Patlamada dinamitlerin rolü var mı?

Patlamada dinamitlerin rolü var mı?

Kömür Ocağı’nda meydana gelen maden faciasında, altı saat boyunca yer altında kaldıktan sonra sağ kurtulan işçilerden biri olan Ahmet Küyük, maden ocağında bir aydır karbonmonoksit gaz ölçümlerinin normalin çok üstünde olmasına rağmen tedbir alınmadığını söyledi. Küyük, yüksek ölçümlere rağmen dinamit patlatılmışsa yangına yol açmış olabileceğini belirtti.  

13 Mayıs günü saat 15.10’u gösterdiğinde ikinci vardiya 8 saat süren zorlu bir çalışma temposu sonrasında, olacaklardan habersiz paydos etmeye hazırlanıyordu. Bu maden işçileri arasındaki yüzlerce işçi arasında 31 yaşındaki Ahmet Küyük de vardı. Maden faciasından şans eseri kurtulan üç çocuk babası Küyük hala o gün yaşananların şoku altında. Dumandan ve gazdan korunmak için 150 işçiyle birlikte mekanize ayağın kaçamağına sığınan ve arkadaşlarının birçoğunun titreyerek hayatını kaybettiğine tanık olan Küyük, en azından birkaç mesai arkadaşını kurtarabilmenin mutluluğunu yaşıyor.

GELİYORUM DİYEN FACİA!

Beş yıldır Alp Gürkan’a ait Soma Eynez Kömür Ocağı’nda ikinci sınıf üretim ustası olarak çalışan Küyük, facia günü yaşananları şöyle anlattı: “Her gün olduğu gibi saat 8.00’de mesai başı yaptım. Normalde benim alanım olmadığı halde, o gün Hüseyin Çavuş bana dinamit sandıklarını taşımam için görev verdi. Dinamit sandıklarını topçulara teslim ettikten sonra tekrar işime döndüm. Saat 14.15 sıralarında boş dinamit sandıklarını dinamit deposuna götürmek üzere bulunduğum üçüncü banttan ikinci banda doğru yürümeye başladım. Tam ikinci banda ulaştığım anda her yeri duman sardı. Ulaştığım noktada bir emniyetçi amir ve yardımcıları olmak üzere beş kişiydik. Emniyetçi amir yardımcılarıyla birlikte dumanın geldiği üçüncü banda doğru giderken, ben hemen 45 dakikalık ömrü olan monoksit gaz maskemi giydim. O esnada yanımda bulunan Mustafa isimli işçi heyecandan maskesini takamadığı için onu sakinleştirip maskesini takmasına yardımcı oldum. Daha sonra el ele tutuşarak üçüncü bandın bulunduğu noktaya ilerlemeye başladık. Duman gitgide yoğunlaşıyordu. Açıkta olan gözlerimiz yanmaya başladığı için, yolumuzdan dönerek hava akışının bulunduğu mekanize ayağın kaçamağı önüne geldik. Orada 4 işçi daha vardı. 15 dakika boyunca bekledik. Sonra üçüncü banttan kalabalık bir grup işçi bulunduğumuz noktaya geldi.”

EMNİYETÇİ AMİRLERDEN İNANILMAZ HATA

Küyük, anlatımlarını şöyle sürdürüyor: “Herkes panik içindeydi. Duman giderek yoğunlaşıyordu. Görüş mesafemiz kapandığı için orada öylece bir müddet bekledik. Hava borularını kesip oradan temiz hava almaya başladık. Ne yapacağımızı düşünürken, mekanize ayağın kaçamağından gelen bir işçi bize ayağın girişinde temiz hava olduğunu söyleyerek oraya yönlendirdi. İşçiler o panikle koşmaya başladı ve arbede yaşandı. Yaklaşık 155 işçi ayağın girişine toplandık. Dumanın bulunduğumuz noktaya ulaşmaması için emniyetçi amirler ayağın iki yanına baraj kurmaya karar verdi. Ancak bu çok büyük bir hata oldu. Çünkü bu kez duman daha da yayılmaya başladı. Emniyetçiler bize geriye doğru çekilmemizi söylediğinde ayağın içine toplandık. Ancak dumandan etkilenen birçok arkadaşımız orada baygınlık geçirdi. Bayılanları kurtarmaya giden mekanize amiri bir daha dönemedi. Amirin yardımcıları ise yapılan barajı sökmeye gittiklerinde duman daha da yoğunlaştı.”

