Vicdanlı ve vicdansız Kürtler

Vicdanlı ve vicdansız Kürtler

Haydar Işık

Kürtler, sömürgeci şartlandırma etkisiyle baktıklarını tam göremediler ve sağlam düşünce geliştiremediler. Oysa Ankara’yı doğru görseler yeter. Bugün iktidardaki AKP’li sözde müminler Allah’ı ne gökte ne yerde, müminlerin kalbinde, diye tanımlar. Ama O’nu yalnız Türkçü, devletçi ve tekçi sistemleri için sevdikleri, herkesin kabul ettiği bir realitedir. Erdoğan; „Yaratılanı Yaradandan ötürü seviyorum.” dese de; Allah’ın, Kürtleri de yarattığını hiç düşünmez, ya da yarattığını söyler ama hakları olduğunu kabul etmez. Doğumdan ölüme, yatak odasından abdest suyuna kadar herşeyi düzenleyen Yüce Allah’ı, sadece özenle yarattığı Türk asıllı tebaasını mutlu ve müreffeh kılmak için buyruk yollamış olsa gerek. Türkler gönüllü Müslüman olduklarından İslamın ganimetinden fazlasıyla yararlandılar. Buna karşılık Kürtler İslam olmamak için, Arap-İslam ordularına karşı yüz sene savaştıklarından Allah’ın üvey evladı bile olamadılar. Bazı Kürtler; Kürtlerin bu bölünmüş halini Kudüs’ü Haçlılardan alan Sultan Selahaddin’e bağlarlar. Batının ona duyduğu gizli kin nedeniyle Kürtler bölündü parçalandı, düşünürler.

AKPliler; Müslüman, Müslümanın kardeşidir diyor. Kardeşlikte paylaşım olur, hak olur, hukuk olur. Güzel Türkçe’nin yanında Müslüman Kürtlerin anadili Kürtçe’ye de yer olur. Yaradana inanan, doğuştan kazanılan bu hakkı tanır. Oysa Kürtçe, hala yasak altında tutuluyor. Yani darda beraber, ama yarda yalnız Türklük var. Allah’a sormuşlar; Sen Fransızı niye yarattın? Zarifliği için. İngilizi; inadı için, Almanı; çalışkanlığı, sonunda sıra Kürtlere gelince; Kürtler mi? Onlardan haberim yok, demiş.

Hani bir söz var; kör Allah’a nasıl bakarsa, Allah’da ona öyle bakar. Selahaddin kutsal kenti kurtardı, biz Kürtler bin yıl geçtiği halde daha esaretten kurtulamadık. Kürtler kör mü? Kürtleri ezip duruyorlar. Anadil eğitim-öğrenimi görmeyeceksin, çocuklarına istediğin ismi veremeyecek, hiç bir hak hukuk talep etmeyeceksin, diyorlar. Ankara, yalnız Türkiye Kürtleri için değil, güney, doğu, batı, diaspora vesselam Arjantin’de bile olsalar, dünyadaki tüm Kürtler için ahkam kesiyor. Ankara soluk almandan, kafanın içinde dolaşan fikirlere kadar emrime girmezsen vururum, diyor. Özgür Kürde bir tek yol bırakıyor; gel zindanda çürü. İşte binlerce tutuklu, üstelik seçilmiş belediye başkanları, milletvekilleri… Şimdi sorayım size, doğumundan ölümüne kadar Kürtlere hükmeden kim?

„Kürde fırsat verme ya Rab, dehre sultan olmasın

Ayağını çarık sıksın, asla islah olmasın

Vur sopayı al ekmeği, karnı bile doymasın

Ol çeşmeden gavur içsin, Kürde nasip olmasın.”

Sultan Selim’in bu düşmani ruh hali bugün Fetullah Gülen’de tezahür etmiş. Çevirin etrafını ortadan kaldırın, isterse elli bin olsun, yok edin diyor. Bu katliamcı tavrı takınan Türkiye, bir hırsız gibi Kürtlerin hem gününü, hem de gecesini çalmakla meşgulken, Kürtler için yaptırdığı zindanlar, asimilasyon fabrikaları olan devletin Türk-İslam sentezli okulları; doğarken Kürt; ölürken; „mutlu Türk” yaptıkları Kürdün, işkence içindeki yaşamı sürüp giderken, Türk devletinde özgür Kürde hak hukuk yokken ve sadece devlet terörü varken, kendisi olmayana başkası isim koyar. Akıl, fikir, izan bazı Kürtleri terketmiş olmalı. Ruhu çürümüş, alınıp satılan bu vicdansız Kürtler; devlet terörünü hoş görüyor. Sanki tüm kötülüklerin anası özgürlük mücadelesi veren Kürtlermiş gibi davranıyor. Dersim’de katledilen 50.000 kadın ihtiyar ve çocuk da, Roboski’de katledilenler de bunlara göre suçludur. Uslu otursunlar, devlete biat etsinler, kimlik ve kültürünü unutsun, diyorlar. Devletin hoşuna gitmek için „Kürt değilim” diyenler var. Aleviliği sulandırıp İslamlaştıran ve Hanefiliğe bağlayanlar var. Ne yapalım, sömürge şartlarda yaşayan halktan çokca korucu, ihanetçi, ihbarcı çıkar.

