Sarışın Faşisteler

Sarışın Faşisteler- Mehmet Sebatlı

Sarışın Faşisteler

Mehmet Sebatlı

Hayır başlıkta hata yok! Aynen: Faşiste!

Türkçe’de erkek ad ve sıfatlarının arkasına ‘e’ getirdiğinizde yeni oluşturduğunuz isim ve sıfat kadını temsil eder. Örneğin Aziz, Azize. Müdür, Müdüre. ‘Faşiste’yi de o mantıkla ben türettim.

Kadınların hayatın her alanında erkeklerle eşit olduklarına inanlarlardansanız faşizmin salt erkeksi bir sapkın siyasal ruh hali olmadığını, her halükarda faşist kadınların da olabileceğini teslim edersiniz.

Evet iki Dünya Savaşı arasında Avrupa’da sosyalizm karşıtlığı ve ırkçılık olarak başgösteren bu siyasal belanın öncüleri Hitler ve Mussolini gibi uçarı erkek tiplerdi. Neden cesur bir tarihçi çıkıp da bunların İttihat ve Terakki’den sonra siyaset hayatına atıldıklarını ve onlardan etkilenmiş olabileceğıni söylemez, bilemem.

Türk faşizminin belirgin karakteristik özelliği vardır: Göreli olarak sınıfsal (1940-1970 arası) ama esas olarak Ermeni, Rum ve Kürt karşıtlığı üzerine şekillenmiştir. Ermenilerin ülkeden sürülmesinden, son Dersim Isyanıyla da Kürtlerin sesinin kesilmesinin ardından geçici bir dönem için “anti komünist” bir görünüm arzetmiştir.

Sadede gelelim: Faşizm ne salt Avrupa’ya özgü yokedici bir sapkın siyasi harekettir ve ne de salt erkeklerden teşekküldür.

Son zamanlarda Türkiye’de Faşizmin klasik tanımını altüst eden acayip neo faşist tipler boy gösteriyor. Sıkı durun: Dazlak ve badem bıyıklı erkekler falan değil bunlar, istisnasız çağdaş, şehirli ve eğitimli görünümlü sarışın kadınlardır tamamı.
Onlar asena olarak adlandırır bu tipleri. Yani dişi kurt!

Bu türün ilk versiyonu 1991 seçimlerinde ‘Baba’sının kucağında siyasete atılan sözde bir ekonomi uzmanıydı. Evet giyimi ve adabıyla tam bir şehirli sarışındı, bakımlıydı üstelik. Bu kadın elden ele iki yıl sonra DYP Genel Başkanlığına ve akabinde otomatikmen Başbakan koltuğuna oturtuldu. Arkasında nice kurmay generalin ve bıçkın erkek siyasetçinin durduğu bu kadın 16.Türk Devletinin yürütme gücü olarak 29. Kürt isyanını acımasızca bastırmakla görevlendirilmişti. Kendi halkına karşı korkunç bir katliamı planlayan bir devletin bu sarışın kadını Batıya karşı bir vitrin olarak kullandığını bilenler vardı elbet ama öyle yıllardı ki, sözler uçuşkandı, sadece silahlar konuşmaktaydı.

Kimler takılıyordu, kimler onu elde etmek istiyor ve kur yapıyordu bilemem ama çöl bedevisi Kaddafi bu kadına aşık olmuştu ve ona pahalı armağanlar gönderiyordu.

O acımasız kadının Enver Paşa’yı aratan çılgınlığı had sahfadayken Hürriyet Gazetesi’nde farklı bir kalem ve yürek olan Yavuz Gökmen ‘Sarışın ve Esmer kadın’ başlıklı harika bir makele kaleme aldı. Türk Devletini temsilen Tansu Çiller’i, Kürt halkını temsilen cezaevine yeni girmiş olan Leyla Zana’yı karşlaştırıyordu.

Y.Gökmen tüm iyi insanlar gibi erken ölmeseydi eğer, muhtemelen sarışın kadını faşizmin, esmer kadını ise özgürlüğün sembolü olarak gösterecekti.

Sonra sarışınlar da esmerler de siyaset meydanlarında ve kameralar önünde görünmeye devam ettiler.

Canan Arıtman aktif siyasette bulunan bu sarışınlar türünün ablasıdır.

Bu sarışın türe ait birisi bu sene 4 Ocak 2001 günü BDP’nin Mecliste Grup Toplantısını yaptığı salonda Gültan Kışanak’ın önünde beliriverdi. Elinde bir adet Türkçe sözlük ile bir CD bulunan bu sarışın faşiste, Kışanak’a “Kürtçe’den vazgeçin, Türkçe hepimize yeter” mealinde birşeyler gevelemeye çalışıyordu. Sonradan bunun Atatürk Kültür Dayanışma Eğitim Vakfı Başkanı Gül Karyaldız oldugunu öğrendik. Bu tür vakıf ve dernekler biliyorsunuz hep Ergenekon patentli. Gazetecilerin ısrarlı sorularına rağmen onu Meclise kimin soktuğunu söylemedi sarışın. Belli ki arkasında torpil gücü olan erkekler vardı.

Sonra MHP’nin milletvekili adayları arasında eğitimli, kentli bir sarışın siması görünmeye başladı. Nispeten daha pozitif düşüncelere sahip olan Arzu Erdem isimli bu kadın Almanya’da doğup büyümüş, annesi Kürt bir ülkücü. Klasik MHP çizgisinin dışında bir meyle sahip olup Sebahat Tuncel’ın attığı tokada, Kürtlerin hak taleplerıne empati yapabilen farklı bir ülkücü. Muhtemelen MHP’nın yeni simasının prototipi olarak düşünülüyor.

Bu türe ait son ve en uç örnek ise Balıkesir’den. Seçimlere, “ulusalcı bağımsız aday” sıfatıyla katılan Serap Yeşiltuna, açık bir şekilde Kürt düşmanlığı ve ırkçılık yapıyor. “Balıkesir’i PKK’dan kurtar” sloganıyla seçim çalışmasını yürüten Yeşiltuna, adını yazsam propaganda olur, şu an Ergenekon davası tutuklusu olarak Silivri Cezaevinde yatan Neo-Türkçü adamın marjinal partisinden. Bunların şimdiki parti lideri arada bir “Kürtler Türkiye’yi istila ediyor, bu ülkede Türk sorunu var, Kürt bakkaldan mal almayın!” şeklinde deli fişek açıklamalar yapar durur.

Serap Yeşiltuna Mustafa Kemal’in Kürt isyanlarını nasıl kanla bastırdığını anlatan tez çalışmasını daha sonra “Atatürk ve Kürtler” adıyla kitap olarak yayınlamış. Yeşiltuna hızını alamayarak özel internet sitesinde (http://serapyesiltuna.org/site/) ve seçim afişlerinde “Balıkesir’de Kürt istilası” argümanını kullanıyor.

Klasik inkarcı Kemalistlerden farklı olarak bu tip ulusalcı kemalistler öteden beri Kürtleri inkar etmiyor, tam aksine Kürtlerin hızla çoğaldıkları ve Batı illerine yayılarak tehlike oluşturdukları iddiasını savunurlar.

IHD, Serap Yeşiltuna’nın afiş ve sloganları hakkında suç duyrusunda bulundu.

Leyla Zana hakkinda acil soruşturma kararı alan Savcılık, bakalım Serap Yeşiltuna için ne yapacak.

sebatli@hotmail.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s