Erdoğan tipi faşizm artık bir gerçektir-I


Erdoğan tipi faşizm artık bir gerçektir-I

a) Kemalist Faşizm

Türk Devleti’nin cumhuriyet tarihi ile başlayan Atatürk tipi faşizm, hem mussolini’ye ve hem de Hitler’e çok şeyler öğretmiştir. Bunu ben değil, Hitler ve Mussolini’nin kendisi söylüyor. 1920-40 arası yıllarda Dünya’nın önde gelen on diktatöründen biri olarak kabul edilen Mustafa Kemal, faşizmin temel taşlarını çok planlı bir şekilde döşüyor, bu temel üstüne yeni bir devlet binası inşa ediyordu. Bu yeni devlet, ümmetçi Osmanlı İmparatorluğu’nu modernleştirme, içindeki Kürt, Laz ve Çerkezler’i ezip yok ederek yeni bir ulus yaratma, onun ideolojik temellerini oluşturacak kurumları oluşturma, faşizmin olmazsa olmazı olan sermaye piyasasını ve giderek büyük sermayeyi yaratma gibi ufukları olan ceberrut bir devlet olacaktı.

Bu amacın ilk ayağını oluşturmak için Osmanlı’dan elde kalan coğrafyayı esas alan bir ulus-devlet kavramını bütün gücü ile hayata geçirmeye çalışmıştı. Bu hedefine varmak için başta Kürtler ve Lazlar olmak üzere Türk Devleti’nin sınırları içinde kalan milletleri büyük bir baskı altına almış, zorla asimilasyon çarkını işleterek insanları kimliklerinden uzaklaştırmak için yapılabilecek herşeyi yapmıştı. Kürt ve Laz dilleri’nin kullanılması kesinlikle yasaklanmış, bu iki milletin tarihleri inkar edilmiş, kültürleri ise Türk Kültürü olarak kabul edilerek yok sayılmıştır.

Bu asimilasyon çarkı kısa bir süre sonra daha da koyulaştırılarak bir inkar politikası ile taçlandırılmıştır. Kürdistan ve Lazistan artık bir ülke olmaktan çıkarılmış, buharlaştırılmıştı. Alavilik ve Türk Aleviliği gibi dini inanç sahipleri ibadetlerini yapmaktan alakonmuş, bu dinler sadece İslam’ı temsil eden diyanet işleri başkanlığının insafına terkedilmişlerdir. Bir bölüm Kürd’ün dini olan Êzdilik ise tam bir “sapkınlık” olarak kabul edilmişti.

Musatafa Kemal bununla da yetinmeyerek defalarca tahlil ettiğimiz yeni ve uyduruk bir tarih yaratmak için Türk Tarih Kurumu’nu ve yeni bir dil yaratmak için “Güneş dil teorisi” palavrasını icad eden Türk Dil Kurumu’nu CHP’ye bağlı birer kurum olarak yaratmıştır. Bu tarih çabalarının sonucu Kurt sembolunu bulmuş, Moğolistan’daki Ergenekon Suyu’nun çevresinde bir masal yaratarak Türkler’e bir soy uydurmuştu. Buna paralel olarak kabul edilen Kemalist devletin ulusal marşı da ırkçı olmalıydı ve öyle de oldu. Şu satırlar “İstiklal Marşı”nın her gün terennüm edilen kısmında yer alır:

“Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet bu celâl?”

Buna paralel olarak hazırlanan Türk Harbiye marşı da aynı zihniyetin ürünüdür. Şu iki mısrasına bakarsanız ne dediğimiz daha iyi anlaşılır:

“Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız
Tufanları gösteren, tarihlerin yadıyız”

Şu anda yürürlükte bulunan Türk Anayasası da aynı zihniyeti hem başlangıç bölümünde hem de 3. maddesinde açığa vurur. 3. Madde aynen şöyledir:

“Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.
Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
Millî marşı “İstiklal Marşı”dır.
Başkenti Ankara’dır.”

Atatürk Faşizmi’nin ana direklerinden biri ne olduğu belirsiz bir laikliktir. Bu laiklik temelinde ve vasıtasıyla kılık kıyafet kanunu, şapka kanunu, medeni kanun, takvim vs gibi görüntüsel unsurlarla takviye edilmiş, Hristiyan Avrupa Kültürü’nden çalabildiği kadarını çalarak yeni bir hayat tarzı dayatılmıştır. Böylece Türk Devleti’ni batılılaştıracak, “muassır medeniyetin üstüne” çıkaracaktı.

Fakat faşizmin en önemli unsuru olan sanayileşme, ellerindeki olanakların azlığından ve biraz da gizli ambargonun etkisi ile yavaş yürüyordu. Bu konuda Sovyetler Birliği’nden epey yardım aldıkları kayıt altındadır. Bunun yanında Atatürk’ün emri ile aralarında imalat sanayiini kurarak işletmecilik, sınai mamulleri pazarlama ve bankacılıkla uğraşan Sümerbank ile madencilik konusunu ön plana alan Etibank’ın da bulunduğu bir çok KİT kuruldu. Yavaş da olsa bir işçi sınıfı oluşmaya başladı.

Etibank ile Sumerbank Türk Devleti’nde işçi sınıfının oluşumunda rol oynadı. 1930’da genel olarak 10 kişinin üstünde işçi çalıştıran yerlerde çalışan sayısı 427.364 olarak verilir. Fakat bu işçilerin gerçek sendikalarda örgütlenmeleri, takrir-i sükun kanunu gereğince yasaktı.. Ülkü İleri’nin kaydettiği gibi koyu bir devletçi dönem vardı. Türk Milleti; “sınıfsız, kaynaşmış bir kitle” olarak kabul ediliyordu. Bundan dolayı işçi sınıfı özelinde bir örgütlenme milletin birliği bozardı..

Atatürk’ün temellerini attığı Türk Tipi Faşizm, veya diğer adıyla kemalizm, Avrupa’da iki kişi tarafından dikkatle izleniyordu. Bu iki kişi, biri İtalyan Mussolini, diğeri Alman Hitler idi. Hitler, Atatürk için şöyle diyordu: “Bizim on yıl geciktiğimiz (1923-1933) Sevr antlaşmasını yırtma cesaretini, Mustafa Kemal gecikmeden gerçekleştirmiştir.” Atatürk’e olan hayranlığının altını çizmek için ona bir Mercedes araba hediye edecekti..

Atatürk, Türk Devleti’nin sınırlarını genişletmek için az gayret sarf etmedi. “Musul Meselesi”ni uzun süre gündemde tutan bu Neo-Turanist, kısa bir süre sonra Hatay’ın Türk Devleti’ne ilhakını gerçekleştirmişti. Bunun yanında Agirî Dağı merkezli, Türk Devleti lehine sınırın değiştirilmesi de bu dönemde gerçekleşmişti.

Bütün bunlar; yani ırkçılık, başka milletleri ezme refleksi, büyük sermayenin oluşturulması çabası, işçi sınıfı ve liberallerin örgütlenmelerini engelleme, yeni bir tarih yaratma Kemalist faşizmin köşe taşları idi. Kemalizm’i devralan İsmet İnönü Haini’nin iktidara gelmesi, tam da İkinci Dünya Savaşı’nın resmen başladığı ve sürdüğü yıllara denk gelir. Gelecek yazıda İnönü dönemi ve sonrasında Kemaliz’in seyrini anlatacak, daha sonra Duçe Erdoğan’ın ördüğü faşist rejimin yükselişini ve tehlikelerini ortaya koyacağım.

2011-03-25

A Sirac Kekuyon

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s