Kürt dilinin anayasal yasak altında tutulduğu ve Başbakan her gün ağzını açınca, „tek millet, tek dil…” derken, bunu bile Kürtlere verilen hak yapanlar var. TRT6’ya çıkıp bindiği arabanın türküsünü söyleyenler, Kürt hareketini eleştiren her „ …oğlu” Türk basınında „Kürt aydını” olarak lanse ediliyor, sonra bu şahıslar kanal kanal „aydın” diye dolaştırılıyor. Alınıp satılan bu ahlak yoksunlarında ne vicdan, ne sanat, ne ruh ve ne de başını dik tutma var. Başları eğildiği için bir daha kaldırmaları da mümkün olmaz.

Buradan Alevilere gelelim. Hani o Aleviler ki, insanı kıble yapar, Mansur el Hallac ruh temizliğiyle O’na varmayı, „Enelhaq ve Vahdeti Vücud” erdemliliğini kurar;

„O’nu seven benim.

Ve O sevdiğim, benim.

Biz bir bedende iki ruhuz,

Beni gören O’nu; O’nu gören de beni görür.” dediği için Bağdad’ta öldürülen* benzeri katliamlardan geçirilirler. Ve Dersim’de bize yapılan, Mansur’a yapılan şiddetten yüz bin kez fazladır. Şu sıralar Alevi evlerine X işareti konuyor. Katar ve Suudi petro dolarını alan AKP Müslüman Biradercidir. Alevi inancına açıkca karşıdır. Bunu vicdan sahibi her Alevi görüyor. Peki neden Kürt Özgürlük Hareketini doğal müttefik görüp birlik kurmuyorlar? Hala katil devlet partisi CHP’yi umut görmeleri anlaşılır değildir. Oysa „Yeni CHP”nin eskisinden pek fazla farkı yoktur.

Alevinin Tanrısı, insan yapısıdır. Ruh temizliğinde, vicdanlı olmada ve gerçekleri aramada görünür. Gerçekliği arayanlar şüphesiz oldu, ama ardından giden az oldu. Koçgiri kanarken Dersim aşiretleri „Biz eşkıyadan yana olmayız” deyip Ankara’ya biat ettiler. Sonra Piran ve Zilan katliamları yapılınca Dersim, bana dokunmayan bin yaşasın düşündü. Sıra kendisine gelince yardım eden yoktu. Türk devleti, halkımızı aç bıraktı. Aç olan sadece doymayı düşünür. Devlet, Kürde düşünmeyi unutturdu. Düşünceyi unutan despotik ve dogmacı olur. Zerdüşt; iyi nedir diye sorarsan, derim ki ruhu büyüyen iyidir. Çünkü ruhu büyüyenin cesareti büyür, der. Ne var ki, karnı doymayan, anadilden eğitim almayan, bilim, bilinç ve inanç kazanmayan, sömürgeci ırkçı eğitimden geçirilenin ruhu ceviz kabuğuna hapsolur. Böylesinin cesareti olmaz. Ama bilinsin ki, içi boş ceviz de bir gün kırılır.

Otuz yıl kadar önce Kürdün bu maküs talihini değiştiren biri çıktı ve gür sesle halkına seslendi. Sen ki bu toprakların kadim halkısın. Dili kesilmiş lal ve sağır yapılmışsın. Sana düşünmeni öneriyorum. Tanı düşmanını, savun kendini, düşüncen galip gelmezse, o zaman da namuslu olduğuna sevin. Şimdi düşünen, etrafını doğru algılayan Özgürlük mücadelesi veren Kürtler, Şemzinan’da özgürlük türküleri söylüyor. Atatürk kum çuvallarının ardına sığınmış.

Artık vicdanlı ve cesaretli bir Kürt gençliği Zerdüşt güneşi altında kendisine yer arıyor. 1979 yılında Mahabad’da Komeyni karşıtı kitlesel miting yirmi otuz bin kadardı. Acaba biz Amed’de bu kitleyi toplayabilecek miyiz, düşünmüştüm. Bugün milyonlar toplanıyor. Bugün Güney Kürdistan defakto devlet ve Batı Kürdistan halkı özerk ve özgür. Ben söylüyorum siz bir yere not ediniz. Yarın Güney ve Batı’nın birleşip bir Kürdistan devleti kurması artık hayal değildir. Yeter ki, Kürt gençleri ulusal düşüncede ruhunu daha da zenginleştirsinler. Bu ruh zenginliği onların varlık nedenidir. Vicdanı büyük, medeni cesaret zenginliğine eren gençlik aynı zamanda evrensel demokrasiyi bölgeye getirir. Halkımızın özgürlük mücadelesi, despot teokratik rejimleri Ortadoğu’dan silip götürecek ve bölge halklarına demokrasi nefesi aldıracaktır.

*Şerkoy’dan Sultan Selahaddin Eyyubi’ye romanına bakınız.Peri Yayınları

http://www.haydar-isik.com

https://twitter.com/#!/yazarhaydarisik

https://www.facebook.com/haydar.isik2

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s