Kürt çoğulculuğu

Kürt çoğulculuğu

Hasan Bildirici

Türk basının Cengiz Çandar, Taha Akyol, Ruşen Çakır, Ahmet Altan, Hasan Cemal ve Oral Çalışlar gibi yazarları yazılarında çok sıkça “Kürt Çoğulculuğu”nu gündeme getirirler. Bu yazarların inancına göre PKK, Kürt çoğulculuğunun önünde engelmiş. Bu tartışma en çok da, PKK karşıtı kesimlerin Türk devletiyle veya onun kurumlarıyla girdikleri ilkesiz ilişkilerde PKK’nin gösterdiği tepkinin ardından gündeme sokulur. Bu yazarlara göre PKK, hiç bir şeye, kimseye, akıma ve girişime karışmamalı…

Kürdistan’a ilişkin taleplerini en alt noktaya çekmiş olan PKK’nin karışıp karışmayacağını bir kenara bırakıyorum, Kürdistan ulusu adına hareket eden ve ulustan siyasal ve toplumsal desteği almış her Kürt hareketi Kürdistan’daki yaşama, siyasete, akımlara veya girşimlere kurallar çerçevesinde bal gibi karışır.

Kürdün ulusal yasası ve kanunları olmadığı için, Kürdistan her türlü gericiliğin, akımın, işbirlikçiliğin, batakçılığın ve siyasal çeteciliğin de merkezidir.

Başka hangi ulus Kürtlerden daha çoğulcudur?

CHP’li Kürt… MHP’li Kürt… AKP’li Kürt… En yakın komşuya Domuz Bağı atan Hizbullahçı Kürt… Perinçekçi Kürt… Korucu Kürt… Kürt kurbanını enseden tek kurşunla indiren JİTEM Elemanı Kürt… Dilin yasaklayan Türk ordusuna askerlik hizmeti yapan yüzbinlerce Kürt… Cezaevindeki Kürt tutsaklara cop ve kalas sallayan Gardiyan Kürt… Zaman, Taraf, Vatan gibi türk gazetelerinde PKK aleyhinde yazılar yazan Kürt… Türk televizyonlarında PKK’ye ana avrat düz giden Kürt… Otuz yıl sürgünde kaldıktan sonra havaalanında vali tarafından karşılanıp bölücü olmadığını açıklayan Kürt… İnsana ait hiç bir hakkı kullanamadığı halde bağımsız devlet verseler de istemeyiz diyen Kürt…

Allah için söyleyin, bir ulus bundan daha fazla nasıl çoğulcu olur? Hangi ulusun bundan daha büyük bir çoğulculuğa gücü yeter.

Türk sömürgeciliği altında aşırı şekilde çoğulculaşmış Kürt ulusuna ulusal yasa da uygulayamıyorsunuz…

Örneğin bir grup kafa dengi inançlı Kürt “Kürdistan Bağımsızlık Kongresi” adıl altında bir parti kursa ve zaman içinde şu kararları alsa:

1-Kürdistan vatanına, “Doğu ve Güneydoğu Anadolu” demek suçtur.

2-Kürt dilini yasaklayan veya Kürtçenin kullanılmasına engel olan kimselerin Kürdistan topraklarında yaşama hakları yoktur.

3-Türk bayrağını ve Türklerin milli sınır olarak adlandırdığı sınırları, beyninden dörde bölünmüş Kürtlük adına savunmak, Kürt ulusuna yapılmış en büyük hakarettir.

Çok iyi biliyorum ki, Kürdistan Bağımsızlık Kongresi’nin alacağı bu kararlara ilkin tarık Ziya Ekinci, Ümit Fırat, Orhan Miroğlu, Muhsin Kızlıkaya, Mehmet Metiner, Bejan Matur gibi, kendilerini “çoğulcu” olarak tanıtan Kürtler karşı çıkar. Halbuki yukarıdaki üç madde, tarihi kürdistan ülkesinin ve Kürtçe dilinin doğallığıyla uyum içindedir.

Türklerin, Amerikalıların, Almanların, Filistinlilerin ulusal yasaları yukarıdaki maddelerden on kat daha katıdır. Örneğin Türk devletinin sınırlarını, bayrağını, egemenliğini değiştirmeye teşebbüs etmenin cezası eskiden idamdı, şimdi ağırlaştırılmış müebettir. Herkesin sempati duyduğu Filistinde Yahudilere emlak ve arsa satmanın cezası ölümdür. İsrail’i tanımamak, İsrail yasalarına göre suçtur. Ermeni halkına karşı soykırım suçu işlenmemiştir demek, İsviçre yasalarına göre altı ay hapis cezası gerektirir. Doğu perinçek Lozan’da “Ermenilere karşı soykırım suçu işlenmemiştir” dediği için İsviçre mahkemesi tarafından altı ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

Fakat adı ve dili yasaklı Kürdistan, “çoğulcuların” yol geçen hanıdır. Benim anlamadığım Kürtlerden bunca “çoğluculuk” içinde daha ne tür bir “çoğulculuk” bekleniyor?

Bağımsızlıkçı olmak ve bu yolda teşebbüslerde bulunmak suç. Türk yazarların savunduğu çoğulculuk herhalde Kürdistan’ın bağımsızlığını ve egemenliğini temel alan çoğulculuk değil.

Onların savunduğu daha fazla Türk işbirlikçiliği, Kürdistan vatanına daha çok ihanet ve PKK’ye daha çok karşıtlık…

Görüldüğü gibi Türk kardeşler, “içbirlikçi çoğulculuk”a bir türlü doymuyorlar.

Ama benim sitemim ve kızgınlığım daha çok PKK’yedir. PKK, kendi içindeki bağımsızlıkçıları kilit altına almasaydı ve bu akımın özgürce gelişimine izin verseydi o zaman gerçek “Kürt çoğulculuk”unun ne olduğu anlaşılacak, Türk basınının çöpçatanları ve işbirlikçi Kürtler de Kürdün gerçek ulusal yasalarıyla karşılaşacaktı…

Ama olmadı. Bağımsızlıkçı damar baskı altına alındı. Kürdistan’ın hiç bir koşulda ulusal yasalarına tabii olmayacak Kürtler ise, PKK karşıtlığı adı altında savrulup gittiler.

Bundan dolayıdır ki, Türk basını ve devleti, “Kürdün işbirlikçi coğulculuğuna” bir türlü doymak bilmiyor…

Dev Türk mekanizması ve onun Kürt işbirlikçileri ağzılarını açmış; Kürt siyasetçilerine, aydınlarına ve bireylerine sesleniyor:

“Daha fazla işbirlikçilik, daha fazla coğulculuk…”

Bu tür çoğulculuğu, Kürt sorunun cepçiliğini yapanlar alsınlar başlarına çalsınlar… Türkiye, Kürt ulusunun gerçek insanlık yasalarıyla bir gün karşılaşacak… Buna inanın…

bildiricihasan@hotmail.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s