FETVA

FETVA
ADİL BAYRAM

TV ekranlarına düşen görüntü ve seslere göre, Amerika’ya sığınmış olan Fethullah Gülen isimli zat, Kürtlere yönelik çok tehlikeli ve kan dondurucu sözler söylüyor. Sözde PKK’ye karşı mücadelenin otuz yıldır neden başarılamadığını eleştiriyor ve yol gösteriyor. “Beş yüz mü, beş bin mi, haydi ellibin olsunlar, seninde elinde bir milyon var, oralarda etraflarını kuşat ve yok et” diyor. “Köklerini kes, kurut ve işlerini bitir” diye buyuruyor. “Evlerin ateşe verilmesi”ni istiyor.
Bunların Kürt katliamına ilişkin şimdiye kadar söylenmiş en açık ve korkunç sözler olduğu ortada. Söyleyenin Türkiye’yi yönettiği söylenen bir cemaatın lideri olduğu dikkate alınırsa, bunun bir “Fetva” olduğu açık. İçeriğine bakıldığında da bunun Kürtlere yönelik bir “Soykırım fetvası” olduğu net olarak görülüyor.
Amerika’da oturan ve AKP hükümetinin düşünsel yöneticisi olan bir kişi, Kürtlerin “Kökünün kurutulmasını” istiyor. O halde Kürt sorununun neden çözülemediği, bunu kimlerin engellediği ve günümüzde yaşanan sert çatışmaları başlatıp geliştirenin de kim ya da kimler olduğu böylece netleşmiş oluyor.
Kuşkusuz bu durum Kürtler açısından çok, ama çok büyük bir tehdit ve tehlike oluşturuyor. Fakat sadece Kürtler mi? Hayır! Çünkü ortada soykırım gibi bir insanlık suçu için fetva var. Bu nedenle, bu tehdit kendine “İnsanım” diyen herkesi ilgilendiriyor ve tehdit ediyor. Bir insanlık sorunu olarak ortaya çıkıyor.
Bu tehdit ve tehlikeyi Kürtlerin giderek daha çok algıladıkları ve tartıştıkları gözleniyor. Çünkü sadece duymuyorlar, her an birebir yaşıyorlar da. Fakat nedense iktidardaki AKP, diğer partiler, medya, çeşitli aydın ve yazarlar adeta görmezden geliyorlar, “yok” sayıyorlar. Hatta gündemi değiştirip üzerini kapatmak isteyenler bile var. Ancak bu tür yaklaşımlarla sözkonusu tehdidin üzeri örtülemez. Herkes bu soykırım fetvası karşısındaki görüşünü, duruşunu, tutumunu açıklamak ve ortaya koymak zorundadır. Bu fetvanın yanında mı, karşısında mıdır? Herkes insanlık suçu karşısındaki yerini belirlemelidir.
Elbette bu noktada ilk tutum belirlemesi gereken ABD yönetimi oluyor. Çünkü Kürt soykırımını öngören bu fetva Amerika’dan veriliyor. Fetvayı veren kişi Amerika’da oturuyor. Hatta ABD vatandaşı olduğu bile söyleniyor. Bu kişi halen de Amerika’da yaşamaya devam ediyor.
Peki kendini “Demokrasi öncüsü” sayan ABD yönetimi bu duruma ne diyor? Kürt soykırımı fetvası verdikten sonra Fethullah Gülen’e bir şey yaptımı veya yapmayı düşünüyor mu? Kürt özgürlüğünden mi, yoksa Kürt soykırımından mı yana? Örneğin, “Terör örgütü” diyerek PKK’nin mal varlığını dondurmuş olan ABD Dışişleri Bakanlığı, Fethullah Gülen’e de “Terörist” deyip benzer uygulamalar geliştirecek mi?
İkinci tutum açıklaması gereken, kuşkusuz “Fettullahçılar” denen cemaatın kendisi oluyor. Çünkü bu fetva cemaat adına ve cemaata veriliyor. Kaldıki bu cemaat kendisini “Nurculuk”un bir devamı olarak görüyor. “Nurculuk tarikatı”nı yaratan Said-i Nursi’nin bir Kürt olduğu ve kimliğini gizlemediği biliniyor. Yine Nurcuların “Kürt kimliğinin kabulü temelinde Kürt sorununun çözülmesini” istediği de biliniyor.
