Sayın Altan, ne yazık ki, bilmeden, araştırmadan atıyorsunuz.

Çok uzattım galiba.

Size tavsiyem Sayın Altan!

“Kürd konusunda” başarısızsınız. Çünkü Kurdleri hiç hissedemediniz.

“Türk’ün vicdanı” olabilirsiniz. Öylesiniz de. Bu size yeter.

Saygılar.

Hejarê Şamil
hejare_shamil@hotmail.com

2 Comments

  1. Hûn her hebin. we dilê min rehet kir. gelek pirsên di serê min de we bersivandin. her hebin. we nivîsek gelek mezin gelek bibuha nivîsiye. Spas bo we.! Ji ber wê ez dixwazim di Feys-bûkê de parve bikim. bi destûra we.!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s