Kürt kadınının yüreğine intikam ateşi düşmüşse

Kürt kadınının yüreğine intikam ateşi düşmüşse
Hasret Birsel

İntikam ateşi, cehennemden çıkmış bir kıvılcım gibidir, etrafı sardı mı söndürmek hiç kolay değildir. Hele ki kadının yüreğine düşmüşse önüne geleni küle çevirir.

Oğlumla Gurur Duyuyorum…

Acımasız canavar… İnsanın insanlığını, sevdasını, gözlerini, işitme ve tat alma duyusunu, hayattaki bütün hazları hiç düşünmeden çalan bir katildir savaş.

On iki çocuğumuzun cesetleri haber bültenlerinin aracılığı ile oturma odalarımıza düşüverdi. Bizim gerillamız, TSK ve kimi Türklerin “teröristi” olan çocuklarımız yaşamıyorlar artık. Gerçi on iki demek çok doğru değil, binlerce çocuğumuzu bu savaşa kurban verdik.

Kürt halkı yine sokaklara vurdu. Kameralara yansıya görüntülerde çocuk, kadın, yaşlı, genç, siyasetçi, sanatçı herkesin yüzünde derin bir keder var.

Ölüm bu… Parçalar insanı, acıtır, incitir…

Kürtler bir ilki gerçekleştirdiler. Daha önce faşizmin kanlı pençelerinin altında inlerken katledilen çocuklarını gizli saklı sahiplenirlerdi. Zaman içinde şehirlere gelen cenazeleri on binlerle karşılamaya başladılar. Bu gün ise korkunun gözlerine öyle bir baktılar ki, bunu görmemek için kör olmak gerekir. Kurdun, kuşun pençelerine terk edilen çocuklarının cesetlerini arayıp battaniyelere sararak dağdan indirdiler.

Okun yaydan fırladığı andı bu bana göre.

Tutuklanmaktan, ölmekten, işkenceden korkmayan insanlar sel gibi akıyordu sokaklarda.

PKK her evin kapısını çalıp “hadi gerillaya sahip çıkın” mı dedi sizce?

Hayır. PKK`lisi de, dindarı da, korucu çocukları da, yetmişlik nine ve dedeler de çocuklarına sahip çıktı. Çünkü korkunun gözlerine bakmak insanı cesur kılar.

Cesetlerin binlerce annesi, binlerce babası, kardeşi ve sahibi vardı sokaklarda.

Bilmem hiç dikkatinizi çekti mi, ilk kez Kürtlerin söylemleri değişti.

Kadınlar ve çocuklar bir ağızdan “intikam” diye bağırıyordu.

Daha da önemlisi çocuklarının cesedinin başında sürekli “barış” diye çığlık atan Kürt annelerinin söylemleri bu kez radikaldi. “Hepimizin başı sağ olsun, Kürdistan sağ olsun…”

“Kardeşimin şahadeti ile ben onur duyuyorum…” diyordu, evine henüz acı düşmüş olan bir gerilla kardeşi.

“Oğlumla gurur duyuyorum”

Tam da bu sözde durup düşünmek gerekli.

Kürt anneleri her ne olursa olsun sürekli ” barış” diye bağırır, “benim ocağıma ateş düştü, başka ocaklara ateş düşmesin” diye çığlık atarlardı.

Elbette bir anne, oğlu ve kızı ile gurur duyar. Bunu ifade etmesi kadar doğal bir söylem olamaz.

Otuz yıllık savaş Kürtleri politize etti. Okuma yazma bilmeyen Kürt kadınları, üniversite bitirmiş kadınlarla yarışacak kadar politikayı hayatın içinde öğrendiler. Çocuklarının cenazelerinin başında konuşurken bile, hep temkinli dil kullanmaya, Kürt özgürlük hareketi PKK`nin, izlediği politikaya aykırı düşecek bir söz etmemeye büyük özen gösterdiler.

Ve bütün samimiyetleri ile de “barış” diye haykırdılar.

Bir anne çocuğunu gömerken “barış” diyebilir mi?

Evet der. Özellikle Kürt kadını bunu içten söyler. Çünkü bir devletinin olmadığını bilir. Geride kalan oğlunun ve kızının dağa çıkmaması için, bir çocuğunu daha toprağa vermemek için der.

Yoksa normal şartlarda hiçbir anne çocuğunun yakılmış cesedi başında dururken kendine hakim olamaz. Gözleri oyulmuş, kafası parçalanmış, kolu, bacağı kopmuş bir evlat görmek öyle kolay iş değil. İnsan o an eline geçirdiği şeyle katile saldırmak ister. Hele ki katilin adresi belliyse, bilip bir şey yapmamak insanı çılgına çevirir. Bu duyguyu yaşadım iyi biliyorum.

Hepimizin bildiği bu gerçekleri neden mi yeniliyorum?

Şundan: Evet dağlarda gerilla kadınlara alışık bir halkız artık. Eylemlerin, yürüyüşlerin en önde gidenleri de kadınlarımız. Belediye başkanlıkları, mecliste vekillik ve daha bir çok alanda ciddi bir ses artık Kürt kadınları.

Cinayetlere kurban edilen ve intihar edenler de ne yazık ki en çok kadınlar…

Yazının başında dediğim gibi Kürt kadınları hiç “intikam” diye bağırmadı.

Kürt kadını intikam dediyse korkmak lazım. Hem de dibine kadar korkmak lazım…

Sizi bilmem ama ben korktum.

Size bir tablo çizeyim.

Çocukları TSK tarafından öldürülen kadınlar PKK`ye “çocuklarımızın intikamını al” diye baskı yaparsa bu savaş biter mi?

Bitmez değil mi?

Derseniz ki PKK söylenilenleri yapmaz. Bana göre yanılıyorsunuz. Yapmak istemese bile yapmak zorunda kalır. Buna mecbur olur.

Dikkat edin her eylemde şu slogan atılır “PKK halktır, halk burada”

Bu slogan öyle çok sıradan bir slogan değildir. PKK kocasız ve çocuksuz bırakılan kadınların ailelerinden oluşuyor. PKK kardeşsiz, babasız ve annesiz bırakılan çocukların ailelerinden oluşuyor. PKK bu yüzden halktır.

Kısacası PKK Kürdistan`da yaşanan bütün acıları omuzlayan kadınların doğurduğu oğul ve kızların toplamından ibarettir.

Eğer bu kadınlar “barış” söylemi yerine “intikam” diye bağırmaya başlamışlarsa durup düşünmek ve korkmak lazım.

Ve PKK`nin şu sözünün de altını çizmek lazım. “Bizimle anlaşmasanız bu son fırsat kaçar. Barışacak kimse bulmazsınız. Biz de bu halkı zapt edemeyiz.” Fırsat kaçıyor demek şom ağızlılık mı olur acaba? Umuyor ve diliyorum ki fırsat kaçmıyordur. Barış olur. Dost iki halk olarak yaşamanın koşulları oluşur.

Aksi halde

İntikam ateşi, cehennemden çıkmış bir kıvılcım gibidir, etrafı sardı mı söndürmek hiç kolay değildir. Hele ki kadının yüreğine düşmüşse önüne geleni küle çevirir.

Oğlum ve kızımla gurur duyuyorum diyen annelerin öfkesinden korkmuyor musunuz?

Kürdistan`dan, İstanbul`a taşan isyanı görmüyor musunuz ?

O halde siz bilirsiniz…

 

hasretbirsel@hotmail.fr

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s