Erdoğan Bugün Amed’de 1994’ün Çiller’i Oldu

tayip erdogan

Kerdogan secim gezisinde

Erdoğan Bugün Amed’de 1994’ün Çiller’i Oldu

Protestolarla OHAL günlerini aratmayan bir güvenlik önlemi altında Amed’e gelen Türk Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu ile BDP’yi hedef aldı. En çok kardeşlik kelimesini kullanan ve Selahattin Eyyubi’nin torun olmakla ve şiir okuduğu için cezaevinde yatmakla övünen Erdoğan, Kürt sorunu yerine 1990’lara geri dönerek “Güneydoğu sorunu” derken, son açılımını da yaparak kentte yüzde 70’e yakın oy oranı olan BDP’yi ise “Terör örgütü” ilan etti.

Başbakan Erdoğan OHAL manzaraları ve protestolarla geldiği Amed’de İstasyon Meydanı’nda geniş güvenlik önlemleri altında miting yaptı. Erdoğan protesto gösterileri arasında miting alanına gelirken, yol güzergahında sadece polisleri selamladı. İlginin az olduğu miting alanında “İş aş değil, barış ve anadilde eğitim istiyoruz” pankartı dikkat çekti. Konuşmasının büyük bir bölümünde gergin olduğu gözlenen ve Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu ile BDP’yi hedef alan Başbakan, Amed’in evliyalar kenti olduğunu belirtirken, “Sivil Cuma Namazları”na katılanları ise dinsiz olmakla suçladı.

Erdoğan, “Son zamanlarda yeni bir adet çıktı. Ulu Cami’de cuma. BDP’liler o devletin imamı onun arkasında namaz kılınmaz diyorlar. Bunların İslam’la alakası yok. Cuma, Müslümanların cem olması, bir araya gelmesidir. Kendilerine göre cemaat oluşturuyorlar. Rastgele imamla cuma olmaz, ikinci bir cemaat kurulmaz bir de kadın erkek yan yana cemaat olmaz. Bu dine fitne, fesat sokmaktan başka bir şey değildir. Bunlara göre Apo peygamberdir. Bunu da ilan ettiler. 12 Haziran’da bu bağımsızlara bu BDP’lilere gereken dersi vermemiz lazım” dedi.

Erdoğan’ın 60 Kürt arkadaşı varmış!

Adını sonradan “Milli birlik projesine” çevirdiği Kürt açılımını överken, somut söz söylemek yerine bildik sözlerini tekrarlayan Erdoğan, 60 AKP’li Kürt vekille övündü. Erdoğan, “2005 yılında helalleşme sürecini 2009 yılında demokratik açılımı başlattık. Siz benden OHAL’i kaldırın diye istekte bulundunuz. Kaldırdık mı? TRT 6 açıldı mı? Üniversitelerde Kürtçe bölümleri var mı? Mem u Zin’i biz bastık mı? Bugüne kadar konuşulmayanların konuşulmasını tartışılmasını biz sağladık. Benim partimde 60’ı aşkın Kürt arkadaşım var. Bizim böyle bir sıkıntımız yok. Biz kardeşlik dedikçe BDP ve MHP sıkıntıya düştü. Bu sorunu bitirirsek bu işten rant yiyenlerin rantı bitecek” diye kaydetti. 2005’de “Kürt sorunu vardır” söyleminin çok gerisinde olduğunu göstererek 1990’ların dilini kullanan Erdoğan’ın Kürt sorunun yerine “Güneydoğu sorunu” demesi dikkat çekti.

Referandumda hesap hatası yaptı yüzde 40’la övündü

12 Eylül referandumunda halkın yüzde 65’inin ‘boykot’ dediği kentte yüzde 40 oranında “Evet” oyu aldığını belirterek, hesaplama hatası yapan Erdoğan, çatılarda keskin nişancılarla kentin özel harekat polislerinin ablukası altında olduğu saatlerde yaptığı konuşmada, “Diyarbakır öyle bir şehir ki Mekke ve Medine’den sonra en fazla sahabe kabri bu şehirde. Diyarbakır huzur demektir. Diyarbakır maneviyat demektir. Diyarbakır en çok da kardeşlik demektir” dedi.

Polis asker sandığı koruyacakmış!

