KCK: Çekilme dahil tüm seçenekler tartışılmalı

BEHDİNAN – KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, YSK’nın iptal kararına sert tepki göstererek yaşanacak ağır sonuçlardan AKP’nin sorumlu olacağını söyledi. KCK, “Halkımız ve demokrasi güçleri seçimlerden çekilme de dahil bütün seçenekleri tartışarak en doğru karara gitmeyi başarmalıdır” dedi.

KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı yaptığı açıklamada, YSK’nın aralarında BDP’nin desteklediği adayların olduğu 12 bağımsız milletvekili adayının adaylıkları ile ÖDP’nin seçimlere girişini engellemesin sert tepki gösterdi.

TEHLİKELİ BİR KARAR

KCK’nin açıklaması şöyle:

Türk devleti adına YSK, Emek, Özgürlük ve Demokrasi bloğu listesinden önce aday olan Murat Öztürk’ü sudan bahanelerle veto etti. Ardından da, bir siyasal darbe biçiminde Gülten Kışanak, Hatip Dicle, Sebahat Tuncer, Leyla Zana, Ertuğrul Kürkçü, Salih Yıldız ve İsa Gürbüz’ün adaylıklarını aynı biçimde veto etti. Bu karar hukuki olmayıp tümüyle politik olup Emek, Özgürlük ve Demokrasi bloğunu dağıtmak, mecliste grup olmasını önlemek için üzerinde son derece yoğunlaşılmış tehlikeli bir karardır. Bu karar, Kürt sorununda demokratik barışçıl çözüm sürecinin gelişmesi ve seçimlerin istikrar içerisinde yapılması için hareketimizin ilan ettiği eylemsizlik süreci ortamında alınmış bir karardır.

YOK ETME PLANI

Bu kararla, cumuriyetin kuruluşundan bu yana dışlanan Kürt halkı ve Türkiye’deki toplumsal kesimleri parlementoya taşımayı ve Kürt sorununun barışçıl-demokratik yöntemlerle çözümünü ve Türkiye’nin demokratikleştirmesini hedefleyen ittifak ve blok grubu açıkça tasfiye edilmek istenmiştir. Kürt ve Süryanı halkının, Alevilerin, Türkiye’deki sosyalistlerin ve özgür iradeli kadınların parlamentoda temsil edilmeleri engellenmek istenmiştir. Bu açıkça barış ve demokrasi isteyen güçlerin iradesine yapılmış bir saldırı ve tasfiye girişimidir. Kürt ve demokrasi güçlerini yok etme planıdır. Bunun ateşle oynama olduğu açıktır. Türk devleti ve AKP hükümetinin sorumluluğunda geliştirilen bu kararla Kürt halkının ve demokrasi güçlerinin iradesine ket vurulmak istenilmektedir.

ENTRİKA

Cumhuriyetin kuruluşunun ardından 1924’ten bu yana kimliğine sahip çıkan Kürtleri dıştalayan Türk devleti 1991’de SHP listesinden meclise girmeyi başaran Kürtleri Mart 1994 darbesiyle meclisten atarak cezalandırdığı iyi bilinmektedir. Şimdi de tüm karşıt çabalarına ve girişimlerine rağmen Kürtlerin tümüyle meclise girmesini engelleyemeyen sömürgeci zihniyet, grup oluşumunu engellemenin çeşitli taktik ve entrikalarını devreye koymuş bulunmaktadır.

Öncelikle AKP hükümeti, Kürt halkının siyasi iradesini zayıflatmak ve kitle gücünü dağıtmak için 14 Nisan 2009 tarihinden itibaren siyasi soykırım operasyonlarıyla 2000’i aşkın Kürt siyasetçi, hiçbir somut ve maddi delile dayanmadan tutuklamıştır. Bununla esas amaçlanan Kürt halkının siyasi iradesinin parlamentoya yansımasını önleme zeminini hazırlamaktı. Fakat yurtsever Kürdistan halkının bütün baskı, şiddet ve özel savaş yöntemlerine karşın siyasi iradesinde ısrar etmesi sonucu özgürlük hareketi küçülmedi, tam tersine daha fazla büyümeyi yaşadı. İşte bundan ürken sömürgeci zihniyet ve AKP hükümeti ısrarlı bir biçimde dünyanın hiçbir yerinde olmayan anti-demokratik yüzde onluk baraj yasasını korurken Kürtlerin grup olarak parlamantoya girmemesi için siyasi ve maddi kuşatmaya alma dahil her türlü yöntemi kullanmıştır.

