TBMM’nin 2011-2015 Maskotu – M.Sebatlı

http://kurdistan-post.ru/manset/2639-2011-2015in-tbmm-maskotu-msebatld.htmlTBMM’nin 2011-2015 Maskotu – M.Sebatlı

Erdoğan muhtemelen kendisi için daha hesaplı olduğunu düşünerek “Benim 75 Kürt kökenli milletvekilim” dediği kişilerin çoğunun üstüne çizgi çekti.

Bunlar dört yıldır bulundukları meclisin en ketumlarıydılar. Erdoğan bir ayağı sürekli Kürt deltasında olan Abdurrahman Kurt’u da gözden cıkardığına göre hesap büyüktür.

Yalnız benim meramım başka.

AKP’nin şimdi nur topu gibi bir ‘Kürt’ adayı var!

75 ketumun yerine, hepsinin toplamından daha çok konuşacak, hepsinden daha azgın, daha saldırgan ve aynı zamanda Kürt sözcüğünü daha çok ağzına alacak olan biri var.

Bu zat seçildiği taktirde ve erken bir seçim olmadığı müddetçe TBMM’deki 2011-2015 yılları arasındaki oturumların en yaramaz çocuğu, tüm kamera ve mikrofonların müdavimi, meclisteki 550 millertvekilinin maskotu olacaktır.

AKP Adıyaman Milletvekili adayı Mehmet Metiner’den sözediyorum.

Metiner sahiden, ruh ve düşünce dünyası, konuşurken dikkatlerden kaçmayan mimikleri ve siyasetteki “yapış-sıvış” alışkanlığıyla hakkında kitap yazılabilecek bir adamdır.

Onun 300 yıl önce Krallık ile Cumhuriyet arasında bocalayan, siyasal çalkantıların eksik olmadığı Fransa’daki benzeri Joseph Fouche idi. Fouche için yakın Avrupa tarihinin en güçlü kalemi ve aynı zamanda Avrupa’nın bilinç ve vijdanı denince akla ilk gelen isim olan Stefan Zweig şöyle diyordu: “Ihanet edecek birini bulmadığında kendisine ihanet edecek bir kişi.”

Siyaseti uzaktan değil, kulis aralarından da izleyen, o zamanın en büyük yazarı Balzak ise Fouche’yi psikolojisi açısından ‘zamanın en ilginç kişisi’ olarak tanımlıyor ve şöyle diyordu: “Karanlık, derin, olağanüstü ve az tanınan yaratık.”

Ömrü boyunca siyasette hep ‘ikinci plandaki kişi olma’ rolü Focuhe ile Metiner’in en önemli ortak noktası. Biri hayatı boyunca Napolyon’un gölgesi oldu (Ama Napolyon yenik düşünce ona ilk darbeyi de bu adam vurdu), digeri Erdoğan’ın danışman ve savunucusu.

Büyük bir ihtimalle AKP’nin de maddi desteğiyle Metiner seçilecek ve meclise girecektir. Ve bu meclis göreceksiniz çizgi film stüdyosuna dönecektir. Metiner, Kamer Genç’in şimdiye kadar mecliste oynadığı “en çok konuşan adam” rolünü üstlenecek ve bunu daha ileri bir seviyeye çıkaracaktır. Ama sahibinin bir işaret parmağıyla, bir mimiğiyle en çok da BDP kürsülerine saldırtılacaktır.

Sevgili Altan Tan geçenlerde bir Tv programında kendisine “Devşirme Kürt” dedi. Devşirmeler, Yeniçeri neferleri örneğinde olduğu gibi aldıkları eğitim sonucu özünü tanımaz hale geliyor, başkalaşıyor ve Türkleşiyorlardı. Metiner her defasında Kürt olduğunu vurguluyor, yeri gelince fosilleşmiş Türk ırkçılarıyla tartışmalara bile giriyor. Bu nedenle ‘Süper Kürd kekliği’ tanımı daha uygun.

Metiner ne zaman ve kime saldırır? Altan Tan ve Sırrı Sakık dikkat etsinler: Girdiği bir ortamda otorite kim ise, konuşmalar kimin etrafında dönüyorsa, dikkatleri kendi üzerine çekmek için Metiner ona saldırır.

Iki basit örnek:

Sanırsam 2000 yılıydı; Metiner Medya TV’de canlı yayınlanan bir programa katılmıştı. Refah Partisi kapatılmış, Fazilet Partisi ve AKP henüz kurulmamış, kimi cemaat üyeleri değişik arayışlara girmişti. Metiner de HADEP’e iltica etmişti. Stüdyo konuklarından biri de sevgili Burhan Karadeniz’di. Olacak iş değil, Metiner dikat çekememiş, Burhan her zamanki gibi tespitleriyle odak noktası olmuştu programda. Dayanamadı Metiner, Burhan’ın, sözünü keserek atağa geçti: “Burhan arkadaşa katılmıyorum.” Stüdyoda buz gibi bir hava esmiş, Burhan dişlerini sıkarak sabretmeye çalışmıştı.

2008’yılının başlarında ise Metiner Internethaber portalına ansızın yazar oldu. O portalın müdavimi ve en çok okunan yazarı Nazım Alpman’dır. Metiner’in ilk iki yazısı ilgi görmeyince, üçüncü makalesinin başlığına Nazım Alpman’ın adını alarak saldırıya geçti. O zamana değin birkaç bin tıklanmayı bulamayan makalesi 10 binlerin üstüne siçradı. Tabi Nazim Abi oyuna geldi ve cevap yazdı. Metiner’in taktiği tutmuş ve başarmıştı, yazıları fazla okunmaya başlamış ve portalin odağı olmuştu. Nazım Alpman’a bir mail yazarak Metiner’in ‘varolma rüştünü ortamın merkezinde olan kişiye saldırmak suretiyle ispatladığı’ mealinde bir şeyler yazdım ve “Kayıtsız kalın, susacaktır” dedim. Alpman bir daha cevap yazmayınca Metiner sustu ve çok geçmeden o köyden de göçtü.

Sonra yüzlerce Tv programına her konunun uzmanı olarak çağrılan ve yurtseverere saldırtılan Metiner’in yeni adresi TBMM, patronu Erdoğan, hedefi ise BDP’liler olacaktır.

Efendilerini bol bol sevindirip güldürecek, Kürtlerin de bol nefretini kazanacaktır.

Anlaşılan Altan Tan’ın bilgece hazırcevaplığına ve Sırrı Sakık’ın çelik yumruklarına çok şahit olacağız.

Kendilerini ölümsüz, iktidarlarını ise sarsılmaz sanan tüm narsist diktatörler gibi Napolyon da eninde sonunda yenildi. Fouche mi? Sefan Zweig’den okuyalım: “Tedirgin edici içgüdüleriyle bir gün olsun rahat duramamış ve sonunda yurdundan da sürgün edilmiş olan bu insan 26 Aralık 1820 günü Tries’te yapayalnız olarak öldü.”

sebatli@hotmail.com
Kürdistan Post

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s