Hediye’nin Memesi, Sebahat’in Tokadı

hediye aksoyHediye’nin Memesi, Sebahat’in Tokadı -E.Başaran

*Yıl 1994’tü, mayın patladı. Kadının iki gözünü aldı. Yıl 2011, kanser aynı kadının tek memesini aldı.

*O kadının adı var: Hediye Aksoy. Yaş 36, Mardin Dargeçit doğumlu. Yıllardır hapis yatıyor.

*“Ben mahpusluk içinde mahpusluk çekiyorum. Karanlık, ayaklarıma zincir, kollarıma kelepçe vurmuş gibi beni hareketsiz bırakmış. Ben bir odaya değil bir ranzaya hapisim, her adımda bir yere çarpmamak için ellerimi siper yaparak yaşıyorum.” Böyle tarif ediyor, hayat ona böyle görünüyor şu anda.

*Hediye, kör olduktan kısa süre sonra örgüt üyeliği suçundan tutuklandı. Erzurum, Sakarya, Çanakkale ve Ümraniye cezaevlerinde kaldı. 2000’de tahliye oldu. İstanbul’da ev tuttu. 23 Nisan 2007’de yeğenleriyle lokantaya yemek yemeğe giderken gözaltına alındı. Çünkü evinde patlayıcı madde bulunmuştu.

*İfadesinde patlayıcının nasıl ve kim tarafından o eve girmiş olabileceği konusunda fikri olmadığını söyledi. Tutuklandı. İki gün önce örgüt üyeliği ve patlayıcı madde bulundurma suçu Yargıtay tarafından onandı. Dört yıldır Bakırköy Kadın ve Çocuk Cezaevi’nde kalıyor. Yedi yıl daha kalacak.

*Kalsın tabii de…

*Geçen ayın ortasında meme kanseri teşhisi kondu Hediye’ye. 15 Şubat’ta memesinin teki alındı. Radyoterapi ve kemoterapi görmesi gerektiğini, yüzde 85 engelli olması dolayısıyla yaşamını tek başına sürdüremeyeceğini Samatya Devlet Hastanesi’nin verdiği raporlar da söylüyor.

*Ne yapacağız şimdi? ‘Bombacıları evine sokmuşsun, PKK’yla bir olmuşsun, sen de karanlık ranzanda acı içinde öl’ mü diyeceğiz? Güler Zere’nin iğne ipliğe dönmesini izlediğimiz gibi, gözleri görmeyen Hediye’nin kalan tek memesinden yayılan kanser hücrelerinin vücudunu sarmasını mı bekleyeceğiz?

*Hediye’nin affedilmesi, en azından tedavisi süresince infazın ertelenmesi için Kürt kadınları sokaklara dökülüyor belirli aralıklarla. Kalabalığın önünde kim var biliyor musunuz, BDP milletvekili Sebahat Tuncel… Hani Newroz kutlamaları sırasında kalabalığı tazyikli suyla öteleyen polis ekibine çıkışan, komiseri tokatlayan vekil.
Bacak bacak üstüne atarak oturduğumuz yerden, “Bir vekile yakıştı mı o tokat?” diye parmak sallıyoruz… “Bu edepsizliğin hesabı sorulacak” diyoruz…

*Diyelim tabii de…

*Hediye’yi hapse, Sebahat Tuncel’i o tokadı atmaya götüren yoldan geçtik mi ki biliyoruz?

*Oturduğumuz yerden anlayabiliyor muyuz, o tokadın on yıllardır birikmiş, artık freni tutmayan bir sinirin meyvesi olduğunu… Polis zulmünden usanmışlığın, tazyikli suyun bıraktığı alüvyonların, bir travmanın meyvesi olduğunu…

*Psikolojide adı var: Post-travmatik nevroz. Bizdeki adıyla: Post-travmatik Newroz!

*Hediye kanserle mücadele eden, gözleri görmeyen bir ranza mahpusu. Sebahat Tuncel onun için sokaklarda yürüyen, Newroz şenliğinde yanında duran arkadaşlarının itilip kakılmasına artık sıfır tolerans gösteren bir milletvekili. Böyle iki Kürt kadını var. Didaktik gevelemelere bir nefes ara verip bunu görün.

*Hediye’ye merhamet göstermemek, Sebahat’ı anlamamak benim yüreğimin bilmediği bir hikaye. Ben genelde bildiğimi okurum.

Radikal

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s