İŞÇİLER TİTREYEREK CAN VERDİ

O andan itibaren büyük bir panik başladığını belirten Küyük, “Bir patlama sesi geldi. Hepimiz topluca dua etmeye başladık” diyor ve ekliyor:  “Birçok işçinin maskesinin çalışmadığını o anda fark ettik. Çocuklarının isimlerini sayıklayanlar, namaz kılanlar vardı. Sürekli imdat diye bağırıyorduk, ancak sesimizi duyan yoktu. O saate kadar kurtarılmamış olmamıza isyan ediyorduk. Böylece beklemeye başladık. Bazı işçiler gazın etkisiyle uyumaya başladı. Bir müddet sonra birçok işçinin titremeye başladığını fark ettim. Titreyen işçilerden çoğu gözlerimin önünde can verdi. Yere çömeldim. Beyin durmuştu sanki. Vücudumun her tarafı cayır cayır yanıyordu. Ayağın içine el attım ve orada biriken su ve toprağı elime alarak hem kendime hem yanımda bulunan arkadaşlara soğuk uygulama yaptım. Baygınlık geçiren ve boğulan İsmail isimli çavuşun üzerine su dökerken, yanımıza gelen vardiya amiri hava akımını ters yöne çevirdiklerini söyleyerek, hayatta olanların çıkmasını istedi.”

ÖLÜ İŞÇİLERE YAŞIYOR GÖRÜNTÜSÜ VERDİLER

“Yürüyecek takatim kalmamıştı” diyerek sözlerini sürdüren Küyük, kurtarma sırasında yaşananları şöyle anlatıyor: “Bizi kurtarmaya gelen işçiler beni omuzlarımdan tutup Mekanize ayağın kaçamağına kadar götürdüler. Orada bir müddet kaldıktan sonra ben de bayılan arkadaşlarımı kurtarmaya gittim. İki kişiyi taşıyarak kurtardım. Temiz havanın verildiği noktaya teker teker çıktık, ikinci banta yürüdük. İşletme müdürü Akın Çelik ile karşılaştık. Öylece orada oturuyordu. Bize ‘Çıkın. Biz arkadaşlarınızı kurtaracağız’ dedi. Daha sonra normalde kesinlikle çıkmamız yasak olan birinci bandın ağzına çıktık. Temiz hava soluduğum için bacaklarım titremeye başladı. O an yanımda bizi kurtarmaya gelen bir kişi vardı. Çıkışa 5-10 metre kala sedye üzerine yatırılmış, hareketsiz duran ancak ağızlarında tüpsüz oksijen maskesi bulunan iki işçi dikkatimi çekti. Yanımdaki şahsa neden işçilerin çıkartılmadığını sordum. ‘Çıkartacağız’ dedi. Bunun üzerine sedyedeki işçilerden birinin yanına yanaştım ve yüzünü kontrol ettim. Buz gibiydi ve yaşam belirtisi vermiyordu. Ölmüştü, ancak yaşıyormuş gibi sedyeye yatırılmış, yaşıyor görüntüsü verilmişti.”

KARBONMONOKSİT GAZ ÖLÇÜMLERİ NORMALDEN YÜKSEKTİ

6 saat boyunca yer altında mahsur kaldıktan sonra kurtarılan Küyük, Refah Hastanesi’nde bir gün tedavi edildikten sonra hayata yeniden “merhaba” dedi. Şoku üzerinden atamayan Küyük, bu kadar işçinin ihmal yüzünden hayatını kaybettiğini vurguladı.

Bir aydır karbonmonoksit gazını ölçüm cihazlarının normalden çok daha yüksek derecelerde seyrettiklerini ve ısının çok yüksek olduğunu aktaran Küyük, ancak hiçbir yetkilinin bunu dikkate almadığını belirtti.

Küyük, “Normalde tişört ile çalışıyorsak sıcaktan artık atletle çalışmaya başlamıştık. Bu bir göstergeydi. Üstelik bu yüksek ölçümlere rağmen dinamit patlatılmışsa bu da yangına neden olmuş olabilir. Faciaya bile bile kapı açtılar” diye konuştu.

Gizli taşeron uygulaması olduğunu da aktaran Küyük, bu taşeronluğun bir firma üzerinden değil, maden ocağında çavuş olarak gözüken ve işçiler üzerinden para kazanan Hüseyin Şen tarafından yürütüldüğünü söyledi.

BİZİ KÖLE GİBİ KULLANDILAR

Çalışma koşullarının çok kötü olduğunu aktaran Küyük, tabi tutuldukları uygulamaları şöyle sıraladı: “Bizi resmen köle gibi kullanıyorlardı. Kömür az çıkıyor diye müdürler tarafından sürekli azarlanıyorduk. İş alanımıza girmeyen bir sürü görevi sırtımıza yüklediler. 1 sene önce müdürle kavga edip çıkan ve 200 kilo üzerinde ağırlık taşıyan ağırlıkçıların tüm işi bize kaldı. 1 sene boyunca ağırlıkları bize taşıttılar. Son günlerde daha çok kömür çıksın diye, banta çıkmamızı dahi yasakladılar. Bir gün işe gelmesek hem sigortamızdan oluyor, hem de dört günlük yevmiyemiz kesiliyordu. Bu koşullar nedeniyle benim de içinde bulunduğum birçok işçi senelik kömür hakkını alıp işi bırakmayı düşünüyordu. Ancak bunu duyan yetkililer benim kömür alma hakkımı 5 ay ertelediler”.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s