Evladı Kerbelayık, Yazıktır, Ayıptır, Günahtır


Evladı Kerbelayık, Yazıktır, Ayıptır, Günahtır
Hasret Birsel

Ölüm canın tenden uçup gittiği; savaşın, barışın, zenginliğin, fakirliğin, bütün dinlerin, ideolojilerin, cinsiyet ve milliyetlerin hiçleştiği o inanılmaz veda.

Ölüm, insanların eşitlendiği yegane gerçeklik.

Ölüm sözcüğü hepimizi korkutur. Biliriz bir gün öleceğimizi, biliriz sevdiklerimizin de öleceğini, ama bilmek fayda etmez. O an geldiğinde inanmakta ve anlamakta sorun yaşarız.

Hele ki bu genç birinin ölümüyse… Evladın toprak altına girme gerçekliği ise, hücrelerimize kadar bölünür, acıdan param parça oluruz.

Ölüm işte…

Hani denir ya en insanın çok sevdiği öldüğünde yüreğinde kırk tane kocaman öbek ateş yanarmış. Her gün biri söndükçe acıya katlanmak biraz daha kolaylaşırmış. Lakin otuz dokuz öbek sönse de, son öbek ebediyete kadar sönmezmiş. Bu yüzden ölenin acısını da, kendisini de unutmazmış insanoğlu ve kızı.

Bizlerin yüreğinde kaç bin defa kırk öbek ateş yandı? Saymaya takatim kalmadı. Yüreğim yetmiyor saymaya ve anlatmaya. Bildiğim tek şey var, kırk öbek ateşten daha kavurgan ve daha acımasız bir acıyla kıvranıp duruyoruz.

Kirli, lanet, haksız ve acımasız savaşa çocuklarımızı kurban ediyoruz.

31 Mart 2011 Tarihinde Hatay’ın Hassa İlçesindeki çatışmada yaşamını yitiren HPG’li Önder Konca gencecik bir gerillaydı 30 Mart gününe kadar.

Çatışmadan sonraki o zorlu süreçten, anne ve babasının çektiği acıdan habersiz, tabuta konulan bedeni Adana`dan, Elbistan’a doğru yola çıktığında, kanayan yaralarının acısını o değil sevdikleri çekiyordu artık..Yanına aldığı yaşanmamış düşleri ile birlikte doğduğu toprakta ebedi istirahatı için bir yolculuktaydı Önder.

Gömüleceği köyün adı Sevdilli`ydi. Kürtçe adı başka olsa da, tutanaklara böyle geçmişti köyünün adı. Önder o köye gömülecek ilk PKK`li değildi. Köy çocuklarını sahiplenmekle ve dağa fazla gerilla vermekle ünlenmişti. Yani fişliydi o köyün çocukları da, yaşlıları da…

Köy bağrına bir mezar daha açmaya hazırlanırken, evlerden fısıldaşmalar ve ağıtlar yükseliyordu, gözler yoldaydı. Öndere karşı son görevini yerine getirmek için bekleşiyordu tenleri güneşten, yürekleri acıdan kavrulmuş insanlar.

Nurhaklar`da yas nasıl tutulur ancak yaşayan bilir…

Nurhakların gölgesindeki Kaplıdereden, Barış beldesine giriş yapan aile ve yaralarını sağlatma imkanı olmayan cansız Önder Konca. Kaderin değil, korkunun ve insanlığını satmışların acılarını da yükleneceğinden habersizlerdir…

Aile Sevdilli köyüne varır varmaz Önder`i toprağa vermek istemi ile Barış beldesinde oğullarının nazlı bedenini yıkamak ister.

Belki de Önder`in bedenindeki yaralar köye kadar dayanılmayacak ve canı teninden ayrılmış bedenin çektiği eziyet bekletilmeye gelmeyecek kadar vahşidir. Belde belediye başkanına Önder`i yıkama talebi iletilir. Belde belediye başkanı Hüseyin Doğan, askerin buna izin vermeyeceğini söyleyerek Önder Konca`nın ailesinin acısına bir acı daha katar.