BDP’ye yüklenen Erdoğan, özgürlükten bahsederken, sandığı ise polise ve askere emanet etmeyi ihmal etmeyerek, “Polisimiz askerimiz sandıkları koruyacak. Tüm emniyet ve güvenlik önlemleri alınacak. Emin olun. Gidiniz sandıkta demokratik idarenizi ortaya koyun” diye konuştu. BDP’ye bağımsızlara oy verilmemesini isteyen Erdoğan, “Bu BDP ve desteklediği bağımsızlar. Bir taraftan demokrasi diyorlar, özgürlük diyorlar. Ama 12 Eylül’de sandık resminin üzerine çarpı işareti koymuşlardır. Sizin demokrasi anlayışınız bu mu? Ey BDP sizin özgürlük anlayışınız bu mu? Biz özgürlüklere pranga istemiyoruz. Bırakın vatandaş özgür şekilde oyunu kullansın. Bunu yapamazlar. Yaparlarsa başlarına ne geleceğini biliyorlar. Diyarbakırlı kardeşim onlara doğru dürüst oy bile vermez. Bunlara oy verilecek de ne olacak? Diyarbakır’daki Kürt, Zaza, Türk kardeşime ne getirecek? Hiç! Bunlar bireysel saltanatlarını sürdürüyor” iddiasında bulundu.

En çok kardeşlik dedi ama yasal partiye ‘Terör örgütü’ demeyi de ihmal etmedi

Kent abluka altındayken her gün onlarca Kürdün gözaltına alındığı, tutuklandığı bir ortamda “sıkıyönetim” manzaralarını görmeyerek BDP’yi “sivil faşizm” uygulamakla suçlayan Erdoğan, “BDP bu topraklarda kan, zulüm, gözyaşı olsun istiyor. BDP, CHP ile sivil faşizm ilan ediyor. Yapılan sivil itaatsizlik değil sivil faşizmdir. Konuşacaksan çık konuş neden konuşmuyorsun? Yapılan vatandaşlara zulüm, tehdittir. Bu kirli oyunu bu tezgahı hep birlikte bozacağız. Ergenekon’la CHP ile kol kola giren BDP’ye sandıkta cevap vereceğiz. Tüm emniyet ve güvenlik önlemleri alınacak. Emin olun. Gidiniz sandıkta demokratik idarenizi ortaya koyun” demekten geri durmadı. “Sivil faşizm”den bahseden Erdoğan, Türkiye’nin yasalarına göre kurulmuş siyasi parti olan BDP’ye ise “Terör örgütü” demekten geri durmadı.

‘Nedir Bu Diyarbakır’ı çabuk unuttu’

Mitinginde en sık kullandığı kelime olan kardeşlik olan Erdoğan, Ankara’da “Nedir bu Diyarbakır, Güneydoğu Diyarbakır’dan ibaret değil” söylemini unutarak, “Sizin karşınızda siyasetçi, Başbakan Tayyip Erdoğan yok. Sizin karşınızda sizden biri var. Kardeşiniz, kader arkadaşınız, yok arkadaşınız, kimsesizlerin kimi, sessiz yığınların sesi kardeşiniz var. Recep Tayyip Erdoğan var. Biz Diyarbakır’da söylediğini Ankara’da İstanbul’da söyleyenlerden değiliz” dedi.

Selahattin Eyyubi ile propaganda

Konuşmasında Kürt olan ve İslam için savaşan Selahattin-i Eyyübi’den sıklıkla bahseden Başbakan, “Eyyubi’nin torunlarında olduğunu söylemeyi de ihmal etmedi. Erdoğan, “Kürt’ü, Türkü, Çerkezi, Romanı fark etmez. Bizi birbirimize düşürmek isteyenlere bir sözümüz var. Siz insan aramıyorsunuz, siz Kürt arıyorsunuz. Çünkü benim için ne Türk milliyetçiliği ne Kürt milliyetçiliği var. Biz ezelden, ebediyen kardeşiz. Biz Ademle Havva’dan geliyoruz. Bölmek isteyenlere cevabımızı 12 Haziran’da verelim. Zılgıtta bizim horonda bizim, zeybekte de halay da bizim. Kıblemiz bir” dedi.

Hopa’da dün yaptığı mitinginde bir yurttaşın yaşamını yitirmesini görmeyerek, yine “Çocukların arkasına sığınıyorlar” söylemine sığınan Erdoğan, “Çocukların eline taşları, sopaları verip saldırttılar. Çocukların arkasına sığınan terörist, çete bunlar” dedi.

