İşte Duçe’nin gerçek yüzü: “Bıçak kemiğe dayandı”

İşte Duçe’nin gerçek yüzü: “Bıçak kemiğe dayandı”

Erdoğan’a cevap derhal Amed “barış anaları” grubundan geldi: “Kürtler için bıçak kemiğe dayanmıştır
Uçakların, saldırı helikopterlerinin, tankların, ağır topların, yasak silahların, devlet makinasının ardına saklanarak nara atan Erdoğan çok “cesur”dur, çok! Bu münafık kişilik, Türk Devleti’nin başındaki Gül ile aynı günde “söz bitti!” “sloganı” eşliğinde düğmeye bastılar ve savunmasız sivillerin üstüne bomba yağdırmaya, halkın mesken masuniyetini hiçe sayarak evlere giriyor insanları esir kamplarına, gözaltı hücrelerine götürüyorlar.

Ama sonuç beklediği gibi olmuyor! Kürt korkmuyor..

Bak Duçe! Sen dünyanın en yeni kitle kırım araçlarına sahip olabilirsin,

Sen dünyanın en zalim gücünün işbirlikçisi, uşağı olabilirsin,

Ama özgürlük yürüyüşünü sürdüren Kürt Halkı’nın iradesini kıramazsın, kıramıyacağını göreceksin.. Silahların iman gücünü yenemediğini, haklı bir dava uğruna canını ortaya koyanların iradelerini kıramayacağını göreceksin.. Tarih, davasına yürekten inanan halkların yenilmezliğine defalarca tanıklık etmiştir. Eğer sen sağ kalırsan saçlarını yola yola göreceksin..

Bu yazıyı okuyan insanların bir kısmı Türk Devleti’nin son savaş ilanına nasıl gittiğini bilmeyebilirler. Bu bakımdan biri temel, diğeri zımni olmak üzere iki ayrı sebepler kompozisyonu açıkça ve hiç yalpalamadan ortaya konmalıdır.

Temel sebepler:

Bunları en iyi formüle eden, şaşırtıcı gelebilir, ama Erdoğan’ın kendisidir. Dünyanın, şu anda, son sistemli faşizme doğru yürüyüşünü gerçekleştirmekte olan bu Zat’ın Kürdistan Savaşı’nda tekrar tekrar terennüm ettiği sloganı her şeyi izah eder. Erdoğan’a göre;

-Türk Devleti’nde Tek Millet söz konusudur. Tarihi kökleri, kültürü, mitolojisi, dili ayrı da olsa söz konusu devlette başka bir millete yer yoktur. Kürt Halkı elbette bunu şiddetle red etmektedir. Evet, toprakları ilhak edilse bile orta yerde her türlü asimilasyoncu zorlamaya rağmen dimdik ayakta kalan bir Kürt Milleti/Halkı gerçekliği vardır. İşte temel sorunların başında bu gelir. Çünkü eğer Kürtler’in, bağımsız bir vücut halinde, varlığı kabul edilirse bu halkın temel insan haklarından, yani; anadilde eğitim ve kendi kendini yönetme hakkı da kabul edilmiş olacaktır.

-Erdoğan’a göre (ve giderek Türk kahır çoğunluğuna göre) Türk Devleti tek ülkenin, Türkiye denilen yapay bir “ülke” kavramının üstünde yükselmektedir. Kürt Halkı bu dayatmayı da açıkça red etmektedir. Kürt Halkı Türk Devleti’nin hüküm sürdüğü coğrafyada türkiyeleşmiş toprakların dışında, bir de Kürdistan vardır. Kürdistan coğrafyası kadimdir ve Kürtler o topraklara başı olmayan bir tarihten beri “ülkem” diyorlar. Temel sorunların ikincisi budur.

-Erdoğan’ın üçüncü tezi; “Tek Devlet” tezidir. Bu teze karşı durmak veya tartışmak politiktir. Şu andaki Kürt siyasi kadrolarının önemli bir kesimi “ayrı devlet” tezini gerçekçi bulmamaktadırlar. Eşitlik temelinde birlikte yaşamak isteyen bu Kürt siyasi çoğunluğunun varlığı dahi, Türkler’in deyimi ile “bölücü” olmamakla birlikte Türk Devleti’ni yöneten kadro tarafından 90 yıldan beridir şiddetle red ediliyor. Böyle bu madde tartışılan hali ile bile temel bir sorun olarak vardır.

-Erdoğan’ın dördüncü tezi “tek bayrak” tezidir. Türk Devleti’ni yöneten faşist-ırkçı kaadrolar, federasyon falinde birlikte yaşansa bile, bu federasyonu teşkil eden iki temel unsurdan biri olan Kürt Federe Devleti’nin bayrağını tartıştırmıyorlar.

