Alaturka Paparazzi – Mehmet Sebatlı

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Alaturka Paparazzi – Mehmet Sebatlı

CHP lideri Deniz Baykal ile MHP’li milletvekili adaylarına ait kasetlerden sonra sıranın Kürtlere geleceği belliydi.

Son iki haftada Türk basın-yayın kuruluşlarının tamamında Bengi Yıldız, Abdullah Öcalan ve Übeydullah Özmen adlı bir imamın deniz veya havuzlarda çekilmiş resimleri yayınlanıyor.

Anti-Kürt paparazi yayıncılığı veya Alaturka Paparazzi diyebiliriz buna.

Paparazzi gazeteciliği en lümpen, en apolitik ve en basit gazetecilik türüdür. Hedef ünlülerin özel hayatını yansıtmak olup, ekonomi, siyasi ve sanatsal alan yayıncılıkları gibi herhangi bir tarihsel, siyasal veya branş uzmanlığına hiç gereksinim duymuyor. Gazete ve Tv merkezine fotoğraf veya görüntü sağlamakla yükümlü olan bu kişiler tatlıyı keşfeden arı misali, amacına ulaşıncaya dek hedefinin etrafında usanmazca dönüp dolanır. Zaten İtalyanca olan kelime anlamı da “Arı vızıltısı” demek. İtalyan yönetmen Federico Fellini’nin 1960 yılında yönettiği “La Dolce Vita” adlı filmde Paparazzo adlı bir basın fotoğrafçısı karakteri var. Fellini’nin okul yıllarında rahatsız edici bir ses tonuna sahip olan ve çok konuşan bir arkadaşının takma adıymış Paparazzo. Oradan filme, filmden dünyaya yayılan Paparazzini şimdi Alaturka çeşidiyle karşı karşıyayız.

Alaturka paparazzi klasik tanımla bildiğimiz özel hayatı ifşa eden bir tarz değil, siyasi merkezlerden kumanda edilen ve seçilen kurbanı (genelde muhalifler olur) bel altı salvolarıyla vuran bir yayıncılıktır.

Üretim kültüründe sıfır olup üretilenin kopyasını geliştirmede Türkler üstüne yoktur. Hiçbir Avrupa ülkesinde olmadığı kadar en çok gazete veTv kanalı Türkiye’de var. O ülkenin içindeki 72 milyonun tamamına artı ülke dışında yaşayan birkaç milyonuna gün 24 saat boyunca bu Tv kanallari, gazeteler ve radyolarla aynı şeyleri yayıyor. Geniş kitlelere ulaşamayan birkaç alternatif yayın kuruluşu haricindekilerin tamamı PKK’yi “terör örgütü”, Kürtlerin hak alma mücadelesini “bölücülük”, Kuzey Kürdistan’ı Güneydoğu, Güney Kürdistan’ı Kuzey Irak, BDP’yi “ülkenin hassasiyetlerine riayet etmeyen, yaptığı siyasetle ortamı geren parti” olarak yansıtıyor.

Bir an için bu yayınların menzilindeki gariban bir Anadolulu Türkü düşündüğümüzde Türkiye’de şovenizmin neden köklü olduğunu ve Türk-Müslüman-Sunni olmayan halklara neden müsamaha gösterilmediğini anlamak zor olmayacaktır.

Kürtlerle ilgili internette yayınlanan herhangi bir haberin altına düşülen “okuyucu yorumlarına bir dakikasını bile ayırdığında korkunç bir şovenizm ve Kürt düşmanlığıyla karşılaşıyor insan.

Kürtlere yönelik dağdaki bombalamalar, kentlerdeki kelepçelemeler, siyasetteki dışlama son bulsa dahi sokaktaki gündelik özel yaşamın etrafında hep bu iğrenç vızıltı olacaktır.

Çünkü Kürt sorununda yeni bir evreye giriyoruz. ‘Kürtler vardır ama…’ evresi.

Gelelim son zamanlarda Türk basınında Kürt siyasal birikimleri ve şahsiyetlerine karşı dikkat çeken saldırılara. Bengi Yıldız’ın Bodrum’da flaşlara yakalanmasıyla savaş uçaklarının Kandil’e bombalar yağdırması ve yandaş basındaki “Sri Lanka modeli” ve Kandil’in düşürüleceği tartışmaları aynı günlere tekabül etti. Sonra nedeni anlaşılmayan bir şekilde, 12 yıldır dünyanın en zor ulaşılan cezaevinde esir tutulan Abdullah Öcalan’ın Suriye’de bulunduğu 90lı yıllarda havuzda çekilen resimleri yayınlandı… Son olarak da BDP ile hiçbir ilişkisi olmayan bir imamın Bodrum’da bir kadınla denize girerken çekilmiş resimleri verildi. Bütün bunlar tesadüf olabilir mi? Elbette değil.

‘Kürtler vardır ama hakları yoktur’ argümanının yapı taşlarıdır bunlar.

Dağ bombalamaları, kentlerdeki polis ablukaları, mahkemelerdeki ırkçı yasa ve cezalar, sivil siyasete yönelik geniş çaplı bir operasyon hazırlıkları, Yeni Şafak, Zaman, Sabah, Takvim ve Taraf’taki kışkırtıcı, tehdit edici yorum ve haberler üst üste getirilip tümel bakıldığında tablo kolayca anlaşılabiliyor:

Kuzeyli Kürtler tarihlerinde ilk kez Pontus’un, Ermenistan’ın, Yunanistan ve Kürdistan’ın temelleri üzerinde kanla kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ni zorluyor. Tarihte hiç bu kadar uzun süreli bir dirençle karşılaşmadığı için tüm medeni hukuk ve ahlâkı ayaklar altına alarak topyekün saldırıyor geçiyor devlet kurumları.