Cezaevinde Kürtçeyi serbest bırakmakla övündü

Yine mağdur edebiyatı yaparak, düşünce özgürlüğüne yüzlerce yıl verilen iktidarının görmeyerek, şiir okuduğu için cezaevinde yattığını söylemekten de geri durmayan Erdoğan’ın bir diğer sığındığı yer ise Diyarbakır Cezaevi oldu. “Cezaevi müze olsun” taleplerine kulak tıkayan Erdoğan, her gün gelen onlarca engelleme ve anadilleri ile konuştukları için konuşmayan tutuklu ve cezaevine alınmayan Kürtçe yayınlar haberlerine rağmen, cezaevinde Kürtçenin serbest olmasıyla övündü. Erdoğan, “Bu kardeşiniz Siirt’te okuduğu bir şiirden dolayı hapis yattı. Bu kardeşiniz Diyarbakır Cezaevi’nden 5. koğuştan yükselen feryadı İstanbul’dan duydu. Ben bu mücadelenin içinden geliyorum. İnkarı da asimilasyonu da bilirim. Artık inkar, asimilasyon politikaları bitti. Diyarbakır Cezaevi’ne giden ama oğluyla kendi dilinde konuşamayan annenin içine akıttığı gözyaşını ben bilirim. Ama artık konuşuyor” dedi.

Şivan Perwerli propagandaya alıştı

Konuşmasında CHP’ye eleştiriler yönelten Erdoğan “Yüzlerine maske takıp, gelenler… Kürt meselesinin patenti CHP’ye aittir. Kürt sorunun müsebbibi CHP’dir. Kürt kardeşimin yaşadığı sorunun kaynağı bizzat CHP’dir. Kürt meselesinin çözümü için verdiğimiz mücadelenin önünde duvar gibi durdular. Dün buraya gelip şirinlik yaptılar. 8.5 yıl boyunca grup başkanvekilliği yapan CHP’nin genel başkanı Kürt sorununu inkar etmedi mi? Sandığa iki hafta kalan Kürt meselesini hatırladı. Bunlar geçici demokrat. Biz Kürt meselesi dedikçe, kardeşlik dedikçe ulusalcılık dediler. Biz Diyarbakır dedikçe onlar illa Silivri dediler. Asit kuyularına, Ergenekon’a, işkencecilere sahip çıktılar” diye konuştu. BDP’ye CHP’nin sahip çıktığını belirterek her zaman kullandığı jargonda ısrarını sürdüren Erdoğan, “Ahmet Kaya’yı linç eden anlayışla Şivan Perver’e Diyarbakır’da konser verdirmeyen anlayış aynı…İmam hatiplere düşman kesilen, ikna odaları kuran aynı anlayış değil midir? Başörtüsünü yasaklayan anlayışla yurda molotof atan anlayış arasında ne fark var?” dedi.

Çalıntı projelerini anlattı

Konuşmasının son bölümünde çalıntı projelerini anlatan Erdoğan şunları belirtti: “Dicle Vadisi projesi, nehre rağmen yeşil alan miktarının düşük olduğu Diyarbakır’a yeşil ile suyun birleştiği bir yaşam merkezi kuruyoruz. Dicle Nehri kenarına kuracağımız bu kent ile kentsel yaşamın, eğitimin, sporun tabi bir bütün ile kucaklaştığı farklı bir yapı olacak. Yapımlarda yöresel Diyarbakır bazal taşı kullanılacak, Diyarbakır iklimi dikkate alınacak ve yamaçlarını ise piknik alanları olarak tasarlıyoruz, Dicle Vadisi projesi ile Diyarbakır’da ki insanlarımızın yaşam kalitesini arttıracak güvenli, rahat bir yaşam merkezi inşa edeceğiz. Diyarbakır, Şanlıurfa otoyolu, Edirne’den başlayan ve şuanda Ankara’ya ulaşan kesintisiz otoyol kalan kesimi bağladığımızda Türkiye’yi boydan boya geçen bir yolumuz olacak, Ankara, Niğde etapını başlatıyor ve en kısa zamanda bitiriyoruz. Bu otoyola, Diyarbakır’ı da dahil ediyoruz. Diyarbakır, Erzurum, Trabzon yolunu da inşa ederek Karadeniz’i Diyarbakır üzerinden Akdeniz ve Ortadoğu’ya bağlamış oluyoruz.”

Konuşmasını ardından alandan ayrılan Erdoğan daha önce TOKİ’de açılışa katılacağı duyurulmasına rağmen açılışlara katılmayarak Diyarbakır Valiliğine geçti.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s