Peki böyle bir geçmişten gelen cemaat mensupları, şimdi Fethullah Gülen’in Kürt soykırımını isteyen fetvası için ne diyor? Özellikle cemaat içinde yer alan Kürtler şimdi ne düşünüyor? Kaldıki cemaat içinde son dönemlerde bir tartışmanın yaşandığı ve farklı görüşlerin olduğu da görülüyor. Bir kısım bu fetvaya aynen katılırken ve “Tamiller gibi Kürtler de ezilsin” derken, bazılarının da farklı düşündüğü anlaşılıyor.
Cemaatın bu fetva karşısında tutum belirlemesi önemlidir. Çünkü, soykırım gibi bir insanlık suçunun neresinde olduğu açığa çıkacaktır. Çünkü bu fetva kendilerine verilmiştir, uygulaması kendilerinden istenmektedir. Bu fetvaya uygun davranıp Kürt katliamı yapacak mıdırlar, yoksa red mi edecekler? Ülkemizde olayların gelişimini biraz da bu soruya verilecek cevap belirleyecektir.
Üçüncü olarak, Fethullah Gülen fetvası karşısında siyasi iktidarı elinde tutan AKP tutumunu açıklamalıdır. Kürt soykırımı fetvasının yanında mı, karşısında mı, ortaya koymalıdır. AKP yönetimi altında yaşanan çözümsüzlük ve tırmanan savaş bununla bağlantılımıdır, değilmidir, kamuoyunu aydınlatmalıdır.
Çünkü bu konuda üzerinde şaibe var. Aceba Necdet Özel’in yönettiği kuşatma harekâtları bu fetvanın gereği mi oluyor? Aceba “KCK operasyonu” adıyla yapılan siyasi tutuklamalar bu fetvadaki “Kök kurutma” emrinin yerine getirilmesini mi ifade ediyor? AKP, Kürt sorununu niye çözmüyor da, “Ezeceğim, bitireceğim” diyor? Herkes bu sorulara cevap istiyor.
Yoksa Fethullah Gülen emrediyor, AKP de bu emri hayata mı geçiriyor? Devri Osmanlı’da Şeyhülislam fetva verir, padişah da bunu hayata geçirirdi. Devri AKP’nin fetva vereni de Fethullah Gülen mi oluyor? Tayyip Erdoğan, Fethullah Gülen’in talimatlarını mı uyguluyor? Bu hususların artık netleştirilmesi gerekiyor. AKP’lilerin ve destekçilerinin “Bu işe ne dedikleri”nin artık bilinmesi gerekiyor.
Dördüncü olarak da tüm medyanın, aydın ve yazarların bu soykırım fetvası karşısında tutumlarını açıklamaları lazım. Mademki dördüncü kuvvetler, o halde güçlerini göstermeliler. Özellikle tırmanan savaşın nedenlerini araştıran Taraf, Zaman, Radikal gibi gazeteler niye susuyorlar? “Kürt dostu” olduklarını övünerek ifade eden liberaller, gerçek Müslümanlar ne güne duruyorlar? Fethullahçı fetva karşısında ne düşünüyorlar? Her olayda PKK’yi suçlamak kolay da, Fethullah Gülen’in soykırım fetvasına ne diyorlar?
Gerçek Kürt dostluğu şimdi bu sorulara verilecek cevapta görülecek. Herkes bilsin ki, başka türlü Kürtleri ikna etmek mümkün olmayacak. Kürt halkına, demokrasi ve insan haklarından yana olan herkese gelince, onlar sözkonusu tehdit ve tehlikenin bilincine daha derinden varmak ve daha sıkı örgütlenerek aktif mücadele etmek zorundadırlar. Kürtlerin nasıl bir soykırım kıskacında olduğu şimdi daha iyi açığa çıkmıştır. İttihatçıların 1915’de (Birinci dünya savaşı içinde) Ermenilere yaptıklarının bir benzerini, şimdi (Üçüncü dünya savaşı içinde) AKP Kürtlere yapmak istemektedir. Fethullah Gülen’in AKP’ye fetvası bunu ifade etmektedir.
O halde bu gerçeği iyi görmek ve öncelikle çok yaygın bir biçimde teşhir etmek gerekir. Dünyadaki tüm Kürtlere ve demokrat çevrelere bu fetvayı taşımak ve tutum istemek gerekiyor. Buna bağlı olarak da birliği ve mücadeleyi yükseltmek lazım. Beyni sulanmış zatın insanlık dışı bu fetvası ancak böyle boşa çıkartılır.

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s