Öcalan’ın Suriye gibi yazın sıcaktan insanın piştiği bir yerde suya girmesi, hem de bunun 15-20 yıl önce olması, ne için haber olur? Bilmeyenler için buradan yazayım: Gerilla da uygun zaman ve yer bulduğunda Kürdistan’ın harika ırmaklarında suya girer. Eğer Öcalan’a bağlılık duyan milyonlarca Kürdü etkileyebileceğinizi düşünüyorsanız çok büyük yanılgı içindesinizdir. Çünkü Öcalan’ın yıllar önce serinlemek için suya girmiş olmasına değil, neden şimdi özgürce suya giremediğine üzülüyor Kürtler.

Türk siyasileri ve generalleri denize girmezler mi?

Mustafa Kemal denize girmiyor muydu? Her gece masadan sarhoş kalkıp yatağa gitmiyor muydu? “Kemalistlerce” yasaklanan H.C.Armstrong’un kaleme aldığı “Bozkurt” adlı, Mustafa Kemal’in bilinmeyen tüm özel hayatını anlatan kitabını bilmezler mi bunlar?

Ertuğrul’dan tutun Yavuz Selim, Kanuni ve Abdülhamit’e kadar hangi Osmanlı padişahının hareminde onlarca cariye, kiminin de hadım edilmiş parlak yüzlü oğlanları yoktu?

AKP’liler ve Islamcilar kapalı pılajları kiraladıkları için onların deniz sefaları gözlerden ırak kalıyor.

Hüseyin Üzmez’in sapıklığı daha hafızalarda canlı…

Eger bu tür paparazzi haberlerle Kürt siyasetçilerini halkın gözünde suçlu ve kirli duruma getireceklerini, bununla Kürtlerin ulusal mücadelesinin duracağını, gerileyeceğini düsünüyorlarsa çok kendilerini komik duruma getirirler.

Biz de mi misilleme olarak yayınlayalim bu tür belaltı haberlerini?

Yıllar önce, Türk paparazzi haberciliğinin henüz yeni palazlandığı 90’lı yıllarda hic unutmadığım bir bilinç çarpıtma tekniğini anlatayım: Türkiye’nin Star’dan sonra yayına başlayan ikinci özel kanalı olan Show TV’nin gece haberlerindeçatışmada katledilmiş bir bayan gerillanın parçalanmış cesedi gösterilmiş, cesedin hemen yanıbaşına konulmuş olan dogum kontrol haplarına ait karton zomlanarak verilmişti. Sonra da tek cümlelik iğrenç bir yorum verilerek haberler orada bitirilmiş ve reklam arası olmaksızın Tutty-Frutty adlı seks eglencesine başlanmıştı.

Ee, hani bir dakika önce topluma ahlâk dersi veriyordunuz!

Yaklaşık 20 yıl boyunca PKK’ye ve Kürt ulusal taleplerine en adi yollarla saldıran Hürriyet’in eski Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, gazetesinin muhtelif sayfalarında her türlü yalan, provokatif ve tehdit dolu haberlerin sorumlusu olduğunu unutarak, hergün arka sayfada çıplak bir manken fotoğrafı bulup altına Amerikan duygularını andıran bir iki cümle yazardı.

Yaşar Kemal’in, Demirciler Çarşısı Cinayeti adlı iki kitaptan oluşan çok güzel bir seri romanı var. ‘O iyi insanlar o güzel atlara bindiler ve çekip gittiler’ cümlesiyle başlayıp aynı cümleyle bitiyor kitaplar. Üç kuşaktan itibaren birbirinden adam vurmuş, kan davası güden iki ailenin son kalan iki etkin beyini, Derviş ve Mustafa Beyi anlatıyor. Ortalıkta yeni yetme tüccarların türediği, şehir yaşamıyla beraber birçok insani erdemin tükenmekle yüz yüze olduğu, İç Anadolu’ya kapitalizmin yerleşmeye başladığı cumhuriyetin ilk yılları betimleniyor. Bir gece Mustafa Bey çığlık sesleriyle fırlar yatağından; öldürülme sırası kendisindedir. Avlusunda yatan kadınlara silahla ateş edilmiş ve tarlasındaki tahıl ateşe verilmiş. Kadınlara kurşun sıkabilecek, tarlayı ateşe verebilecek bir rezaleti, pisliği, alçaklığı kim yapmış olabilir? Derviş Bey’e bunu yakıştırmayan Mustafa Bey yakınır durur: “Derviş Bey yapmamalı, Derviş Bey böyle insanlık dışı bir şeyi yapamaz. O benim namuslu düşmanımdır. Benim şerefli, saygılı düşmanım Derviş bey böyle alçalamaz!”

Mustafa Beyin gönlü rahatlıyor: O alçaklığı Derviş Bey değil, sinek vızıltısı gibi rahatsızlık veren yeni yetme şehirliler yapmıştır.

Mustafa Bey kadar şanslı değil Kürtler, çünkü onurlu, namuslu, kendi değerini bildiği için kendini alçaltmayan Derviş Bey gibi bir düşmana sahip değiller.

Ama Türk devleti ve yöneticileri şanslı.

sebatli@hotmail.com

Kürdistan post.eu

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s