Şimdi güncel sebeplere bakalım:

-Günümüz Dünya’sında benim “düşük yoğunluklu 3. Dünya savaşı” dediğim global bir savaş cereyan ediyor. ABD liderliğindeki NATO’nun öncülük ettiği bu yeni tip savaşta Kore’den tutun Güney Amerika’daki Latin rejimlerine kadar her ülkenin hedefte olduğu, ekonomik alanda Çin’in ve Rusya’nın da dahil olduğu Global bir savaştır bu.. Nükleer kitle imha silahlarının gölgesinde yaşanan bu savaş insanlığın kendi kendisini ve beraberinde tabiatı da ölüme sürüklemek üzere olduğu bir boğuşmadır.

-İşte bu dünya ortamı Türk Devleti’ne büyük bir hareket serbestisi sağlayabilecek bir ortam sunmuştur. Erdoğan hareket serbestisini Libya’ya kuvvet göndermekle ve Suriye Rejimi’ne sert çıkmakla garantiye aldığından emin olunca, Kürdistan’a bir bütün halinde (Kuzey-Güney) savaş ilan etmekte hiç bir sakınca görmedi.

-Erdoğan’ın Kürt Siyasi Önderliği’ni aldatmaya çalışması, Kürt tarafının bu oyuna gelmemesi Erdoğan’ı çıldırtmaya yetti. Önce “Kürt açılımı” diye başladığı yenileşme illuzyonunu zaman içinde belli bir plan çerçevesinde sulandırmaya başladı ve en sonunda her talebe “hayır” diyen bir noktaya geldi.

-Erdoğan Faşizmi bir yandan aldatma teşebbüslerini sürdürürken öte yandan da savunma halindeki gerillalara karşı adeta “avlama” sürecini başlatı ve 50 cıvarında gerillanın şehadetine yol açtı.

-Bunun üzerine gerilla pasif duruşunu gözden geçirdi ve ihtar niteliğinde operasyonlar başlattı. Bu operasyonlarda Türk Ordusu’nun kayıpları 100’e yaklaşınca Türk Faşizmi daha hazırlıklı olacakları bir başka dönemde başlatacakları savaş ilanını öne aldı. Şu anda cereyan eden savaş tümüyle Erdoğan’ın Osmanlı Devleti’ni yeniden ihya etme hayallerinin ürünüdür. Yayılmacılık zaten Türk İktidarları’nın tümünün rüyasıdır. Lozan’dan sonra 1932’de Agıri cıvarında İran’dan, 1939’da Hatay’ı Suriye denilen Fransız sömürgesinden, 1974’te Kıbrıs’ın Kuzeyi Makarios’tan koparmış bulunuyor. Şimdi de gözü Suriye ve Kürdistan’ın Güneyi’ndedir.

Savaşın gidişatı:

Türk Savaş stratejistleri şu anda ellerindeki en büyük hava gücünü Kullanarak Güney’deki 170 cıvarındaki hedefi vuruyor. Bu saldırılar kara harekatı öncesi “yumuşatma” harekatı olarak görülmelidir. Bu taktiği ABD Irak’ı vurmadan önce iki defa Irak’ta ve şu anda da Libya’da kullanıyor.

Ama…

Ama Kürdistan’daki yumuşatmayı yanlış yorumlayacaklardır. Onlar gerillayı vurarak yumuşattıklarını zan ederken aslında “ÇELİĞE SU VERİYORLAR!” Gerilla ve halk şu anda tarihte görülmedik bir şekilde sertleşiyor, kırılmazlaşıyor.. Artık “demir-carbon” karışımına su verilmiş bulunuyor. PASLANMAZ; KIRILMAZ BİR YENİ ÇELİK GÜÇ DOĞUYOR!

Evet bay Erdoğan,

Askerlerin mutlaka kara harekatına girişeceklerdir. Ama bu savaşın bir PİKNİK OLMADIĞI GÖRÜLECEKTİR!

“Vatan sağ olsun” diyerek evlatlarını Erdoğan’a teslim eden analar babalar sizlere acıyorum. Acıyorum, çünkü evlatlarınızın uğrunda öldükleri topraklar başkalarının ülkesidir.. Sizler alışıksınız, biliyorum, Kore’de b… yoluna giden evlatlarınıza da “şehit” diyordunuz. Neyin şehidi? Şavaşanlar ABD’liler ile Çin-Sovyet ve korelilerdi. Siz neden öldünüz? Türk Ordusu’na giydirilecek bir kaç postal uğruna!

2011-08-19

A Sirac Kekuyon

Not-I: Güney’in Goran Hareketi’ne, Liderleri Noşirvan Mıstefa ve arkadaşlarına yayınladıkları yurtseverlik belgesi bildirileri için teşekkür ediyorum..

NOT-II: Güle güle Kapitan… Güle güle Sosyalistlerin ağabeyi Mihri Belli.. Başın sağ olsun Sevim arkadaş

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s