SÖMÜRGECİ ZİHNİYETİN SAVAŞLA SONUÇ ALMA TUTUMU

Bütün bunlara rağmen Önder Apo’nun barışçıl tutumu temelinde Kürt siyaseti zor koşulları göğüsleyerek yasal demokratik siyasette ısrar etmiş, sorunların parlamentoda tartışılması ve çözülmesi için büyük fedekarlıklar göstermiştir. Kürt halkının ve Kürt siyasetinin bu barışçıl çabalarına karşı Türk devleti ve AKP hükümeti, Kürt halkının iradesini tanımamış ve her türlü hukuk dışı yolları deneyerek Kürt halkının iradesini şiddet ve baskı ile ezmek istemiştir. YSK’nin siyasal darbe niteliğindeki bu kararı kesinlikle Türk devletinin sömürgeci zihniyetinden vazgeçmemesi ve AKP siyasetiyle Kürt halk iradesini ezmeyi hedefleyen bir karardır. Bu, barışı geliştirme değil, halkımıza karşı savaşı ve savaşla sonuç alma tutumudur.

AĞIR SONUÇLARDAN AKP SORUMLU OLACAKTIR

Şayet, durum böyle değilse ve AKP hükümeti bu sürecin inisiyatifi dışında geliştiğini iddia ediyorsa, bu durumu değiştirmenin inisitayitifinde olduğu iyi bilinmektedir. Başbakan Erdoğan’ın istemesi halinde, yasal yollarla kısa sürede sorunu çözebileceği ve bu kararı iptal edebileceği açıktır. Kürt yasal kurumları bu konuda AKP’ye gerekli çağrıları yapmışlardır. AKP’nin bu çağrılara cevap vermemesi ve bu kararı iptal edecek girişimlerde bulunmaması durumunda yaşanacak ağır sonuçlardan AKP sorumlu olacaktır. Kürt halkına ve demokrasi güçlerine karşı yapılan bu büyük haksızlık, hukuksuzluk ve zulüm karşısında sessiz kalmanın ve seçimlere girmenin bir anlamı olmayacağı açıktır. İradesi yok sayılan Kürt halkı, bu şartlar altında tiyatro oyunu gibi sahnelenen göstermelik seçimlere katılmak ve alet olmak durumda değildir. Bunun ciddi bir biçimde tartışılması gereği ortadadır.

ÇEKİLME DAHİL HER SEÇENEK TARTIŞILMALI

Türk devleti ve AKP’nin bu uygulamalarına karşı sessiz kalmamak ve mücadele etmek her onurlu yurtseverin ve demokratın görevidir. Halkımız ve demokrasi güçleri seçimlerden çekilme de dahil bütün seçenekleri tartışarak en doğru karara gitmeyi başarmalıdır. Özellikle emek, özgürlük ve demokrasi bloğunu oluşturan güçler ve yine bunun dışında kalıp özgürlük ve demokrasi mücadelesini veren bütün yurtsever demokrasi güçlerin ortak bir kararlaşmaya gitmesi büyük önem taşıyacaktır. Türk devletinin ve AKP hükümetinin bu haksız uygulamalarına karşı bütün demokrasi güçleri ortak hareket edebilmelidir. Özellikle Türkiye demokrasi güçlerini etkisiz kılma planı çerçevesinde ÖDP’nin de seçimlere katılmasının önlenmesi bu konudaki konseptin çapını ortaya koymaktadır. Bu nedenle tüm güçlerin ortak bir biçimde mücadele vermesi temel bir görev durumundadır.

ORTAK MÜCADELE ÇAĞRISI

Gelinen aşamada bu büyük hukuksuzlukla birlikte sudan bahanelerle Kürt belediye başkanlarını görevden alan KCK davası adı altındaki senaryoda ısrar eden ve en son olarak da “artık Kürt sorunu yoktur” diyebilen bir zihniyete karşı mücadele etmek ve direnmek yurtsever ve demokrat olmanın en temel görevi durumundadır.

Barış ve demokrasiden yana olan Kürdistanlı güçleri, Türkiye demokrasi güçlerini ve yurtsever halkımızı bu tahakümcü, hiçbir iradeyi tanımayan faşizan uygulamalara karşı demokratik tepkilerini göstermeye, bu kararın geri alınması için ortak mücadele etmeye çağırıyoruz.

Özellikle KCK davasının yeniden başladığı bugünde halkımızın bulunduğu bütün alanlarda eylemsellik ve demokratik direnişi göstermesi iradesine sahip çıkması temelinde tüm yurtsever halkımızı serhıldanlarını geliştirerek iradesine ve temsilcilerine sahip çıkmaya çağırıyoruz.

ANF NEWS AGENCY

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s