Tam burada küfür dolanıyor insanın diline. He be askerin höst dediği adam, ölmüş bir çocuğun nesinden korkarsın? O artık bir ölü, bütün kimliklerinden sıyrılmış, bir kazan sıcak su ve bir Alevi dedenin duasından başka hiçbir şeye ihtiyacı olmayan cansız bir çocuk bedeni. Sen bunu hangi vicdanla ret ettin? İnsanlığını askeriyede sana verilen emirlere mi teslim ettin?

Cemevleri ne zamandan beri askerler tarafından yönetiliyor ha?

He be zalim sen hiç mi ar duygusu taşımadın? Önder Konca gözlerinin içine asla bakmayacak bu yüzden utanmadın diyelim. Ya annesi babası o acılı insanlara “hayır” derken hiç mi için sızlamadı? O ailenin gözlerine nasıl baktın? İnsanın aynası insandır diyen Alevi felsefesini hiç duymadın mı? Sen şimdi insanların yüzüne nasıl bakacaksın? O tükürülesi yüzünde insanlığın emarelerini nasıl bulacaksın be utanmaz adam?

Annelerin derelerde çocuklarının cenazesini yıkamasına şahit olmuştuk. Çocuklarının cesetlerini alamayanlara, “biz bu teröristlerin cesetlerini mezarlığımızda istemiyoruz” diyerek mezar deşen kadınları görmüş ve kanamıştık, ama bir cemevinin, tanrıya ibadet için yapılmış bir yerin reddi inanılmaz. İnsanın sorası geliyor siz gerçekten Alevi misiniz? Hani benim kıblem insandır diyen o güzelim felsefe?

Çileye çile eklemek tam da bu olsa gerek…

Aile Elbistan`a doğru yol alırken hazırlık yapılması için bu kez de Elbistan Cemevi Başkanı Ali Rıza Cimikoğlu`nu arıyor, fakat ulaşmak ne mümkün. Cemevinin direk numarası arandığında, İbrahim adında bir zatı yalancı çıkıyor karşılarına. Suların kesik olduğunu ve cenazeyi yıkayacak bir dedenin bulunmadığını söylüyor.

Heyhat, Seyit Rızanın torunları kendi cenazesine sahip çıkmayacak kadar düşmüş, korku iliklerine işlemiş. Seyit Rıza`nın torunu Önder`in cenazesinden korkuluyor.

Gel de sen öldüğünde de sular kesilsin, hiçbir toprak, hiçbir ibadet evi naşını kabul etmesin deme bu yalancı adama…

Ölene mi ağlasa insan, kalan sağlara mı?

Sonunda Akçadağ-Darıca köyü Cemevinde yıkanıyor Önder`in cansız bedeni…

Ve kendi köyünde toprağa veriliyor Önder. Bizlere ise bir insanlık utancı kalıyor, yüzümüze ve ellerimize bulaşan bir utanç karası…

Kendi acısını yaşamaya bile zaman bulamayan ailenin dramı nasıl anlatabilir ki ?

Bu kadar kepazelik, böylesi bir rezalet hangi gerekçelere dayandırılarak açıklanabilir ?

Aleviliğin o güzelim felsefesi ne zamandan beridir devletin, polisin, askerin postallarının altında ezilir olmuş? Kızılbaşlığın o asi ve asalet dolu duruşu ne zamandan beridir bir kemiğe fit edilmiş?

O cem evlerindekiler Alevi olamazlar. Mazlumun yanında olmayı ilke edinen Alevilik bu değil.

Ey Önder`i yıkamayan Aleviler, evladı Kerbelaya yaptığınız Ayıptır. Yazıktır, Günahtır.

Bir makale değil sevgili okurlar bu, sadece yüksek sesle konuşma, olanı sizlere özetleme. Şerefsiz ve onursuz bu insanları sizlerin vicdanına havale etme…

Belki de sivil itaatsizlik eylemleri ile birlikte başlayan tartışmaya şunu da eklememiz lazım: Askere selam duran, cemevlerini devletin kurumu gibi işleten, “Çankaya köşküne yolu düşen dedelerin bağlayacağı cemlere gitmiyoruz” deme zamanı çoktan geldi de geçiyor bile.

hasretbirsel@hotmail.fr

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s